(1632 S. K. m. 85, 90, 91, 106, 130) (765 S. K. m. 59, 71, 80) (647 S. K. m. 4, 6) (211 S. K. m. 95) (4. CD. 13.06.1991 T. 1991/2380 E. 1991/3812 K.) (YCGK 05.02.1990 T. 1989/5-129 E. 1990/14 K.)
Amire mukavemet, iki ayrı üste fiilen taarruz, hizmete müteallik muameleden dolayı müteselsilen amire hakaret, askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçlarından sanık terhisli İs.Er Hasan BAYRAM hakkındaki 8.Kor. K.lığı As. Mahkemesinin 25.9.2001 gün ve 2001/451-893 sayılı mahkumiyet hükümlerinin, sanık müdafiince yasal sürede temyizi üzerine Başsavcılığın hükümlerin bir kısmının onanması, bir kısmının bozulması istemli 3 Ekim 2003 tarihli 2003/3802 sayılı tebliğnamesi ekinde dava dosyasının geldiği görülmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın;
a. İnzibat görevlilerine karşı amire mukavemet suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan As.C.K.nun 90/1 ve TCK.nun 59/2 nci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
b. İnzibat görevlisi P.Onb. İsmail BÜYÜK'a karşı amire fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan As. CK.nun 91/1 ve TCK.nun 59/2 nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
c. İnzibat görevlisi P.Er Cihat KINALI'ya karşı amire fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan As. C.K.nun 91/1 ve TCK. nun 59/2 nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
d. İnzibat görevlilerine karşı hizmete müteallik muameleden dolayı müteselsilen amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan As.C.K.nun 85/1 (ikinci cümle), TCK.nun 80 ve 59/2 nci maddeleri gereğince beş ay yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
e. Askeri Eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan
As.C.K.nun 130, TCK.nun 59/2 ve 647 Sayılı Kanunun 4 ncü maddeleri gereğince 15.210.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 Sayılı Kanunun 6 nci maddesi gereğince ertelenmesine;
TCK.nun 71 nci maddesi gereğince sonuç olarak 18 ay 10 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine
Karar verilmiştir (Dz. 198-205).
Bu hüküm, sanık vekili tarafından süresinde müvekkilim sarhoş olduğundan dolayı bilinçsiz bir şekilde ne yaptığını bilmeden durumu yatıştırmaya çalışan inzibat erlerine bağırmaya başlamıştır. Bu davranışlarda müvekkilimin suç işleme kastı yoktur. Aynı söz ve hareketlerde birden fazla memura karşı koymak ve sövmek suçu ayrı ayrı değil tek suç kabul edilmesi gerekirken ayrı ayrı suç kabul edilip cezalandırılması hukuka aykırıdır şeklindeki gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede ise; Amire mukavemet suçunun üste fiilen taarruz suçuna dönüşüp, bu suçun içinde erimesi nedeniyle amire mukavemet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün esastan bozulması; İki ayrı üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanması; İnzibat görevlilerine karşı hizmete müteallik muameleden dolayı müteselsilen amire hakaret suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün ise, hizmet hali nedeniyle As.C.K.nun 85/1 maddesi 2 nci cümlesiyle 2 nci defa arttırılarak tesis edilmesinin yasaya uygun olmadığı belirtilerek bozulması; askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçundan verilen mahkumiyet hükmünün; suçun, askeri eşyayı kasten tahrip etmek olması sebebiyle suç vasfından bozulması talep edilmiştir.
Yapılan incelemede;
8 nci Kolordu İstihkam Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanıklar Er Hasan BAYRAM ve Er Mustafa BAYRAM'ın, mağdur tanık Er Yaşar ÇİĞDEM ile birlikte 12.03.2000 günü memleket iznine gitmek üzere kışladan ayrılırken nizamiyede karşılaşıp tanıştıkları, İstanbul'a gidecek olan Hasan ile Yaşar'ın aynı otobüse binmeye karar verip bilet aldıkları, otobüs hareket saatine kadar birahaneye gidip içki içtikleri, birahanede Mustafa ile Yaşar arasında tartışma çıktığı, bu tartışma sırasında Mustafa ile Yaşar'ın birbirlerine vurdukları, taksi ile otogara gittikleri, taksiden inerken Hasan BAYRAM'ın Yaşar ÇİGDEM'in kafasına yumrukla vurduğu, bunun üzerine Yaşar ÇİGDEM'in otogardaki polis karakoluna gidip sanıklardan şikayetçi olduğu, polis memuru Mehmet AKGEDİK'in sanıklardan Hasan BAYRAM'ı yakaladığı, Hasan BAYRAM kendisinin astsubay olduğunu söyleyince inzibat noktasına giderek inzibat eri Cihat KINALI'yı alıp peronlar bölgesine gidip sanıkları burada buldukları ve polis karakoluna götürdükleri, bu esnada polis karakoluna İnzibat Onb. İsmail BUYUK ile Harun BOZKURT'un geldiği, onların geldiğini gören sanık Er Hasan BAYRAM'ın, biz askeriz bizi koruyacağınıza dövdürtüyorsunuz dediği, Onb.İsmail'in de sizi inzibat noktasına götüreceğim deyince inzibat noktasına gitmek istemeyen ve karşı koyan sanık Er Hasan BAYRAM'ın ananızı avradınızı sinkaf ederim, bana kimse dokunamaz Allahınızı sinkaf ederim diyerek küfür etmeye başladığı, kendisini sakinleştirmek isteyen inzibatlardan Er Cihat'ın sol gözüne Onbaşı İsmail'in de suratına kafa attığı, sanığın inzibat noktasına gitmek istemediği, direndiği, daha sonra sanıkların merkez komutanlığına götürüldükleri maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Er Cihat KINALI ile Onb. İsmail BUYUK'un olay günü inzibat olarak görevli oldukları, TSK. İç Hizmet Kanununun 95 nci maddesinde belirtilen görevi yerine getirmeye çalıştıkları, inzibat olduklarını gösteren sembol taşıyıp silahlı olmaları nedeniyle As.C.K.nun 106 nci maddesindeki amirlik sıfatından yararlandırılmalarında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sanığın üzerine atılı bulunan suçların tek tek incelenmesinde;
a. Mukavemet suçu açısından;
Sanığın 12.03.2000 tarihinde askeri disiplini bozucu davranışlarından dolayı müdahale ederek kendisini polis karakolundan inzibat noktasına götürmek isteyen inzibat görevlisi olan Onb. İsmail BUYUK ile ER Cihat KINALI'ya direndiği, kavli ve fiili olarak karşı koyduğu, ellerinden kaçıp kurtulmaya çalıştığı, bu suretle amire mukavemet suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de;
Mukavemet suçunun oluşması için amir veya mavefki zorla veya tehditle hizmet emrini ifadan men etmek veya hizmete müteallik muameleyi yapmak veya yapmamak için zor kullanmak gerekmekte olup buradaki zor kullanmak amir veya üstün bir hizmet emrini yerine getirmesine engel olmak veya güçleştirme derecesinde pasif hareketler şeklindedir. Bu unsur, vücut bütünlüğüne yönelik fiili aktif bir saldırı veya taarruzu içermemektedir. As.C.K.nun 91 nci maddesinde yazılı olan üste ve amire fiilen taarruz veya taarruza teşebbüste, üst veya amirin otoritesinin kaynağı olan vücut bütünlüğüne yönelik aktif biçimde bir saldırı söz konusudur. Şayet eylem; zorlama hudutlarını aşıp, saldırı ve taarruz niteliğine bürünmüş ise, bu durumda mukavemet suçundan söz etmek mümkün değildir (As.Yrgt. 5 nci Dairesinin 13.02.1997 gün ve 1997/116-113 E.K., 4 ncü Dairesinin 17.05.1994 gün ve 1994/248-268 E.K. sayılı ilamları bu doğrultudadır).
Olayımızda ise sanığın polis karakolundan merkez komutanlığına götürmek isteyen inzibat Onbaşısı ve erlerine direndiği bu ana kadar eylemin mukavemet suçu aşamasında iken akabinde inzibat er ve erbaşına kafa ve yumruk atmak suretiyle hafiften ağıra doğru zorlama hududunu aşıp eylemi saldırı ve taarruz niteliğine bürünmüş olup bu haliyle eylemi As.C.K.nun 91/1 nci maddesinde düzenlenmiş olan üste fiilen taarruz suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sanığın inzibat erlerine karşı eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından, üste mukavemet suçundan beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı görülmüş ve hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir.
b. Amire fiilen taarruz suçu açısından;
Sanığın polis karakolunda inzibat görevlisi olan Er Cihat KINALI'nın sol gözüne yumruk vurduğu, ardından diğer inzibat görevlisi Onb. İsmail BUYUK'un suratına kafa attığı, böylece amire fiilen taarruz suçlarını işlediği mağdurların ve görgü tanıklarının yeminli anlatımları ile mağdurların raporlarından anlaşılmakta olup, iki ayrı üste fiilen taarruz suçlarının sübutunda bir şüphe bulunmamaktadır.
Bu nedenle; Askeri Mahkemece, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde sanık hakkında her iki suçtan alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri hafifletici sebepler göz önünde bulundurularak cezasından gerekli indirim yapılmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle iki ayrı üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
c. Amire hakaret suçu açısından;
Sanığın kendisini polis karakolundan inzibat noktasına götürmek isteyen inzibat erbaş ve erlerine topluca ananızı avradınızı sinkaf ederim, o., çocukları, Allahınızı sinkaf ederim şeklinde küfrettiği, bu suretle hizmete müteallik muameleden dolayı müteselsilen amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira, sanığın hakaret ettiği inzibatlardan biri er biri onbaşıdır. Er olan zaten ifa ettiği görev sebebiyle amirlik konumunu kazanmaktaysa da, aynı zamanda bizatihi onbaşı olan inzibata da yaptığı hizmet gereği aynı anda sövmek suretiyle müteselsilen hakaret etmiştir. O halde teselsülden dolayı arttırılması icabeden temel cezada, hizmete müteallik muameleye dair As.C.K.nun 85/1 nci maddesinin ikinci cümlesindeki vasıflı halin esas alınması yerinde olup, tebliğnamedeki düşünceye katılınmamıştır. Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 13.6.1991 tarih ve 2380/3812 sayılı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 5.2.1990 tarih ve 5-129/14 sayılı kararları da (Ceza Hukuku Vural SAVAŞ - Sayfa 2240, 2241, 1907, 1908), sanığın bu eylemine emsal teşkil etmekte olup, yerel mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
d. Askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçu açısından;
Sanığın 14.05.2000 günü nöbete gitmeden önce kendisini azarlayan Uzm.Çvş.Akifin üzerine gelmesini önlemek amacıyla, nöbet bitiminde tüfeğini tam dolduruşa getirip tüfeği ile iki el ateş ettiği ve ardından tüm şarjörü boşalttığı bu suretle askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de;
Sanık sorgu ve savunmalarında olay günü Uzman Çavuşla tartıştığını, tartışmanın etkisiyle tüfeğini tam dolduruşa getirip havaya iki el ateş ettiğini, daha sonra tüm şarjörü boşalttığını, amacının kendisine hakaret eden Uzman Çavuşun üzerine gelmesini engellemek olduğunu beyan etmiştir.
Tahrip, yıkma, kırıp dökme harap etme anlamındadır. Askeri Eşyayı kasten tahrip suçunun oluşması için eylemin bu kasıt altında işlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyimle fail askeri eşyayı bilerek ve isteyerek tahrip etmelidir.
Somut olayda sanık nöbete gitmeden önce tartıştığı uzman çavuşa kızması nedeniyle tepki olarak silahıyla havaya doğru ateş etmek, böylece yirmi adet merminin harap olmasına, yok olmasına sebebiyet vermek suretiyle askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği sonucuna varılmıştır. Sanık sorgusunda, ateş etmesinin sebebi olarak da; görevlilerin üzerine gelmesine engel olmaya yönelik olduğunu söyleyerek, mermiyi hususi menfaatinde kullanmak amacıyla değil, tahrip etme amacıyla sarf ettiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçundan tesis edilen hükmün suç vasfından bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen 353 Sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi gereğince amire mukavemet suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün esas yönünden, askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün suç vasfı yönünden BOZULMASINA;
2. Sanık müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz itirazlarının 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden yasaya uygun bulunan iki ayrı amire fiilen taarruz suçlarına ilişkin mahkumiyet hükümleri ile hizmete müteallik muameleden dolayı müteselsilen üste hakaret suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün ONANMASINA;
Üste hakaret suçu bakımından tebliğnameye aykırı, diğer suçlar bakımından tebliğnameye uygun olarak, 22.10.2003 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy