(1632 S.K. m. 130)
Askeri mahkemece; sanığın,
1. 13.10.2003 tarihinde nöbet talimatına aykırı hareketle mazarrat husule getirmek suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 136/1-C, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 6'ncı maddeleri uygulanıp sonuç olarak, 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine, meydana gelen 1.100.000 TL Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi uyarınca sanıktan tahsiline,
2. 13.10.2003 tarihinde askeri malzemeyi kasten tahrip etmek suçunu işlediği sabit görülerek ASCK'nın 130/1, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri uygulanıp sonuç olarak, 808.990.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği,
Bu hükümlerin adli müşavir tarafından; "sanığın nöbette silahıyla bir el ateş etmesinin mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket, askeri eşyayı kasten tahrip ve askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suç tiplerinden hangisine uyduğu tartışılıp irdelenmeden, suçun 'mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket' olarak kabul edilmesinin, sanığın zincirleme bir şekilde hem silâhı ile ateş etmesi ve hem de silâhının dipçiğiyle nöbet kulübesi camını kırması fiillerinin, tek bir suçu veya teselsül oluşturan bir suçu oluşturmasına karşın iki ayrı suçtan dolayı cezalandırılmasının kanuna aykırı olduğu" belirtilerek sanık lehine temyiz edildiği,
Tebliğnamede, mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket suçundan dolayı tesis olunan mahkûmiyet hükmünün onanması, askeri eşyayı kasten tahrip suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün para cezasındaki hata yönünden düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, sanığın 1inci Ordu Mu. A.Kh.Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken 13.10.2003 günü 07.00-11.00 saatlerinde silâhlı nizam karakol nöbetçisi olduğu, sanığa imza karşılığı tebliğ edilmiş nöbet özel talimatında yarım dolduruştaki tüfekle tam dolduruş yapılmayacağı hususlarının belirtildiği, 09.50'de sıkıntılı bir biçimde 1-2 dakika nöbet kulübesinin etrafında dolaştıktan sonra hamili bulunduğu yarım dolduruştaki G3 piyade tüfeğinin kurma kolunu çekip bırakarak tüfeği tam dolduruş konumuna getirip 'yeter artık dayanamıyorum' diye bağırarak tüfeği ile havaya 1 el ateş ettiği ve hemen ardından tüfeğin dipçiğiyle nöbet kulübesinin camını kırdığı, fiil sonrası diğer nöbetçi tarafından sakinleştirildiği, kırılan camın 30.000.000.TL olan bedelinin sanık tarafından karşılandığı dosya kapsamı ve elverişli delillerle maddi vakıa olarak ortaya çıkmış olup, sanık savunmasında "ailevi sorunlarının bulunduğunu, kız arkadaşından yeni ayrıldığını, günde dört saat nöbet tutmasının ve yoğun inşaat faaliyetlerinde çalıştırılmasının kendisini yorduğunu, nöbette bunalıma girerek havaya ateş ettiğini ve kulübenin camını kırdığım" beyan etmektedir.
Mahkemece, tek suç ya da suçların toplanması hususunda bir irdeleme yapılmaksızın, sübutunda kuşku bulunmayan maddi olayda tüfekle havaya ateş edilmesi ayrı bir suç ve tüfek dipçiğiyle nöbet kulübesinin camını kırmak ayrı bir suç olarak kabul edilmek suretiyle, iki ayrı suçtan yazılı olduğu biçimde hüküm tesis edilmiş ise de;
Somut olayda, sanığın kanuna karşı gelmek iradesi tektir. Bu nedenle, kanunun suç saydığı neticeye sebep olacak biçimde birden fazla hareket yapması, yani hem tüfeğiyle havaya ateş etmesi ve hem de tüfeğin dipçiğiyle nöbet kulübesinin camını kırması, aynı maddi unsuru meydana getiren hareketler cümlesinden olup, suçun birden fazla olduğunu göstermemektedir. Esasen birden çok davranış aynı amaca yönelen bir bilinç ve iradenin ürünü ise, ortada tek bir hareket (eylem) ve dolayısıyla tek bir suç vardır. Öte yandan, sanığın bir amaca bağlı olan davranışları, birbiri ardına ve aynı zaman diliminde yapıldığından bir tek hareketin varlığı söz konusu olup, maddi vakıa kapsamında iki ayrı suç değil, tek bir suç meydana gelmiştir. Bu nedenle, mahkemenin sanığın davranışlarını bölerek iki ayrı suç oluştuğunu kabul etmesinde isabet bulunmamaktadır.
Tek bir suçun oluşumuna neden olan eylemin nitelendirilmesine gelince;
Askeri Ceza Kanununun "Mallara Karşı Yapılan Diğer Suçlar" başlıklı Sekizinci Faslında yer alan ASCK'nın 130'uncu maddesi: "Askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybeden veya harap olmasına sebebiyet veren veya özel menfaati için kullanan asker kişiler....cezalandırılırlar." şeklindedir.
Askeri Ceza Kanununun "Hizmet ve Vazifenin İhlâli" başlıklı Dokuzuncu Faslında yer alan ASCK'nın 136'ncı maddesi: "1. Her kim askeri karakolun veya müfrezenin veyahut hususi bir vazife ile mükellef olan bir kısmı askerin kumandanı veya subaylarından veyahut nöbetçi iken kasten veya tekâsülünden:
A: Kendisini verilen vazifeyi yapamayacak hâle korsa;
B: Nöbet mahallini terk ederse yahut verilen sair talimata mugayir hareket ederse;
C: Her iki hâlde de bir mazarratı mucip olursa... cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
Görüldüğü gibi, ASCK'nın 130'uncu maddesinde düzenlenmiş; askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak' ve "askeri eşyayı kasten tahrip' suçları ile ASCK'nın 136'ncı maddesinde düzenlenmiş 'mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek' suçlarının, maddi ve manevi unsurları ile Askeri Ceza Kanunu içerisinde yer aldıkları fasıllara göre farklı hukuki değerleri korudukları açıktır.
ASCK'nın 136'ncı maddesinde düzenlenen mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçu kasten işlenebildiği gibi tekâsül ile de işlenebilen bir suç olup nöbet talimatında uyulması gereken hususlara aykırı davranmak sonucu "mazarrat" meydana gelmişse belirtilen suç oluşmaktadır. Bu suç, nöbet hizmetini ifa eden asker kişilerin nöbetle ilgili talimatlara aykırı davranmalarını ve nöbet hizmetinin aksamasını veya talimata aykırılık nedeniyle zarar oluşmasını önlemeyi amaçlayan bir askeri suç olarak düzenlenmiştir. ASCK'nın 130'uncu maddesinde düzenlenen suçlardan biri olan askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunun oluşması için, askeri hizmet için tahsis edilmiş eşyanın tahsis gayesi dışında, şahsi menfaat sağlamak amacıyla kullanılması şarttır. Suçun manevi unsuru, şahsi menfaat sağlamak amacına yönelik kasttır. Askeri hizmete mahsus bir şeyin kasten tahrip edilmesi de, ASCK'nın 130'uncu maddesinde müeyyide altına alınmış suçlardan birisi olup, bu suçu maddede belirtilen diğer bir suç olan, 'askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek' suçundan ayıran ölçüt, suçun işlenmesine neden olan amaç ve saiktır. Tahrip, yıkma, kırıp dökme, bozma, harap etme anlamındadır. Eşyanın tahribi herhangi bir biçimde yapılabilir. Bu suçta, suçun unsurlarına ilişkin kastın yanı sıra, failin belli bir amaç doğrultusunda veya belli bir saikle hareket etmesi, bir manevi unsur olarak aranmaktadır.
Somut olayda sanığın suçun işlenmesine ilişkin manevi unsurun yanı sıra şahsi menfaat sağlama amacıyla hareket etmediği görülmektedir. Öte yandan, maddi vakıa kapsamında açığa çıkan hareketlerden anlaşılan, suç kastı itibarıyla sanığın nöbet talimatına aykırı hareket etmek şuur ve iradesiyle hareket etmediği, eyleminin vazifenin ihlâlinden ziyade mala karşı yönelen bir nitelik taşıdığı ortadadır. Sanık, dava konusu eylemini içinde bulunduğu sıkıntılı durumun bir tezahürü olarak, elindeki tüfekle hiçbir haklı neden olmaksızın ateş edip bir adet mermiyi ve çevresindeki kulübenin camına aynı tüfeğin dipçiği ile vurup kırmak, elindeki ve çevresindeki mala zarar vermek ve dolayısıyla askeri eşyayı tahrip etmek kastı ile gerçekleştirdiği, sanığın bu eylemiyle bir adet mermiyi tahsis gayesi dışında yok etmek ve nöbet kulübesinin camını kırmak suretiyle toplam 31.10 YTL tutarında Hazine zararını meydana getirdiği anlaşıldığından, sanığın sübut bulan bu eyleminin ASCK'nın 130'uncu maddesinde düzenlenmiş olan, tek bir askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturmasına karşın, aynı zaman ve mekânda ve aynı amaç doğrultusunda gerçekleştirilen hareketin iki ayrı suçu oluşturduğunun kabulüyle, nöbet talimatına aykırı hareketle mazarrat husule getirmek ve askeri eşyayı kasten tahrip suçlarından dolayı ayrı ayrı cezalandırılması kanuna aykırı görüldüğünden, mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, kabule göre, askeri eşyayı kasten tahrip suçuna ilişkin olarak ASCK'nın 130'uncu maddesi uyarınca temel ceza olarak belirlenen 3 ay hapis cezasının, TCK'nın 59/2'nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi sırasında 2 ay 15 gün hapis cezası yerine, 2 ay 10 gün hapis cezası verilmesi ve paraya çevirme işleminin de bu miktar üzerinden yapılması şeklindeki hataya da işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy