(1632 S. K. m. 63)
Sanığın, 26.6.1997 tarihinde Polis Akademisinden mezun olduğu, mezuniyet tarihine göre değişen emsali Mart 1998 yedek subay celp ve sevk döneminde askere sevk edildiği hâlde, emsalinin sevk tarihine kadar son yoklamasını yaptırmadığı, uzunca bir süre yoklama kaçağı kaldıktan sonra 4.9.2002 tarihinde son yoklamasını yaptırdığı, böylece emsalinin son sevk tarihi olan 21.3.1998 ile son yoklamasını yaptırdığı tarih olan 4.9.2002 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesinin "üç aydan sonra gelenler" cümlesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Askeri mahkemece yapılan yargılama sonunda; sanığın 26.6.1997 tarihinde Polis Akademisinden mezun olduğu, mezuniyet tarihine göre değişen emsallerinin Mart 1998 yedek subay celp ve sevk döneminde askere sevk edildikleri, ancak sanığın emsallerinin son sevk tarihine kadar yoklamasını yaptırmadığı, bir süre sonra 4.9.2002 tarihinde kendiliğinden askerlik şubesine başvurduğu kabul edilip, 21.3.1998-4.9.2002 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi) ve TCK'nin 59/2'nci maddeleri uyarınca verilen 3 ay 10 gün hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi uyarınca beher günü 7.270.000 TL üzerinden 727.000.000 TL ağır para cezasına çevrilmesine, para cezasının 647 sayılı Kanunun 4'inci maddesi uyarınca altı eşit taksitte sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde kalan miktarın tamamının sanıktan bir defada tahsiline karar verilmiştir.
Bu karar; sanık tarafından, askerliğine karar alınmadığı, grup numarası belli olmadığı için bakaya suçunu işlemesinin mümkün olmadığını, ayrıca son yoklamasını yaptırmak için kendisine tebligat yapılmadığından bu suçun da oluşmayacağını ileri sürerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık hakkında, yoklama kaçağı kalmak suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı hâlde, 353 sayılı Kanunun 166ncı maddesi uyarınca ek savunması tespit edilmeden bakaya suçundan hüküm tesisi; gerekçeli hükmün kimi yerinde yoklama kaçağı, kimi yerinde ise bakaya suçundan bahsedilmek suretiyle suç tavsifi yönünden teşevvüş yaratılması kanuna aykırı olduğundan hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
Son yoklama süresi içinde yoklamaya gelmeyen veya varsa mazeretini bildirmeyen yükümlülere "yoklama kaçağı"; celp için çağrılıp da gelmeyen veya sevk evrakını aldığı hâlde yol süresi içinde kıtasına katılmayan yükümlülere de "bakaya" denilmektedir. Yoklama kaçağı kalmak suçunun oluşabilmesi için, usulüne uygun yapılmış tebligat olması ve yükümlünün emsalinin ilk kafilesinin sevk edildiği tarihe kadar askerlik şubesine başvurarak son yoklamasını yaptırmamış olması gereklidir. Bakaya suçunun oluşumu için ise, yükümlünün son yoklamasını yaptırıp askerliğine karar aldırmış olması, askere sevk için usulüne uygun tebligat yapıldığı hâlde askerlik şubesine gelmemesi ve emsalinin de askere sevk edilmiş olması gereklidir. Dava konusu olayda sanık, son yoklamasını yaptırıp askerliğine karar aldırmadığına, dolayısıyla asken- sevk için çağrılmadığına göre, mahkemenin kabulünün aksine bakaya suçunu işlemesi söz konusu değildir.
Asker Alma Yönergesinin "Dört Yıl ve Daha Fazla Süreli Yüksek Öğrenimli Yükümlülerin Askerlik İşlemleri" başlıklı Sekizinci Bölüm Birinci Kısmında, "Yedek Subay Aday Adaylarının Son Yoklama İşlemleri" başlıklı bölümünde,
"(1) Dört yıl ve daha fazla süreli lisans düzeyinde eğitim veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olanların kimlikleri; mezun oldukları öğrenim kurumları tarafından iki ay içerisinde kayıtlı bulundukları yerli askerlik şubelerine bildirilir. (1111 S.Kanun 36'ncı madde)
(2) Dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğrenim kurumlarından mezun olan yükümlüler, gerekli belgeleriyle birlikte, kayıtlı oldukları veya ikâmet adreslerine en yakın askerlik şubesine müracaat ederek; birlikte işleme tâbi oldukları doğumluların son yoklama dönemi içerisinde (1 TEMMUZ-31 EKİM) askerlik kararı aldırmak zorundadırlar.
Bunlardan;
(a) Son yoklama döneminden önce en az dört yıl süreli yüksek öğrenim kurumlarından mezun oldukları askerlik şubesine bildirilenlere, işleme tâbi oldukları doğumlularla birlikte son yoklama çağrı tebligatı çıkarılır. Ancak, bunlardan müracaat edenlerin askerlik kararı, son yoklama dönemi beklenmeden alınır. Bunlardan, 31 EKİM tarihine kadar askerlik kararını aldırmayanlar, I KASİM tarihinden itibaren yoklama kaçağı takibine alınırlar.
(b) Mezuniyetleri bildirilenlerden askerlik şubesine müracaat etmeyenler ile mezuniyetleri bildirilmeyen ve ertesi yıla terk edilmiş olanlar; askerlik şubeleri tarafından o yıl işleme tâbi oldukları doğumlularla birlikte adres/adreslerine Son Yoklama Çağrı Tebligatı çıkarılarak son yoklamaya çağrılırlar.
(c) Birlikte işleme tâbi oldukları doğumluların son yoklama döneminden önce askerlik kararını aldırmak için müracaat edenlerin askerlik kararlan, son yoklama dönemi beklenmeden alınır." denilmektedir.
Bu açıklamalardan sonra, dava konusu olaya döndüğümüzde; sanık dört yıl süreli yüksek Öğrenim kurumu olan Polis Akademisinden 26.6.1997 tarihinde mezun olmuştur. Bu durumda, son yoklama dönemi olan 1 TEMMUZ-31 EKİM 1997 tarihleri arasında son yoklamasını yaptırarak askerliğine karar aldırması gerekirken, yerli veya en yakın askerlik şubesine bu konuda bir müracaatı olmadığından, askerlik şubesince 1 KASIM 1997 tarihinden itibaren yoklama kaçağı takibine alınarak o yıl işleme tâbi oldukları doğumlularla birlikte adresine "Son Yoklama Çağrı Tebligatı" çıkarılması ve son yoklamaya çağrılması gerekmektedir. Sanık yerli askerlik şubesi olan Buca Askerlik Şubesince yoklama kaçağından takibe alınmakla beraber hakkında "Son Yoklama Çağrı Tebligatı" çıkarılmamıştır. Sanığın uzunca bir süre aranması sonucu, görev yaptığı yer tespit edilerek Polis Okulu Müdürlüğünce 16.4.2001 tarihinde İstanbul Beyoğlu Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaatı sağlanmış, sanığın bu şubeye müracaat ettiğine dair belge Buca Askerlik Şubesine gönderilmiştir. Beyoğlu Askerlik Şubesince sanığın durumu Buca Askerlik Şubesinden faks ile sorulmuş, Buca Askerlik Şubesince yapılması gereken işlem bildirilmekle beraber, sanık işlemleri tamamlamak üzere tekrar müracaat etmediğinden, Beyoğlu Askerlik Şubesince evrakı Buca Askerlik Şubesine iade edilmiştir. Sanık hakkında yoklama kaçağı suçunun oluşumu için önemli olan "Son Yoklama Çağrı Tebligatı" çıkarılmamış ise de; sanığın çalıştığı kurum tarafından 16.4.2001 tarihinde Beyoğlu Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaatı sağlanarak, sanık hakkında son yoklamasının yapılması ve askerliğine karar alınması için yerli askerlik şubesi ile irtibata geçilmekle ve sanık gerekli olan evrakı Beyoğlu Askerlik Şubesine vererek işlemlere başlamakla, bu tarihte askerlik durumuna muttali olmuş, yani askerliğine karar aldırması gerektiğini öğrenmiştir. Bu itibarla, ayrıca şekli bir tebligatın aranması kanun koyucunun maksadına uygun değildir. Dolayısıyla sanık, hakkında herhangi bir tebligat olmadığı için bu tarihe kadar (16.4.2001), yoklama kaçağı suçundan sorumlu tutulamaz ise de, bu tarihten itibaren kendisine yapılmış geçerli bir tebligatın bulunduğu kuşkusuz olduğundan, sanık 16.4.2001 tarihinde askerliğine karar aldırsa idi hangi celp döneminde askere sevk edilecek idiyse bu tarihten itibaren yoklama kaçağı suçunu işlemeye başlamıştır. (Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 25.9.1964 gün ve 1964/70-93 sayılı, Daireler Kurulunun 5.11.1992 gün ve 1992/128-122 sayılı, 22.1.1998 gün ve 1998/13-13 sayılı, l'inci Dairenin 3.12.2003 gün ve 2003/991-988 sayılı kararları da bu doğrultudadır.)
Zamanında son yoklamasını yaptırarak askerliğine karar aldırmayan sanığın, bu defa 22.8.2002 tarihinde İstanbul Zeytinburnu Askerlik Şubesine başvurarak, yerli askerlik şubesi ile irtibata geçilmesi sonucu 4.9.2002 tarihinde 2002/09'uncu grup yedek subay aday adayı ve 1111 sayılı Askerlik Kanunun 86'ncı maddesine tâbi cezalı olarak askerliğine karar alınmakla, Zeytinburnu Askerlik Şubesine başvurduğu 22.8.2002 tarihine kadar yoklama kaçağı sucunu işlemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan hüküm kurulması gerekirken, unsurları itibariyle oluşmayan bakaya suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy