(353 S. K. m. 214)
353 sayılı Kanunun 209 uncu maddesi; temyiz isteminin karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmışsa tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde yapılmasını amir bulunmaktadır.
Hükmün sanığın bilinen adresine tebliğ mazbatalı zarfla tebliğe gönderildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21 inci ve Tebligat Tüzüğünün 28 inci maddelerinde yazılı gereklerin yerine getirildiği ve tebligatın 23 Mart 2002 tarihinde gerçekleştiği, sanığın bir haftalık hak düşürücü temyiz süresi geçtikten yaklaşık iki ay sonra, 29 Mayıs 2002 tarihinde Konya 2 nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına vermiş olduğu dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu, tebliğ zarfındaki ve temyiz lâyihasındaki adreslerin aynı olduğu, temyiz isteminin reddine ilişkin kararın da aynı adreste kendisine tebliğ edildiği görülmüş ve temyiz isteminin süresinde yapılmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak; ayrıntıları Askerî Yargıtay Drl.Krl.nun 20.3.2003 tarihli ve 30-26 sayılı kararında açıklandığı gibi, asıl davaya hangi kuruluşla bakılmışsa tali davaya da aynı kuruluşla bakılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Asıl davaya kurul hâlinde bakıldığı hâlde, temyiz isteminin reddine ilişkin kararın askerî mahkemenin hâkim sınıfından bir üyesi tarafından verilmiş olması nedeniyle (kararın başında kurul yazılı olduğu hâlde, imza tek hâkim tarafından atılmış) hukuken geçerli bir ret kararının bulunmadığı sonucuna varılmış, bu nedenle sanığın itirazına atfen mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı duruşmasız işlere ait kararı kaldırılarak esasın incelenmesine geçilmiş ve süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy