(353 S. K. m. 162)
Hükümlü adına çıkartılan sevk için çağrı pusulasının 2.8.2000 tarihinde hükümlünün abisi İ.Ö.'ye tebliğ edilerek, 21.8.2000 tarihinde askerlik şubesinde hazır bulunmasının istenmesi, emsalleri 21-27.8.2000 tarihlerinde sevk edilen hükümlünün, 22.11.2000 tarihinde askerlik şubesine gelmesi ve aynı gün 2 gün yol süresi tanınmak suretiyle birliğine sevk edilmesi, müteakiben 27.11.2000 tarihinde birliğine katılması şeklinde gelişen olay sebebiyle;
27.8.2000-22.11.2000 tarihleri arasında bakaya ve 25.11.2000-27.11.2000 tarihleri arasında geç katılmak suretiyle bakaya suçunu işlediği iddiasıyla, 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 3.12.2001 tarih ve 2001/4453-1379 F,.K. sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 18.3.2002 gün ve 2002/1055-113 sayılı kararı ile, hükümlünün 27.8.2000-22.11.2000 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/l-A (yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine, 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince neticeten 228.150.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 25.11.2000-27.11.2000 tarihleri arasında işlediği iddia olunan geç katılmak suretiyle bakaya suçundan beraatına karar verilmiş, taraflarca temyiz edilmeyen hüküm 16.4.2002 tarihi itibariyle 15.5.2002 tarihinde kesinleştirilerek hükümlü hakkındaki ağır para cezası infaz edilmiştir.
Yine, 21.8.2000-22.11.2000 tarihleri arasında bakaya ve 25.11.2000-27.11.2000 tarihleri arasında geç katılmak suretiyle bakaya suçunu işlediği iddiasıyla, 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 28.9.2001 tarih ve 2001/3806-1070 E.K. sayılı İddianamesi ile kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 12.6.2002 gün ve 2002/765-496 sayılı kararı ile, hükümlünün 21.8.2000-22.11.2000 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca 3 ay 10 yün hapis cezasıyla mahkûmiyetine, 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince neticeten 304.200.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 26.11.2000-27.11.2000 tarihleri arasında geç katılmak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-B ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine, 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince neticeten 76.050.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen para cezalarının TCK'nın 72'inci maddesi uyarınca toplanarak "neticeten ve içtimaen 380.250.000 TL ağır para cezası cezalandırılmasına karar verilmiş, taraflarca temyiz edilmeyen hüküm 18.11.2002 tarihi itibariyle 25.12.2002 tarihinde kesinleştirilmiş, bu hüküm ise henüz; infaz edilmemiştir.
Böylece, aynı hükümlü hakkında aynı eyleminden dolayı iki ayrı mahkûmiyet kararı verilmiş ve kararlar kesinleşmiştir.
Askeri savcı tarafından, askeri mahkemenin 18.3.2002 tarih ve 2002/1055-113 E.K. sayılı hükmünün infaz edilmiş olması ve geç katılmak suretiyle bakaya kalmak suçundan sanığın beraatına karar verilmiş olması sebebiyle, henüz infaz edilmemiş olan mahkûmiyet hükmü hakkında yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulmuştur.
Tebliğnamede, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile, askeri mahkemenin 12.6.2002 tarih ve 2002/765-496 E.K. sayılı hükmüyle ilgili olarak, 5'inci Zırhlı Tugay K.lığı Askeri Mahkemesinde yeniden duruşma açılmasına ve hükmün yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
353 sayılı Kanunun 228'inei maddesi; hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi sebeplerini teker teker beş bent hâlinde saymıştır. Sayılan sebepler dışında, herhangi bir nedenle yargılamanın yenilenmesi imkânı bulunmamaktadır. Bu sebepler arasında sayılan 353 sayılı Kanun 228/E'ye nazaran; "Yeni vak'alar veya yeni deliller ileri sürülüp de, bunlar yalnız başına veya daha önce irat edilen delillerle birlikte göz önünde tutuldukları takdirde, hükümlünün beraatını veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması ile hükümlülüğü gerektirebilecek nitelikte olursa" şeklinde ifade edilen "yeni delil'' elde edilmesi sebebi olayımıza uygun düşmektedir.
Hükümlü hakkında aynı suç nedeniyle tesis edilen ve kesinleşen hüküm, ikinci defa yargılamayı yapan mahkemece bilinmiş olsa idi, hükümlü hakkındaki ikinci mahkûmiyet hükmü verilmeyecekti. Çünkü bu durumda, 353 sayılı Kanunun 162/Son maddesi gereğince "Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine" karar verilmesi gerekecekti. Bu itibarla, ilk kesin hüküm, son yargılamanın yenilenmesi için kanunun aradığı anlamda yeni bir delildir. Hükümlünün beraatını gerektirecek bir delil nedeni ile yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmesi karşısında, bundan daha ileri ve bir davanın yok sayılmasına neden olan "davanın reddi" konusunda bu sonucu doğuracak nitelikteki bir delile dayanılarak, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi öncelikle hakka, hukuka, usul ekonomisine ve kanun koyucunun gerçek iradesine uygun düşecektir.
Hükümlü hakkında aynı eylem nedeniyle açılan ilk dava nedeniyle, henüz yargılamanın sürdürüldüğü aşamada, açılan ikinci davanın sonuçlanıp, verilen mahkûmiyet ve beraat kararlarının kesinleşmiş olması karşısında, kesinleşen ilk hüküm 353 sayılı Kanunun 162/Son maddesi uyarınca kamu davasının reddine karar verilmesini gerektirecek ve 353 sayılı Kanunun 228/E maddesinde belirtilen biçimde, yargılamanın yenilenmesine sebep olabilecek yeni bir delil niteliğindedir. Yerleşmiş Askeri Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır (Drl. Krl.'nun 21.9.1089 gün ve 1989/195-193 sayılı, 12.10.2000 u:ı ve 2000/134-150 sayılı, l'inci Dairenin 18.1.1995 gün ve 1995/71-70 sayılı, 17.7.1996 gün ve 1996/480-476 sayılı, 19.11.1997 gün ve 1997/719-715 sayılı, 14.2.2001 gün ve 2001/130-126 sayılı kararları).
Hükümlü hakkında verilen ve kesinleşen ilk karar olan 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 18.3.2002 gün ve 2002/1055-113 sayılı mahkûmiyet hükmü, ikinci karar olan 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 12.6.2002 gün ve 2002/765-496 sayılı mahkûmiyet hükmü için davanın reddini gerektiren yeni delil niteliğinde olup, ikinci hüküm olan 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 12.6.2002 gün ve
2002/765-496 sayılı hükümle ilgili olarak, askeri savcının istemi ve sonuçta tebliğnamedeki görüş doğrultusunda yargılamanın yenilenmesine ve infaz edilmeyen mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy