(353 S. K. m. 83)
Askeri Yargıtay 3 üncü Dairesinin 5.2.2002 tarih ve 2002/113-111 E.K. sayılı ilâmında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere sanığın usulüne uygun sorgusunun yapılması, kamunun yargılamayı öğrenme hakkına, resen araştırma ilkesine ve adil yargılanma hakkına tekabül eden, kamu düzenine ilişkin bir usul kuralıdır. Sanığın sorgusunun yapıldığı duruşma tutanağında susma hakkını kullanmadığı açıktır. Sanığın hazırlık ifadesini kabul etmesi veya hazırlık ifade tutanağının okunması usulüne uygun sorgu yapıldığını göstermez. 353 sayılı Kanunun 156/2 nci maddesi "sanığın duruşmadaki ifadesi ile evvelce alınan ifadeleri arasında bir aykırılık görülürse ve aykırılığın başka türlü giderilmesi mümkün olmazsa eski ifadeleri okunabilir" şeklinde olup, 96/3 üncü maddesi ise "sanık suçunu itiraf else bile, öz vakıanın soruşturulması gerekir" şeklindedir. Vicdani delil sisteminin geçerli olduğu ceza yargılaması hukukumuzda kamusal niteliği ağır basan ve maddi gerçeği bulmak için konulmuş bu usul kurallarının, aynı zamanda Anayasamızın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde yer alan hâkim önünde sorguya çekilme hakkını da içine alan adil yargılanma hakkını tesise yönelik olduğu da açıktır. Bu itibarla sanığın sorgusu yapılırken isnat edilen eyleme ve suça ilişkin maddi gerçeği ortaya çıkarmak için sorular tevcih edilerek, sanık ifadesinin ayrıntılı bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerekirken, sadece sanığın hazırlık ifadesini kabul ettiğine dair beyanının alınmasıyla yetinilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, mahkûmiyet hükmünün sanığın sorgusunun usulüne uygun bir şekilde yapılmaması nedeniyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy