(353 S. K. m. 166)
Sanığın, hizmet esnasında ve toplu asker karşısında üste fiilen taarruz suçunu sabit görerek ASCK'nın 91/2, 50, 51/c ve TCK'nın 51/son ve 59'uncu maddelerince üç ay on gün hapisle cezalandıran askeri mahkeme kararı, sanık tarafından sübut ve uygulama noktalarından temyiz edilmiş, Başsavcılık tebliğnamesinde onama düşüncesini bildirmiştir.
Temyiz süresi: Her ne kadar, sanığın gıyabında verilen mahkûmiyet kararı 12 Haziran 2003 tarihinde annesine tebliğ edilmiş ve sanık temyiz lâyihasını 23 Haziran 2003 tarihinde vermiş ise de; tebliğ evrakında kanun yol ve süresi hakkında bir açıklama olmadığından, Anayasanın 40/2'nci maddesindeki üst norm gözetilerek açılan temyiz davasının süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde: sanık er ile haklarındaki mahkûmiyet kararları temyiz edilmeyen Er E.Ç. ile Er D.E.'nin 10 Ocak 2003 tarihinde saat 08.00 sıralarında 2'nci J.Komd.Bl.K.lığı mıntıkasında nöbetçi çavuş olan Onb.S.K.nın emri ve komutasında mıntıka temizliği yaptıkları olay yerinde sanık ve mağdur hariç yediden fazla mıntıka temizliği yapan asker bulunduğu. Onbaşı S.K.nın, E.Ç.'nin yerde bulunan bir adet sigara izmaritini almadan geçmesini görmesi üzerine müdahale ederek E.Ç.'yi izmariti yerden alması için ikaz ettiği, E.Ç.'nin bu izmariti almadığı ve Onbaşı S.K.'nın "ben niçin alıyorum öbürleri neden almıyor" şeklinde itirazda bulunduğu, S.K.'nın E.Ç.'ye "alacaksın" dediği, E.Ç.'nin tekrar "almayacağını" söylediği bunun üzerine Onbaşı S.K.'nın E.Ç.'ye hitaben "şerefsizler, çakallar, alacaksınız" diye bağırdığı, E.Ç.'nin Onbaşı S.K.'ya kendisine niçin hakaret ettiğini sorduğu, S.K.'nın de söylerim diye karşılık verdiği, bunun üzerine E.Ç.'nin S.K.'ya "çakal sensin, şerefsiz de sensin" diye hitap ettiği ve birbirlerini iteklemeye başladıkları bu sırada sanık Ş.K. ile D.E.nin olay yerine gelerek olayı yatıştırmaya çalıştıkları, E.Ç.'nin Onbaşı S.K.'ya yumruk atarak yere düşürdüğü, bu sırada sanık Ş.K.ile D.E.'nin E.Ç. ile S.K.'yı ayırmaya çalıştıkları, buna kızan S.K.'nın Ş.K. ve D.E.'ye hitaben "siz karışmayın, çakallık yapmayın" dediği, sanık Ş.K. ve D.E.'nin onbaşı S.K.'ya hitaben "sen kime şerefsizler, çakallar diyorsun" diyerek E.Ç. ile boğuşmakta olan Onbaşı S.K.'ya iki üç kez tekme ile yumrukla vurdukları ve S.K.'nın da karşılık verdiği, olay yerinde bulunan diğer erbaş ve erler tarafından tarafların ayrıldıkları, Onbaşı S.K.'nın sağ gözünün altından ve yüzünün çeşitli yerlerinden yaralanarak tedavisinin yapılmak üzere revire götürülmesi şeklinde olayın geliştiği anlaşılmaktadır.
Kamu davasına konu olan iddianamede sanığın hizmet esnasında üste fiilen taarruz suçunu işlediği iddia olunmuş, mahkemece ise bu suçun hizmet esnasında ve toplu erat karşısında işlendiğinin kabulüyle hüküm kurulmuştur. Anlatılan olayda, suç mağdurun hakareti üzerine işlendiğinden ve olayda sanık hakkında bu sebeple tahrik hükümleri uygulandığından dolayısıyla üste fiilen taarruz eylemi hizmet gereklerinden doğmadığından, suçun hizmet esnasında işlendiğine dair askeri mahkemenin kabulü yerinde değildir.
Toplu asker karşısında işlendiğine gelince: olayın mıntıka temizliği sırasında, ASCK'nın 14'üncü maddesinde tarifini bulan askeri hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askeri şahsın huzurunda suçun işlendiği anlaşılmakla beraber, bu değişik kabulden sanığın ek savunması alınmamıştır. 353 sayılı Kanunun 166'ncı maddesindeki ifadeyle, bu değişiklikten haber verilip de savunmasını yapabilecek hâlde bulundurulmamıştır. Zira; iddianame metninde olay yerinde yediden fazla personel bulunduğu ifade edilmekle birlikte, sonuç olarak hizmet esnasında üste fiilen taarruzdan kamu davası açılmış ve bu isnattan savunması alınarak anılan mahkûmiyet kararı kurulmuştur.
Diğer taraftan, askeri mahkemece ASCK'nın 91/2nci maddesinin az vahim hâl cümlesince belirlenen temel ceza, eylemlerin beraberce toplu olarak ve herkesin gözü önünde işlendiği gerekçesiyle ASCK'nın 5 l/c ve 50'nci maddelerince kanuni artırıma tâbi tutulmuştur. Oysa, aktarıldığı üzere olayın başlangıcında temyize gelmeyen sanık E.Ç. ile mağdur onbaşının başlattıkları kavgayı, davamızın sanığı Ş.K. ile diğer temyize gelmeyen sanık D.E.'nin ayırmak için kavgaya müdahalede bulunmuşlar, mağdurun bunlara "Karışmayın, çakallık yapmayın" demesiyle vurmaya başladıkları gözetildiğinde, müşterek unsur olan anlaşma iradesinin görülemediği gibi iki kişinin müteaddit şahıs sayılmasındaki tereddüt ve herkesin gözü önünde olmak esasen suçun toplu asker karşısında olmaya tekabül etmekte olduğundan bu kanuni artırım sebebinin uygulanmasında da isabet görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy