(353 S. K. m. 9)
Yerel Askeri Mahkemece, sanık Ter. J.Er İ.K.'nın, Ağrı Tutak İlçe J.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada, "Tek Er İçin Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatının 66 ncı maddesinde yer alan "birlik içinde ve dışında alkollü içki içilmeyeceğine, bulundurulmayacağına ve kışlaya sokulmayacağına" ilişkin emir 20.8.2001 tarihinde imzası karşılığında bizzat kendisine tebliğ edilmesine rağmen, 15.2.2002 tarihinde (22.00-24.00) saatleri arasında Tutak Kapalı Cezaevi II Nolu kulübede nöbet tutmakta iken, saat (22.45) sularında III Nolu kulübe nöbetçisi olan diğer sanık J.Er N.B. ile birlikle Cezaevi IV Nolu kulübede bira içerken Nöb. Astsubayı Uzm.J.Çvş.A.Ş. tarafından tespit edildiği tüm dosya kapsamından açıklığa kavuşan olayda, nöbet esnasında alkollü içki içmenin ve kışlaya içki sokmanın, keza kullanmanın yasak olduğu yönündeki söz konusu hizmet emri hilâfına hareket etmek suretiyle oluşan bu yoldaki fiili ve hareketleri ile üzerine atılı bulunan suçu işlediğinden dolayı yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak;
Heyetimizce; öncelikle sanığın jandarma sınıfına mensup oluşu ve suçun işlendiği belirtilen yer itibariyle kamu düzenini ilgilendiren konusunun incelenmesine ve irdelenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Mevzuatta;
- 2803 sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanununun 7/a maddesinde; "... ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak" görevinin jandarmanın mülki görevleri arasında bulunduğu hususu açıkça hüküm altına alınmıştır.
- Keza, "Jandarma Teşkilâtı görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 45/h maddesinde; "Jandarma; ceza infaz kurumlarının ve tutukevlerinin dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır" şeklindeki görevin jandarmanın mülki görevlerinden olduğu hususu herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir şekilde belirtilmiştir.
- Aynı Kanunun, disiplin ve soruşturma usulleri başlıklı 15 inci maddesinde de, jandarma personelinin askeri görevleri dışında kalan görevleri sırasında işledikleri suçlarda adli yargıda yargılanacakları düzenlenmiştir.
353 S.K.nun "askeri mahkemelerin görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "genel görev" başlıklı 9 uncu maddesinde; "askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" hükmü yer almaktadır.
"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı ASCK'da yazılı olan, başka bir anlatımla ASCK'nın dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen ASCKda, kısmen diğer ceza kanunlarında gösterilen suçlar,
c) TCK'ya atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.
Uygulamada da;
- As. Yargıtay 1 inci D.nin 17.3.1964/197-344 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında; jandarmanın cezaevi nöbet hizmetinin adli vazifesinden olduğu, bu hizmet ve vazifenin ifası sırasında taşıdığı piyade tüfeği ile meskûn mahalde ateş eden sanığın TCK'nın 551 inci maddesini ihlâl etmiş olacağı ve hu fiili bakma görevinin adliye mahkemelerine ait olduğu,
- Uyuşmazlık Mahkemesinin 18.12.1974/730-1835 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında; jandarmanın cezaevi nöbeti tutmasına ilişkin hizmetinin, askeri bir hizmet olmayıp, idari bir kolluk hizmeti olduğu,
- Uyuşmazlık Mahkemesinin 7.1.1991 tarihli ve 1990/ 40 esas, 1991/5 karar sayılı kararında; jandarma erinin mülki hizmetine ilişkin "görevi ihmal" suçuna (pusu emniyet nöbetinde uyumak) ait davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği,
- As.Yrg.Drl.Krl.nun 14.11.1991/140-140 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında; jandarmanın mülki görevine başladıktan sonra görevini gereği gibi yapmamasının, savsaklamasının veya görev yerini terk ederek gitmiş olmasının adli yargıda yargılanmasını gerektirecek bir eylem ve suç olduğu, mülki görev başlamadan önce ve mülki görev bittikten sonra askeri ceza ve askeri yargı kurallarına tâbi olacağı,
- Uyuşmazlık Mahkemesinin 9.12.1991/32-41 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında; mülki görevine girmesi nedeniyle jandarma eri hakkında 477 S.K.nun 48 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davanın (gözetleme görevinde uyumak) adli yargı yerinde görülmesi gerektiği,
- Uyuşmazlık Mahkemesinin 9.12.1991/24-33 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında; mülki görevi sırasında nöbet talimatına aykırı davranışta bulunan jandarma erinin cezalandırılmasına ilişkin davanın (pusu emniyet nöbetinde uyumak) adli yargıda görülmesi gerektiği,
- Uyuşmazlık Mahkemesinin 13.3.1992/12-12 tarihli ve esas ve karar sayılı kararında da; mülki görevine girmesi nedeniyle jandarma astsubay hakkında TCK'nin 230 ncu maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının (keşif ve gözetleme faaliyetleri ile görevli bulunmasına rağmen, görev yerine gitmemek) adli yargı yerinde görülmesi gerektiği,
Ayrı ayrı kabul edilmiş bulunulmaktadır.
Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakıldığında;
Dosyada mevcut delillere göre, dava konusu olayı oluşturan maddi vakıanın, askeri birlik, askeri kurum ya da kışla tanımı dışında kalan sivil bir kurum statüsündeki Tutak Kapalı Cezaevinde tutulan nöbet sırasında gerçekleştiği hususu açık ve net olarak ortaya çıkmış durumdadır. Jandarma eri olan sanık tarafından anılan bu yerde yerine getirilen bu görevin jandarmanın mülki görevlerinden olduğunda tereddüt yoktur. Zira jandarmaya ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korumalarını yapma görevi kanunla özel olarak verilen bir görevdir. Mülki (idari) ve adli görevleri ile diğer görevleri dışında kalan askeri görevlerinde jandarma askeri cezaya ve askeri yargıya tâbidir. Birlik dışında alkollü içki içilmeyeceği hususunun da bir tavsiyeden ibaret olduğu bir yana, mülki hizmet yaparken eylemi gerçekleştirdiği açıktır. Dava konusu olayda ise, ortada askeri yargıya tâbi askeri bir suç ya da askeri bir suça bağlı bir suç, keza asker kişi aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlenen bir suç söz konusu olmadığından, askeri yargının davaya bakmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı izahtan varestedir.
Bu nedenlerle; dosya kapsamına, yürürlükteki mevzuat hükümlerine ve uygulamaya göre, sanık hakkındaki mülki hizmet yaparken işlenen eylemine ilişkin işbu davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu sonucuna varılmış ve dolayısıyla Mahkemece, 353 S.K.nun 9, 19 ve 176 ncı maddeleri uyarınca dava konusu edilen söz konusu eylemden dolayı görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının işe bakmakla görevli ve yetkili adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerine, esasla ilgili inceleme yapılarak yargılamaya devamla yazılı şekilde hükme varılmasında yasal isabet görülmemiş ve bahse konu hükmün -görev konusu kamu düzenini doğrudan ilgilendirdiği ve davanın her aşamasında öncelikle ve resen göz önünde bulundurulması gerektiği cihetle- görev yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy