(765 S. K. m. 61) (1632 S. K. m. 131)
Sanıkların tüm atamalardaki açık anlatımları ve mevcut diğer delil durumuna göre, sanıkların Mühimmat Bl.K.lığında askerlik hizmetlerini yaparlarken, temyize gelmedikleri için haklarında verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşmiş olan arkadaşları Ord.Er A.D. ve Ord.Er M.D. ile birlikte cephaneliğe yeni gelen Kaleşnikof piyade tüfeği fişeklerinden bir miktar çalmayı kararlaştırdıkları, bu karar çerçevesinde takım komutanı odasının sorumlusu olan sanık E.K.'nın bu odada muhafaza edilen cephanelik anahtarını aldığı, sanıkların 23.5.2003 günü saat 21.45 sularında topluca cephaneliğe doğru yürümeye başladıkları, bu arada hükümlü A.D.'nin gözcülük yapmak amacıyla jeneratör binası yanında kaldığı, diğer üçünün cephaneliğe doğru ilerlemeye devam ettikleri, kısa bir süre sonra nöbetçi subayın askeri araçla devriyeye çıktığını gören hükümlü A.D.nin çevre aydınlatma lâmbasını söndürüp yakarak arkadaşlarını uyardığı, uyarıyı fark eden sanıklar ile hükümlü M.D.'nin hemen saklandıkları, nöbetçi subayın uzaklaşmasını müteakip hükümlü A.D.'nin yanına gittikleri, daha sonra fişek çalmaktan vazgeçerek topluca geri döndükleri ve sanık M.Ç.'nin cephaneliğin anahtarını yerine bıraktığı şeklinde sübut bulan olayda;
Askeri mahkemece, sanıkların depo anahtarını alıp, mermi çalmak kastıyla depolar bölgesine gitmekle icra hareketlerine başladıkları, ancak nöbetçi subayının devriyeye çıkması üzerine yakalanma korkusuyla eylemlerinden vazgeçmiş olmakla askeri eşyayı çalmak suçunun eksik teşebbüs safhasında kaldığı kabul edilerek eylemlerine uyan ASCK'nın 131/1 (Az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 61/1, ASCK'nın 131/2, 50, TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'nci maddeleri uyarınca neticeten 577.850.000 TL ağır para cezası ile mahkûmiyetlerine ve 27.5.2003 - 26.62003 tarihleri arasındaki tutukluluk sürelerinin mahsubuna karar verilmiş ise de;
Başsavcılık tebliğnamesinde de belirtildiği gibi, suça teşebbüs; işlenmesi kast olunan bir cürmün icrasına elverişli vasıtalarla başlanmasından sonra, failin ihtiyarında olmayan nedenlerle icra hareketlerinin tamamlanamaması veya tamamlanmasına rağmen sonucun meydana gelmemesidir. Failin elinde olmayan mâni sebeplerle icra hareketleri bitirilememişse eksik teşebbüs; icra hareketleri bitirilmiş ancak sonuç gerçekleşmemişse tam teşebbüsten söz edileceği kuşkusuzdur.
Türk Ceza Kanunun 61/2 maddesine göre de, failin icra hareketlerinden ihtiyariyle (kendi isteğiyle) vazgeçmesi hâlinde, işlemeyi düşündüğü suça teşebbüsten değil; vazgeçme anına kadar ki icra hareketleri bir suç teşkil ediyorsa ancak o suçtan dolayı cezalandırılacağı açıktır.
Hazırlık hareketleri icra hareketleri kapsamında değerlendirilmeyeceği için, sanıkların depo anahtarını alıp, depolar bölgesine giderlerken, yakalanabileceklerini düşünerek tekrar bir araya gelip kararlarından vazgeçmeleri şeklindeki hazırlık hareketlerinin icra hareketleri olarak nitelendirilemeyecek olması ve vazgeçme anına kadar olan ve ancak disiplin tecavüzü olarak değerlendirilebilecek fiillerinin suç teşkil etmemesi nedeniyle sanıkların beraatlarına hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bozma, sanıklara kanunsuz ceza uygulamasına ilişkin olduğundan, bozmanın hükmü temyiz etmeyen terhisli Ord. Er M.D. ve terhisli Ord. Er A.D.'ye de sirayet ettirilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy