(1632 S. K. m. 85 )
Askeri mahkemece, sanığın 30.6.2002 tarihinde üste hakaret suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan ASCK'nın 85/1 (ilk cümle) ve K'K'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak iki ay beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık, suç kastı taşımadığını, sarf ettiği sözlerin arkadaşlarına karşı bir tepki olduğunu, Y.B. Astsubayın şahsı ile ilgili olmadığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğname de, manevi unsur yokluğu nedeniyle atılı suçtan tesis edilen mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; sanığın Kh. Hizmet BI. K.lığında askerlik hizmetini yaptığı, suç tarihinden önce birkaç kez koğuştan geç çıkması nedeniyle mağdur tarafından azarlanıp, çarşıya çıkmama cezası verildiği, rütbeli personelden çekindiği, bu özelliğini bilen arkadaşları tarafından sık sık kendisine Y.B. Astsubayımız geliyor şeklinde şaka yapıldığı, bu şakalara gösterdiği tepki nedeniyle kendisiyle dalga geçildiği, 30.6.2002 tarihinde arkadaşları ile birlikte Ulaştırma Takım K.lığı dershanesinde otururken yine arkadaşlarından Ulş.Er B.Ç.'nin dershaneye girip Y.B. Astsubayım geliyor demesi üzerine, bunun kendisine yapılan şaka olarak algıladığı Y.0. Astsubayı sinkaf edeyim" dediği; ancak gerçekten denetleme maksadıyla dershaneye gelen mağdurun bu sözü kapı arkasından duyduğu, içeriye girip, kimin küfür ettiğini sorduğu, sanığında kendisinin küfür ettiğini söylediği anlaşılmaktadır.
Hakaret suçunun maddi unsuru, her ne şekilde olursa olsun bir kimsenin şerefine, namusuna, şöhretine, haysiyetine ve vakarına gerçekleştirilen kasıtlı ve haksız tecavüzleri içermektedir.
Bu suçun manevi unsuru ise kasıttır. Eylemin kasıtlı olarak işlenip islenmediği suçun unsurlarının oluşumu bakımından büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla kastın var olup olmadığının belirlenmesi için olayın tümünün değerlendirilmesi gerekmektedir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 2.5.1969 gün ve E.41, K.40 sayılı kararında da belirtildiği gibi, söylenen sözlerin hakaret olup olmadığı belirlenir iken, bu sözlerin hangi koşullar altında söylendiğinin, failin ve mağdurun içinde bulundukları durum, hakarete ilişkin sözlerin hangi nedenle söylendiği hususlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Olayımızda, sanığın koğuştan saatinde çıkmaması nedeniyle Y.B. Astsubaydan azar işittiği; onun tarafından yakalandığı, ondan oldukça çekindiği bu durumu bilen arkadaşları tarafından zaman zaman kendisine şaka mahiyetinde Y.B. Astsubay geliyor denilerek onun korkmasına, telaşlanmasına yol açıldığı, bu sözlerin onunla alay edilme konusu hâline getirildiği, durum bu vaziyette iken yine olay günü, sanığın beş-altı arkadaşı ile oturduğu sırada, sanığın arkadaşlarından birinin yine Y.B. Astsubayın geldiğini söylemesi üzerine sanığın da kendisine şaka yapıldığını düşünerek "Y.B. Astsubayı sinkaf edeyim" şeklinde söz söylediği, bu sözlerin kendisine şaka yapan arkadaşına doğru söylendiği, ancak o sırada tesadüfen içeri giren mağdur tarafından duyulduğu ve tutanak tutulduğu göz önüne alındığında; sanığın arkadaşları tarafından kendisine yapılan şakalar nedeniyle, bu tür bir sözü sarf ettiği, Y.B. Astsubayı kast ederek ona hakaret etmediği, üste hakaret suçunun manevi unsuru olan "kasıt unsurunun gerçekleşmediği, söylenilen sözlerin tehevvüren söylenen söz de olmadığı, zira tehevvüren söylenen sözlerde dahi suç kastının olabileceği kanaatiyle, sanık hakkında suç unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekir iken mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu, dolayısıyla hükmün bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy