(1632 S. K. m. 87)
Askeri mahkemece, sanığın, 4.10.2003 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit kabul edilerek, ASCK' nın 87/1'inci maddesinin İkinci cümlesi ve TCK' nın 59/2'nu maddesi uyarınca yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Sanık, "kışla içerisine cep telefonu sokulmaması yönündeki emrin uygulanabilir bir emir olmadığından hizmete ilişkin bir emir olarak değerlendirilemeyeceğini, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediğini, ayrıca TCK'nın teşebbüse mütedair hükümlerinin uygulanması gerektiğini" ileri sürerek, hükmü süresinde temyiz etmiştir.
Tebliğnamede ise, mahkûmiyet hükmünün onanması talep edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Orduevi Müdürlüğü Muhafız Hizmet Kıt'a Komutanlığınca kışlada cep telefonu kullanılmayacağı ve birliğe cep telefonu sokulmayacağının emredildiği, bu emrin sanığa imzası karşılığında 7.10.2002 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın söz konusu emir hilâfına hareketle 4.10.2003 tarihinde çarşı iznine çıktığında kendisine 1 adet Nokia 3210 marka cep telefonu edindiği, çarşı izni dönüşünde Orduevi nizamiyesinde ilgili nizamiye personeli tarafından sanığa üzerinde kışlaya girişi yasaklanan herhangi bir şey olup olmadığının sorulduğu, sanığın üzerinde yasaklanan herhangi bir malzeme bulunmadığını beyan ettiği, hatta spesifik olarak cep telefonu da olmadığını söylediği, buna rağmen nizamiye nöbetçi subayı P.Atğm C.E. nin kontrolünde nizamiye nöbetçi uzman çavuşu P.Uzm.Çvş.A.E.S. tarafından sanığın üst aramasının yapıldığı, arama detektörünün sanığın karın ve kasık bölgesinde sinyal vermesi üzerine elle yapılan aramada sanığın iç çamaşırının (külotunun) içerisine Nokia 3210 marka cep telefonunu saklamış olduğunun tespit edildiği, bu cep telefonunun kartlı ve çalışır durumda bir telefon olduğu, müteakiben olay hakkında tutanak düzenlendiği, böylelikle sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği maddi vakıa olarak anlaşılmakta olup, mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Sanık temyiz dilekçesinde teşebbüse ilişkin hükümlerin uygulanmasını talep etmiş ise de; müsnet suçun neticesi harekete bitişik suç olduğu, teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığı, cep telefonunun nizamiyeye sokulmasıyla suçun oluştuğu anlaşılmakla, bu savunmasına itibar edilmemesinin uygun olduğu görülmüştür.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak cezalandırılması, gerekli takdiri indirimin yapılması suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden yasaya aykırı bir durum mevcut değildir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy