(1632 S. K. m. 63)
Sanığın, 19.3.2002-27.3.2002 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada; askeri mahkemece, yüklenen suçun manevi unsur itibariyle oluşmadığı kabul edilerek verilen beraat kararının; adli müşavir tarafından, yüklenen suçun oluştuğu ileri sürülerek temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede;
1973 doğumlu olan sanık adına Silvan Askerlik Şubesi Başkanlığınca 24.6.1992 tarihinde çıkarılan ve son yoklamasını yaptırmak üzere 8.9.1992 tarihinde askerlik şubesinde hazır olmasına ilişkin son yoklama çağrı pusulasının, sanık başkaca adres bırakmadığından bilinen adresinde (köyünde) dayısı M.G.'ye 20.7.1992 tarihinde tebliğ edildiği, istenilen tarihte son yoklamasını yaptırmak için askerlik şubesinde bulunmayan sanığın, emsallerinin Ağustos 1993 celp döneminde (26/31.8.1993) sevk edilmesine rağmen, son yoklamasını yaptırmadığı ve yoklama kaçağı durumunda iken 15.9.1997 tarihinde başka bir suçtan yakalanarak cezaevine kapatıldığı, 16.3.2002 tarihinde şartla tahliyesini müteakip Kandıra Askerlik Şubesine teslim edildiği, bu şubece askerliğine karar alınıp aynı gün 2 gün yol süresi tanınarak eğitim birliğine şevkinin yapıldığı, buna göre 18.3.2002 günü son saatine kadar birliğine katılması gerekirken, 27.3.2002 tarihinde kendiliğinden katıldığı dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır.
Ortada usulüne uygun bir tebligat bulunduğundan sanığın 1.9.1993-15.9.1997 tarihleri arasında yoklama kaçağı kalmak suçunu işlediği görülmekle beraber bu suç, işleniş tarihi itibariyle 4616 sayılı Kanun kapsamına girdiğinden, askeri savcılıkça "Kamu davası açılmasının ertelenmesine" karar verilmiştir. Sanık yoklama kaçağı durumunda olduğuna göre, yakalandığı anda eğitim birliğine sevk edileceği cihetle, 1111 sayılı Kanunun 43üncü maddesinde belirtilen 15 günlük hazırlık süresi tanınmayacaktır. Bu durumda sanığın eğitim birliğine kadar verilen yol süresi sonunda birliğine katılmaması geç iltihak suretiyle bakaya suçuna vücut verecektir. Yoklama kaçağı suçundan aranmakta olan sanık 16.3.2002 tarihinde şartla tahliyesini müteakip askerlik şubesine teslim edildiğine göre, askerliğine karar alınmasından sonra hemen askere şevki mevzuat hükümlerine uygun olduğundan, askeri mahkemenin kabul ettiği gibi, beş yıl gibi uzunca bir süre cezaevinde kalmış olması nedeniyle cezaevinden tahliyesinden sonra eğitim birliğine katılmazdan önce bir takım ihtiyaçlarının bulunması ve geç katılışının 9 gün gibi kısa bir süreye tekabül etmesi, dolayısıyla suçun manevi unsur itibariyle oluşmadığına ilişkin gerekçede isabet bulunmamaktadır.
Ancak, sanık hakkında geç iltihak suretiyle bakaya suçundan dolayı ASCK'nın 63/1-B maddesinin uygulanması ASCK'nın 63/1-A maddesinin uygulanmasına bağlı olduğundan, yoklama kaçağı suçu ile ilgili olarak askeri savcılıkça suçun işleniş tarihi itibariyle 4616 sayılı Kanun uyarınca "Kamu davasının açılmasının ertelenmesine" karar verildiğinden, erteleme süresinin dolmasının beklenmesi, bu süre sonunda sanığın yeniden suç isleyip işlemediğine göre neticenin değerlendirilmesi gerektiğinden, beraat hükmünün bozulması yoluna gidilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy