(353 S. K. m. 165)
Askeri mahkemece, sanığın silâhlı iken firar suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 68/2-A, 50, TCK'nın 59/2 maddeleri uyarınca sonuç olarak bir ay yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Adli müşavir kararı usul, sübut, uygulama yönlerinden sanık lehine temyiz etmiştir.
Başsavcılık tebliğnamesinde, hususi evrakta sahtecilik suçundan kamu davası açılmasına rağmen, silâhlı iken firar suçundan mahkûmiyet kararı verildiği, kaldı ki yakalanma unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle bu suçun da oluşmadığından bahisle kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden,
Dosyada bulunan iddianame ile; Özel Koruma Tabur Yaya Koruma Bölük Komutanlığı erbaşlarından olan sanığın yakın koruma olarak görevlendirildiği E.Tümg.R.K.'nin garnizon dışına gideceğini bahane ederek onun adına sahte olarak personel ayrılış brifingi düzenlediği, kalmakta olduğu Harp Akademilerindeki koruma takımından 9.8.2001 saat 07.15 sularında üzerine zimmetli tabanca ve mermisi ile izinsiz olarak garnizon dışına çıkarak Ankara'daki evine gittiği, böylece hususi evrakta sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle TCK'nın 345'inci maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında dava açıldığı anlaşılmıştır.
Yine dosyada bulunan Olay Tespit Tutanağından da, 9.8.2001 günü saat 12.00 civarında kendisine zimmetli olan Brovning marka tabanca ve 12 adet mermi ile izinsiz olarak Ankara'ya gittiği, durumun öğrenilmesi üzerine Ankara Merkez K.lığınca sanığın evinin aranarak teslim olmasının istendiği, sanığın da 9.8.2001 günü 20.45'de gelerek Merkez K.lığına gün unsuru dolmadan teslim olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında hususi evrakta sahtekârlık suçundan dolayı yapılan yargılama sırasında sanık tarafından düzenlenen Korunan Personel Ayrılış Brifingi ndeki yazı ve imzanın tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi sonucu iğfal kabiliyetinin olmadığının belirlenmesi üzerine, bu kez ASCK'nın 68/2-A'da vücut bulan silâhlı iken firar suçundan ek savunma verilmiş, mahkemece tesis edilen nihai kararda, hususi evrakta sahtecilik suçundan dava açılmış ise de yapılan yargılama sonucunda eylemin silâhlı firar suçuna vücut verdiğinden bahisle mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir.
353 sayılı Kanunun 165'inci maddesine göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. İddianamede dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm verme imkânı bulunmamaktadır.
Suç teşkil eden eylemin belirlenmesinden maksat, dava konusu olayın başka olaylardan ayırt edilecek şekilde açıklanması ve sınırlandırılmasıdır. İddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında kamu davası açıldığını göstermemektedir. Olayımıza ilişkin dosyada bulunan iddianamenin suç kısmında, Hususi evrakta sahtecilik, tatbiki istenen kanun maddeleri kısmında TCK'nın 345'inci maddesi ibarelerine yer verilmiş, metin kısmında sanığın sahteciliği nasıl gerçekleştirdiği izah edilmiş, bu izah sırasında sanığın 9.8.2001 saat 07.15 suları üzerine zimmetli tabanca ve mermisi ile izinsiz olarak garnizon dışına çıktığı belirtilmiştir. İddianamede bu açıklama dışında sanığın firar ettikten sonra teslim olduğu, yakalandığı gibi hususlara yer verilmemiş, kısaca sanık hakkında silâhlı iken firar suçundan dolayı bir dava açılmamıştır. Usulüne uygun olarak silâhlı firar suçundan dolayı bir dava açılmadığına göre, açılmamış bir dava nedeniyle hüküm kurulması da kanuna aykırı bulunmaktadır. Kaldı ki, sanık silâhlı olarak firar ettikten sonra yakalanmamış, gün unsuru dolmadan kendiliğinden Merkez K.lığına teslim olmuş, eylemi disiplin tecavüzü niteliğinde kalmış iken, suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilerek, hüküm tesis edilmiş olması kanuna aykırılık teşkil etmektedir.
Resmi evrakta sahtekârlık suçunun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varıldığına göre bu suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerekir iken, silâhlı firar suçundan dava açılmadığı hâlde mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmemiş, kanuna aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy