(353 S. K. m. 243)
Askeri mahkemece, hükümlünün;
a. 12.10.2000-27.10.2000 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle sona eren mükerrer firar suçunu işlediği sabit sayılarak ASCK' nın 66/2-c. 73, TCK' nın 47 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. 15.12.2000-21.2.2001 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren mükerrer firar suçunu işlediği sabit sayılarak ASCK' nın 66/2-c, TCK' nın 47 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
c. 2.5.2002-12.6.2002 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren mükerrer firar suçunu işlediği sabit sayılarak ASCK' nın 6672-c, TCK' nın 47 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Hükmolunan aynı nev'iden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK' nın 71 inci maddesi gereğince toplanarak 15 ay 40 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Dz. Astsb. Bçvş. E.C.' nin ASCK' nın 30/A maddesi gereğince Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkartılmasına karar verilmiş; bu hükümler taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Milli Savunma Bakanı, "ASCK' nın 30/A maddesine göre Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma feri cezasının verilebilmesi için asli cezanın bir yıldan fazla hapis cezası olması gerektiğini, Askeri Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre fer'i cezaların içtima neticesi hasıl olan toplam cezaya göre değil, içtimadan önceki cezalarla birlikte uygulanabildiğini, oysa hükümlünün asli cezalarının hiçbirinin bir yıldan fazla olmadığını, dolayısıyla hükümlü hakkında ASCK' nın 30/A maddesi uyarınca Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma fer'i cezasının uygulanmasına imkân bulunmadığını, her ne kadar hükümde gösterilen gerekçede fer'i cezanın takdire dayalı olduğu izlenimi verilmiş ise de dayanak olarak 30/2 yerine 30/A maddesinin yazılmış olması ve asıl olanın durulma tutanağındaki hüküm fıkrası olduğu dikkate alındığında fer'i cezanın bir yıldan fazla hapis cezasıyla hükümlülük nedeniyle uygulanmış olduğunu, ASCK' nın 307A maddesi uyarınca Türk Silâhlı Kuvvetlerin çıkarma fer'i cezası uygulanmamalı gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin kanuna aykırılık oluşturduğunu" belirterek hükmün bozulması isteminde bulunmuştur.
Askeri Yargılayın istikrar bulmuş içtihatlarına göre fer'i eczalar içtima neticesi hasıl olan toplam cezaya göre değil, içtimadan evvelki eczalar hakkında uygulanabilir. Bu duruma göre hükümlü hakkındaki içtimaa dâhil her bir ceza 1 yıldan fazla olmadığı için ASCK' nın 30'uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (A) bendine göre hakkında zorunlu fer'i ceza olarak Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası verilemez. Ancak, ASCK' nın 30'uncu maddesinin 2 nci fıkrasının "taksirli suçlardan verilen eczalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir." hükmü nazara alındığında, hükümlünün her üç suç için de cezaların üç ayı geçmesi nedeniyle takdiren Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma fer'i oma verilmesi imkân dahilindedir.
Hükümlü hakkındaki 12.3.2003 gün ve 2003/17-131 esas ve karar sayılı hükmün gerekçesinde, "sanığın mahkememizdeki bu üç suçu haricinde Güney Deniz Saha K.lığında da mükerrer firar suçundan devam eden yargılaması olduğundan, ayrıca sanığın kesinleşmiş ve hatta infazı yapılmış pek çok mahkûmiyet kararları da bulunduğundan, sanıktaki özellikle bu tip suçlan işleme kararının yoğunluğu karsısında, sanığın ASCK' nın 30/A maddesi gereğince Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına da hükmedilmiştir." şeklinde yapılan açıklama karsısında, mahkemenin sanık hakkında ASCK' nın 30'uncu maddesinin l'inci fıkrasının (A) bendinde belirtilen zorunlu fer'i cezayı değil, aynı maddenin 2'nci fıkrasındaki takdire bağlı fer'i cezayı uyguladığı, ne var ki bu uygulama sırasında 30'uncu maddenin fıkrasını yanlış belirttiği ve ayrıca takdire bağlı bu fer'i cezayı hangi suç için uyguladığını belirtmeyip her birinin süresi üç avdan fazla olan her üç suç için bir kez uyguladığı anlaşılmaktadır.
Temyizde Kanunun madde numarasının yanlış belirtilmesinin bozmayı gerektirmeyip düzelterek onamaya konu olusu, aleyhe temyiz yokluğunda birden fazla suçlarda her bir suç hakkında uygulanması mümkün olan fer'i cezaların sadece bir kez uygulanmasının bozmayı gerektirmemesi nazara alındığında mahkemenin yazılı emir talebinin konusu dışında kalan bu hataları dışında, inceleme konusu feri cezayı takdire bağlı olarak tesis ettiği ve gerekçesinde de takdir nedenlerini belirttiği anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanunun 243'üneü maddesinde düzenlenen yazalı emir; askeri mahkemelerden verilip de. Askeri Yargıtayda incelenmeksizin kesinleşen kanuna aykırı karar ve hükümlerin bozulması için Milli Savunma Bakanı tarafından Askeri Yargıtaya başvuruda bulunulmasıdır.
Mahkemeler tarafından yapılan her türlü kabul, değerlendirme ve uygulamaların olağan kanun yolu olan temyiz, incelemesi sırasında denetlenmesi doğal olmakla birlikte; olağanüstü bir kanun yolu olun yazılı emir yoluyla yapılan incelemenin, kanunla çizilen sınırlar içerisinde yapılabileceği ve bu incelemenin mahkemelerin değerlendirme ve takdir hakkına giren hususlar ile gerekçedeki yetersizlik hâllerini kapsamadığı kuşkusuzdur.
Nitekim, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 197 7'3-2 sayılı kararında da; mahkemelerin takdirine giren hususlarda olumsuz bir kararı kapsamayan veya yasal gerekçe gösterilmeden bu isteklerin reddine veya kabulüne ilişkin olan ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan hükümlere karşı yazılı emir bozma yoluna gelinemeyeceği kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, mahkemenin fer'i cezayı gerekçesini de göstermek sureliyle takdiren uyguladığı sonuç ve kanaatine varıldığından, takdire ilişkin hususlarda hükmün yazılı emirle bozulması yoluna gidilemeyeceğinden, yazılı emirle bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy