(765 S. K. m. 80)
Dosya içeriğinden; Hizmet Birlik Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın ikmal amirliğinde haberci olarak görevli olduğu Eylül 2003 ayı içerisinde bir Pazar günü, aynı yerde görevli personelin soyunma dolaplarının bulunduğu odaya girerek önce Ord.Kd. Bçvş.R.U.'nun, dolabını açarak dolapta bulunan bir adet deodorant parfümü, daha sonra Ord. Bçvş. M.D.'nin dolabını açarak dolaptaki elbisenin kolundan iki adet pilot kalemi aldığı, bölük deposundaki çantasına sakladığı, şikâyet üzerine yapılan aramada söz konusu çantadaki eşyaların bulunduğu, bu konuda 6.10.2003 tarihli tutanak tutulduğu, sanığın suçunu ikrar ettiği anlaşılmaktadır.
Sanığın, adı geçen üstlerinin dolaplarından rızaları olmaksızın söz konusu eşyaları almak suretiyle ASCK'nın 132nci maddesine uyan üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Açıklığa kavuşturulması gereken konu sanığın eylemlerinin iki ayrı suçu mu yoksa teselsül eden tek bir suçu mu oluşturduğu hususudur.
TCK'nın 80'inci maddesinde "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır" hükmü yer almakta olup, buna göre müteselsil suç genel olarak;
Birden çok fiilin bulunması ve fiillerin farklı zamanlarda olsa dahi aynı kanun hükümlerini ihlâl etmesi(Objektif şart), bir suç işleme kararının bulunması (sübjektif şart) şartlarını ihtiva etmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda bu şartlardan objektif şartların gerçekleştiği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak sübjektif şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
"Suç işleme kararından, kanunun aynı hükmünü müteaddit defalar ihlâl etmek hususunda önceden kundan bir plân, genel bir niyet anlaşılır. Fail önceden böyle bir plân veya niyeti tespit etmiş, bunu bir defada gerçekleştirecek yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plâna göre hareket ettiği içindir ki, müteaddit kısımlar, tek bir müteselsil suç meydana getirmiştir.
Yargıtay kararlarında, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yerler, işlenme zamanı, fiiller arasında geçen zaman süresi, suçun mağdurları ihlâl edilen değer ve yarar ve korunan değer ve hak, olayın gelişim ve oluşumu ile tüm özellikleri değerlendirilerek, aynı suç işleme kararının varlığı veya yokluğunun belirlenmesi gerektiği işaret edilmiştir.
Yargıtay CGK'nin 12.10.1992-244/268, 20.3.1995-6-4-48/68 ve 27.3.1995-8-58/56 tarih ve sayılı kararlarında "Aynı suç işleme kararından yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlâl etme hususunda önceden kurulan bir plân, genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail suçu işlemeden önce bir plân yapmalı veya suça niyet etmeli fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmelidir. Öngörülen ve gerçekleştirmeye yönelik olan suç alanı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi önceki hareketinin devamı olmalı ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmalıdır", denilmek suretiyle sübjektif unsurunun kriterleri belirtilmiştir.
Mahkemece, sanığın her bir eyleminin iki ayrı kişiye karşı işlenen iki müstakil suç olduğu değerlendirilerek ASCK'nın 132'nci maddesi ile iki kez uygulama yapılmıştır. Oysa sanık önceden söz konusu dolaplardan hırsızlık yapmaya karar vermiş, bu konuda bir plân kurmuş, aynı gün içerisinde birbiri ardına iki üstüne ait dolabı açmak suretiyle birisinde bir adet deodorant, diğerinden iki adet pilot kalem almak suretiyle "Müteselsilen üstünün eşyasını çalmak" suçunu işlemiştir. Sanık TCK'nın 80inci maddesinde ifadesini bulan bir suç işleme kararının cümlesinden olarak kanunun aynı maddesini iki kez ihlâl etmiş bulunmaktadır.
Sanığın aynı zaman ve aynı mekân içerisinde farklı kişilere ait olsa bile, aynı suç işleme kararı ile iki ayrı üstünün eşyasını çalması, her bir eylemin birbirinden ayrı müstakil suç hüviyetini taşımaması, suçun teselsül hâlinde işlendiğini göstermektedir. Nitekim, Askeri Yargıtay 3'üncü D.nin 24.3.1970 tarih ve E.155. K.158 sayılı kararında; koğuş nöbetçisi iken evvela Er M.M.'ye ait para cüzdanı ile içindeki parayı, bilâhare Er M.A.'ya ait para cüzdanını ve içindeki parayı, çalan sanığın efalinin bir suç işlemek kararının cümlesinden olarak taaddüt ettiğinden bahisle teselsül ahkâmının uygulanması gerektiği içtihat edilmiştir.
Belirtilen nedenlerle; sanık hakkında teselsül hükümleri uygulanarak tek bir ceza verilmesi ve TCK'nın 80'inci maddesi uyarınca artırım yapılması gerekir iken her bir eylem için ayrı ceza tayin edilmesi kanuna aykırı bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy