(1632 S. K. m. 91)
Dosya içeriğinden; her ikisi de birliğin kazan dairesinde görevli olan sanıkla mağdurun, 11 Mart 2003 tarihinde kazan dairesi koridorunda tartışmaya başladıkları, tartışmanın zamanla kavgaya dönüştüğü ve sanığın mağdur onbaşının dudağına yumruk atıp kanattığı, bunun üzerine Onb. M.A. nın da sanığa vurduğu, olayı gören Er A.L.'nin kavgayı ayırdığı ve sanığı kazan dairesine sokup mağduru bina dışına gönderdiği, bir süre sonra kazan dairesinde bulunan ve kazan borularını temizlemede kullanılan 2 cm çapında 1.60 cm uzunluğundaki demir çubuğu (harbi) alan sanığın, mağdur onbaşıyı bina dışında kovalamaya başladığı, Onb. M.A.'nın karargâh binası önünde yere düşmesi üzerine yetişerek elinde bulunan demir çubukla birkaç kez vurduğu, mağdurun düştüğü yerden kalkarak kaçmaya ve sanığın da yeniden kovalamaya başladığı, onbaşının tekrar düşmesi nedeniyle boynuna ve koluna elinde bulunan demir çubukla vurduğu, mağdurun yapılan muayenesinde "sol dirsek yumuşak doku travması ve servikal yumuşak doku travması" tanısıyla sol kolunun atele alındığı ve önce yedi gün, daha sonra beş gün istirahatının uygun görüldüğü, düzenlenen adli tıp raporuna göre mağdurun yaralanma nedeniyle hayati tehlike geçirmemiş olduğu ve yedi gün iş ve gücünden kaldığı anlaşılmaktadır.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, üste fiilen taarruz sırasında kullanılan ve üstün veya amirin vücudunda yaralanmaya veya tahribata yol açabilecek araçlar tehlikeli alet sayılmaktadır. Bu bağlamda çakı bıçağı (Drl.Krl.nun 6.12.1963 tarihli ve 2098-110 sayılı kararı), ustura (3'üncü D.nin 23.5.1967 tarihli ve 228-231 sayılı kararı), çekiç (Drl.Krl.nun 6.11.1984 tarihli 222-213 sayılı kararı), falçata (l'inci D.nin 9.3.1988 tarihli ve 229-212 sayılı
kararı), jilet (l'inci D.nin 17.5.2000 tarihli ve 339-336 sayılı, 16.3.1988 tarihli ve 137-221 sayılı, 4'üncü D.nin 11.10.1994 tarihli ve 467-468 sayılı kararları), maket bıçağı (Drl.Krl.nun 15.6.1995 tarihli ve 62-62 sayılı), su borusu (Drl. Krl.nun 17.12.1998 tarihli ve 180-173 sayılı kararı) ve yemek çatalı (l'inci D.nin 30.4.2003 tarihli ve 427-422 sayılı kara) tehlikeli alet olarak kabul edilmiştir.
Saldırı sırasında sanığın elinde bulunan demir çubuğun vücutta yaralanmaya veya tahribata yol açabilecek nitelikte olması nedeniyle, eylemin tehlikeli aletle gerçekleştirildiğinin kabulü isabetli görülmüştür.
Mağdurla sanığın aynı birimde görevli bulunmaları ve sanığın askeri savcı tarafından tespit edilen sorgusu sırasında mağdurun onbaşı olduğunu bildiğini ifade etmiş olması birlikte gözetildiğinde, mağdurun onbaşı olduğunu bilmediğine ilişkin temyiz sebebi kabule değer görülmemiş, atılı suç nedeniyle hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi 647 sayılı Kanunun 4/Son maddesi uyarınca olanaklı görülmediğinden temyiz sebepleri reddedilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy