(765 S. K. m. 218) (1632 S. K. m. 115)
Dosya içeriğine göre; olay tarihlerinde TCG.Ç-117 Komutanlığı emrinde Seyir Astsubayı ve aynı zamanda Bölük Astsubayı olarak görev yapan sanığın, 1996 ve 1997 yıllarında gemiye yeni gelen erbaş ve erlere paralarını muhafaza edeceğini ve istenildiğinde geri vereceğini söylemek, bir kısım tanık beyanlarına göre de "Üzerinizde fazla para bulundurmanız yasak, ben geminin bankasıyım" demek suretiyle Erler R.A., A.D., S.C., H.D., M.S., S.E., Ö.G. ve Ş.E. ile Onb. A.C.nin paralarını kendisine vermelerini sağladığı, Erler A.D., S.C., Ö.G. ve M.T.'nin cüzdanlarını açıp fazla gördüğü paraları aldığı, Erler A.D. ve S.A.'nın bankamatik kartlarını alıp şifrelerini de öğrenmek suretiyle hesaplarından para çektiği, Er H.D.'nin çantasından üç paket sigarasını aldığı, bunlarla ilgili olarak para sahipleri ile arasında kayıt tutulmadığı, topladığı paraların bir kısmını istedikleri zaman sahiplerine vermesine rağmen, çoğu zaman üzerinde para olmadığını söylediği, bozuk para biriktirdiğinden bahisle erbaş ve erlerin dolaplarında ve üzerlerinde bulunan bozuk paraları topladığı, erat maaşlarını dağıttıktan sonra çatal, kaşık gibi ihtiyaçların karşılanacağı gerekçesiyle geri aldığı, izine giden Er A.D.'den bir takım nevresim, Er S.C.'den para aldığı, Er Ş.E.'den ise fotoğraf makinesi, walkmen ve bir miktar para istediği iddia ve kabul edilmiştir.
Mahkemece sanığın muhafaza edeceğini ve istenildiğinde geri vereceğini söylemek suretiyle askerlerden para alması, bankamatik şifrelerini öğrenerek hesaplarından para çekmesi veya çektirmesi, cüzdanlarını kontrol ederek fazla gördüğü parayı alması, aramalar sırasında bulduğu bozuk para toplaması, maaşların dağıtıldıktan sonra gemi ihtiyaçları için kullanılacağı söylenerek tekrar toplanması eylemlerinin müteselsilen memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ve kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanığın izine giden Er A.D.'den nevresim takımı istemesi ve adı geçenin izin dönüşünde bir takım nevresim getirerek sanığa vermesi, 1997 Ramazan Bayramında izine gitmek için müracaat eden Er S.C.'den a gitmesi karşılığında 2.500.000.- TL. para alması, daha sonra bu paranın az olduğunu söyleyip verdiği hesap numarasına bir miktar daha para yatırma istemesi, S.C.'nin izinde iken sanığın aratması üzerine, verdiği hesap numarasına banka havalesi ile 5.000.000.- TL. Daha yatırması, Kurban Bayramında da izine göndereceğini söyleyerek bankamatik hesabın 5.000.000.- TL. çekmesi ve Er Ş.E.'nin iki kurs arasındaki dört günlük sil: evinde geçirebileceğini, ancak karşılığında walkman, fotoğraf makinesi ve biraz para getirmesi gerektiğini söylemesi eylemleri de TCK'nın 218 inci maddesi kapsamında müteselsilen görevine girmeyen bir işten yarar sağlama ola kabul edilmiş ve mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
TCK'nın 218 inci maddesinde düzenlenen, görevine girmeyen bir işten yarar sağlama suçunun oluşumu için; işin memurun görevine ve yetki-girmeyen bir şey olması, memurun işi bizzat yapmaya muktedir görünmesi, yapacağından bahisle ve kandırıcı vaatlerle yarar teminine girişmesi gerekmektedir.
Daha önce Kanunun 227 nci maddesinde yer alan bu hüküm, 3679 sayılı Kanunla cezası değiştirilmek suretiyle 218 inci maddede yeniden düzenlenmiştir. Doktrinde memurlar tarafından işlenebilen bir tür dolandırıcılık suçu olarak kabul edilmektedir (Erman-Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, Sayfa: 125). Nitekim madde gerekçesinde "Failin kandırıcı nitelikte vaatte bulunmak suretiyle görevine dâhil bulunma ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı (eski tabir tervici merama muktedir olmadığı) bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlaması fiili cezalandırılmaktadır.
Suçun oluşması için, failin işi bizzat yapmaya muktedir görünmesi ve işi yapacağından bahisle kandırıcı vaatlerle menfaat sağlaması cezalandırılmaktadır.
Aslında suç, memurun özel bir dolandırıcılığı suretinde de tavsife müsaittir." açıklamasına yer verilmiş olması, bu saptamayı doğrulamaktadır.
Görüldüğü gibi suçun maddi unsuru, failin memur olmasının getirdiği kolaylıktan yararlanarak kendisinin yetkili olduğuna mağduru inandım suretiyle menfaat sağlanmasıdır. Başka bir anlatımla bu suç görevde-doğmamakta, memur olan fail yapılacak işin kendi görev ve yetkisi içinde kaldığına inandıracak, kandırıcı bir takım hareketlerde bulunmaktadır (Yargıtay CGK. nın 26.06.2001 tarihli ve 5/116-141 sayılı kararı da bu görüşü doğrulamaktadır).
Bölük Astsubayı olan sanığın doğrudan ve tek başına izin verme yetkisi ve görevi bulunmadığı gibi, mağdurlar A.D., S.C. ve Ş.E.'den izin karşılığında nevresim takımı, para, walkman ve fotoğraf makinesi istemesi gibi eylemlerinde kandırıcı vaatte bulunma unsurunun oluşmadığı görülmektedir.
Ancak ASCK'nın 115 inci maddesi, Kanunun 6 ncı Faslında 108-121 inci maddeler arasında düzenlenen makam ve memuriyet nüfuzunu suiistimal suçlarına uymayan, yasada özel olarak cezalandırılmayan ve fakat makam ve memuriyet nüfuzunu suiistimal oluşturabilecek eylemleri cezalandırabilmek amacıyla konulmuş, genel mahiyette ve tamamlayıcı bir hüküm içermektedir.
Söz konusu suçun oluşumu için, memurun kanun ve nizamın tayin ettiği iller dışında keyfi bir muamele yapması gerektiği, nüfuzun veya rütbenin suiistimalinin yeterli olduğu kabul edilmektedir (Drl. Krl. nun 17.10.1975 tarihli ve 39-41 sayılı kararı).
Yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında, bu konuda görevi ve yetkisi olmadığı hâlde, sırf makam ve memuriyetinin, rütbesinin sağladığı nüfuzunu kullanarak erlerden borç veya muhafaza etmek üzere para alınması, kendisine hediye getirtilmesi, birlik ihtiyaçlarını karşılamak için personelden para toplanması gibi eylemlerin, memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir (Drl. Krl. nun 12.2.1998 tarihli ve 15-23 sayılı, 29.6.1996 tarihli ve 125-124 sayılı, 5 inci D.nin 11.12.1996 tarihli ve 803-800 sayılı, 4.üncü D.nin 24.9.1996 tarihli ve 494-486 sayılı, 14.04.1987 tarihli ve 136-155. 1 inci D.nin 23.5.1990 tarihli ve 326-318 sayılı kararları).
Bu nedenle sanığın tüm eylemlerinin müteselsilen memuriyet nüfuzunu suiistimal olarak değerlendirilmesi ve şartları varsa 4616 ve 4758 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekirken, eylemin farklı değerlendirilmesi sonucu bir kısmının TCK'nın 218 inci maddesinde yazılı suçu oluşturduğunun kabulü kanuna aykırı görülmüş ve hükümler 4616 ve 4758 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının düşünülmesi yönünden bozulmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy