(1632 S. K. m. 131)
Askeri mahkemece,
1. Sanık J.Astsb. F.K.'nın "askeri eşyayı satmak" suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan ASCK'nın 131/1 'inci maddesi gereğince takdiren bir yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmadaki iyi hali lehine hafifletici sebep kabul edilerek, TCK'nın 59/2'nci maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak neticeden on ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi ve ASCK'nın 47/A maddesinin amir hükmü gereği sanık hakkında hükmedilen cezanın başkaca bir tedbire çevrilmesine yer olmadığına,
ASCK'nın 30'uncu maddesi gereğince sanığın Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına,
Sanığın 17.7.2002-30.10.2002 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerinin 353 sayılı Kanunun 251 'inci maddesi gereğince mahkûmiyetinden mahsubuna,
2. Sanık sivil şahıs R.K.'nın "askeri eşyayı satmak suçuna iştirak" suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan ASCK'nın 131/1 'inci maddesi ve TCK'nın 64'üncü maddesi gereğince takdiren bir yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmadaki iyi hâli lehine hafifletici sebep kabul edilerek, TCK'nın 59/2'nci maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten on ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi ve ASCK'nın 47/A maddesinin amir hükmü gereği sanık hakkında hükmedilen cezanın halkaca bir tedbire çevrilmesine yer olmadığına,
Sanığın 13.8.2002-31.10.2002 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerinin 353 sayılı Kanunun 251'inci maddesi gereğince mahkûmiyetinden mahsubuna,
3. Sanık J.Lv.Kd.Üçvş. A.S.'nin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan ASCK'nın 144üncü maddesi delaletiyle, TCK'nın 240ıncı maddesi gereğince takdiren bir yıl ağır hapis cezası ve iki yüz on sekiz milyon yüz üç bin Türk lirası ağır para cezası ve üç ay süre ile memuriyetten yoksun bırakılmasına,
Sanığın istinabe mahkemesindeki iyi hâli lehine indirim sebebi kabul edildiğinden, TCK'nın 59/2'nci maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak on ay hapis cezası ve yüz seksen bir milyon yedi yüz elli iki bin beş yüz Türk lirası ağır para cezası ve iki ay on gün süre ile memuriyetten yoksun bırakılmasına,
Sanığın kişiliği ve sair hâlleri dikkate alınarak, hakkında takdir edilen hapis cezası 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi gereğince beher günü 7.269.000 TL'sı karşılığı para cezasına çevrilerek iki milyar yüz seksen milyon yedi yüz bin Türk lirası ve yüz seksen bir milyon yedi yüz elli iki bin beş yüz Türk lirası ağır para cezası ve iki ay on beş gün süre ile memuriyetten yoksun bırakılmasına,
Sanık hakkında aynı neviden hükmedilen ağır para cezaları. TCK'nın 72'nci maddesi gerekince toplanarak, iki milyar üç yüz altmış iki milyon dört yüz elli iki bin beş yüz Türk lirası ağır para cezası ve iki ay on beş gün süre ile memuriyetten yoksun bırakılmasına.
Sanık hakkında hükmedilen iki ay on beş gün süreli memuriyetten yoksun bırakma cezasının, ASCK'nın 34'üncü maddesi gereğince iki ay on beş gün süre ile açığa çıkarılma şeklinde uygulanmasına,
Sanığın ileride suç işlemekten çekineceği kanaati hâsıl olduğundan sanık hakkında takdir edilen cezaların teciline, karar verilmiştir.
Sanık F.K. müdafii Av. H.İ tarafından; olaya el koyan istihbarat görevlilerinin tüm işlem ve eylemlerinin 353 sayılı Kanunun 95inci madde hükmüne aykırı olduğu, Ankara-Nahcivan arasında sempatik ikmal köprüsünü Bnb. A.Y.'nin emir vererek kurduğu, müvekkilinin askeri malzemeyi satma suçunu işlemediği, depoda mevcut toner ve kartuşları Canon marka tonerle değiştirmek istediği, diğer sanık R.K'ye değiştirme amacıyla verdiği, yargılama konusu malzemelerin askeri eşya olmadığı, envantere kaydının bulunmadığı, mal saymanlıklarında toner ve kartuş açığı olmadığı ileri sürülerek hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Sanık sivil şahıs R.K. müdafii Av. D.K. tarafından; müvekkilinin inşaat işleriyle uğraştığı, F.K. Astsubayın bilgisayar malzemelerinin değiştirilmesine yardımcı olmak istediğini, diğer sanığın (F.K.) bu malzemeleri satmak amacıyla hareket etmediğini, müvekkilinin bu malzemenin askeri malzeme olduğunu bilmediğini, askeri eşyayı satmak suçuna iştirak suçunun unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek hükmü duruşmalı olarak temyiz etmiştir.
Sanık Astsb.Kd.Üçvş. A.S.'de, saymanın emirleri doğrultusunda üç toner verdiğini, kartuşları vermediğini, görevini kötüye kullanmadığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğnamede, sanık Astsb. F.K.'nin diğer sanık R.K. ile birlikte toner ve kartuşları satmak için anlaşmaları sonucunda malzemeleri birlik dışına çıkartırken yakalandıkları, bu suretle sanık Astsb. F.K.'nin askeri eşyayı satmak suçunu, diğer sanık R.K.'nın bu suçu iştirak ettiğinin sübut bulduğu, ancak sanıkların askeri malzemeleri birlik dışına çıkarttıkları sırada satamadan yakalanmaları nedeniyle, eylemlerinin tam teşebbüs aşamasında kaldığı, dolayısıyla her iki sanık hakkındaki hükmün teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle bozulması, sanık Astsb.Kd.Üçvş. A.S. hakkındaki hükmün de onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanıklar F.K. ve R.K. hakkında hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezaların ağır hapis cezası olması nedeniyle sanıklar müdafilerinin temyiz incelenmesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin talepleri 353 sayılı Kanunun 218'inci maddesi uyarınca uygun bulunarak, yapılan duruşmada sanık müdafileri temyiz layihalarında belirttikleri hususlar paralelinde açıklama ve taleplerde bulunmuşlardır.
A- Sanıklar J.Astsb.Bşçvş. F.K. ve Sivil Şahıs R.K. Yönünden Yapılan İncelemede:
J.Gn.K.lığı Üst.Kt.Gr.K.lığı Hizmet Bölük K.lığına vekâlet eden sanık J.Bçvş. F.K.'nin Lv.Mal Sorumlusu A.S.'den sempatik yolla aldığı bilgisayar yazıcı kartuş ve tonerlerini habercisi olan erlere ambalajlattırdıktan sonra, 16.7.2002 günü sanık sivil şahıs R.K. tarafından Anıttepe Kışla Nizamiyesi önüne getirttiği sivil plâkalı araca erler vasıtasıyla yüklettiği, R.K.'nın aracı ile hareketi sırasında daha önceden tedbir olan istihbarat görevlilerince yüklenen malzemelere el konulduğu, el konulan malzemelerin yapılan sayımında 57 adet toner ve kartuş ile viskilerden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Sivil şahıs R.K.'nın aracında ele geçen kartuş ve toner gibi malzemelerin, envanterde kayıtlı olmaması, mal sorumlusu J.Uçvş. A.S'nin deposunda yapılan sayımda yakalanan malzemelere ilişkin olarak bir açık olmaması dava konusu ise de, dava konusu toner ve kartuşların A.S.'ye ait depodan, sanık F.K.'nin habercileri vasıtasıyla F.K'nın sorumlu olduğu depoya taşındığı, A.S. tarafından F.K'ye gönderilen ve olay günü ele geçirilen 10 adet tonerden 3 adet KXP-8 toneri MEBS.D.Bşk.'lığının mal sorumlusu tarafından hiçbir evrak düzenlenmeden A.S.'ye verildiğinin ikrar edildiği, A.S.'nin, çalıştığı firmalardan birinin, bir veya iki koli içerisinde toner getirdiğini, getirilen tonerleri F.K Başçavuşun istediği için getirildiğinin söylenmesi nedeniyle F.K.'nın deposuna gönderildiğine ilişkin beyanlarının bulunduğu, dolayısıyla A.S. tarafından çeşitli yollarla temin edilen ve kayda girmeyen toner ve kartuşların askeri eşya olduğunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Sanık F.K. müdafii tarafından, suça el koyma yetkisine sahip olmayan istihbarat elemanlarınca yapılan faaliyetler sonucu elde edilen bulguların, hukuka aykırı delil olduğu ileri sürülmekte ise de, 353 sayılı kanunun 66'ncı maddesinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde teşkilâtında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amirleri ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine, diğer askeri makamların da arama ve zapt işlemlerini yapabilecekleri, aynı kanunun 95'inci maddesinde de, askeri amirlerin, askeri savcının işe el koymasına kadar eylemin sübut vasıtalarının ve delillerin kaybolmasını önleyecekleri, gecikmesinde sakınca umulan tedbirleri alacakları hükme bağlanmıştır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, ilgili elemanların kendilerine verilen emir üzerine gerekli tedbirleri alarak, askeri eşyayı satmak amacıyla birlikten dışarı çıkarmak isteyen sivil şahsın aracında arama yaparak, suça konu eşyaların ele geçirilmesinde kanuna aykırı bir durum söz konusu olmadığından F.K. vekilinin bu yöndeki temyiz nedeni kabule değer görülmemiştir.
Diğer yandan, müvekkilinin mevcut toner ve bilgisayar kartuşlarını canon marka tonerle değiştirmek düşüncesiyle hareket ettiği, bu amaçla diğer sanığa verdiğini ileri sürmüş ise de; sanık Bçvş. F.K.'nın mevcut mevzuat itibarıyla askeri eşyayı başka bir eşya ile değiştirme yetkisinin olmaması, böyle bir eylemin dahi suç teşkil etmesi, tanık olarak dinlenen J.Bnb. A.Y.'nin sanıktan böyle bir isteğinin olmadığını ifade etmesi ve diğer tanık beyanları karşısında, sanığın askeri eşyayı A.Y.'nin talep ettiği canon marka tonerleri temin için başka tonerlerle değiştirmek istediğine ilişkin temyiz nedeni de kabule değer bulunmamıştır.
Keza, sanık müdafiinin yargılama konusu malzemelerin askeri eşya niteliğinde olmadığına ilişkin itirazı, yukarıdaki açıklamalar karşısında yerinde görülmediği gibi, fiilde maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğine, malzemeleri satma kastı ile diğer sanık R.K.'ya verdiğine ilişkin bir delil mevcut olmadığına dair temyiz itirazları da, dosyada mevcut kanıtlar ve askeri mahkeme kararında bu hususlara yönelik olarak yapılan değerlendirmeler karşısında yerinde görülmemiştir.
Sanık sivil şahıs R.K. müdafii, müvekkilinin F.K. astsubayın bilgisayar malzemelerini değiştirmesine yardımcı olmak istediğini, satmak amacı olmadığı, suçun unsurlarının bulunmadığını ileri sürerek, hükmü temyiz etmiş ise de, askeri mahkemece toplanan deliller karşısında; F.K.'nın, askeri malzemelerin elden çıkarılması konusunda R.K. ile anlaştığı, söz konusu malzemelerin bu amaçla sanık R.K'nın nizamiye dışında park edilen aracına yüklendiği, bu aşamada söz konusu malzemelerin ele geçirildiği göz önüne
alındığında, askeri mahkemece sanıklar F.K. ve R.K.'ya isnat edilen eylemlerin sabit görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiş.
Ancak, sanıkların sabit görülen bu eylemlerinin hangi suça vücut verdiğinin değerlendirilmesi, konusuna gelince;
ASCK'nın 131 'inci maddesinin ilk fıkrası; "Askeri hizmet yaparken veya vazifeyi suiistimal ederek bir hizmet veya vazifeden ötürü tevdi ve emanet edilmiş olan para veya kıymeti ne olursa olsun bir eşyayı, yahut kendisine tevdi veya emanet edilmiş olmasa bile, her türlü askeri erzak, eşya ve hayvanları çalanlar veya zimmete geçirenler..." hükmünü içermekledir.
Bu maddeye göre zimmet suçunun oluşabilmesi için, bir hizmet veya vazifeden dolayı "tevdi veya emanet edilmiş" para veya eşyanın veya "tevdi veya emanet edilmiş olmasa bile" her türlü askeri eşyanın zimmete geçirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Zimmete geçirme eylemi, bir değerin failin mal varlığına girmesi veya tahsis gayesinin dışına çıkarılmasıyla tamamlanmaktadır.
Zimmet suçlarını cezalandırmakla korunan hukuki menfaat, mal varlığına zarar verilmemesini korumak olmayıp, kamu idaresine karşı dürüst davranılmasını temin etmek olduğundan, mali zararın doğmuş olmaması veya telafi edilmiş olması suçun tamamlanmış olması açısından, ehemmiyet taşımamaktadır. (Sahir Erman, Çetin ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı işlenen Suçlar 1992 sahife; 18,28)
Yargılamaya konu olayda, sanık Astsb.Bçvş. F.K.'nın gerek kendisinin temin ettiği, gerekse levazım mal sorumlusu Astsb.Üçvş. A.S. tarafından gönderilen toner ve kartuşlar üzerinde, görevinden kaynaklanan hukuki ve fiili zilyetliğinin bulunduğu görülmektedir.
Mal edinme eyleminin, görev nedeniyle teslim edilen malzemeler üzerinde işlenmesi hâlinde, askeri eşyayı çalmak ve utmak suçlarına göre, daha ö/el bir düzenleme niteliği taşıyan "zimmet" suçunun oluşacağı hususu Askeri Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmıştır.
Yargılama konusu olayda birlik envanterinde kayıtlı olmasa da, askeri eşya olduğunda duraksama bulunmayan, sanık Astsb.Bçvş. F.K.'nın muhafaza ve murakabe sorumluluğundaki bu malzemeleri ister satarak para temin etmek maksadıyla, ister başka bir malzeme ile değiştirmek maksadıyla olsun birlik hudutları dışına çıkarmak şeklindeki eyleminin zimmet suçuna vücut verdiği, sanık R.K.'nın eyleminin ise, söz konusu malzemelerin birlik dışına çıkarılarak satılması veya değiştirilmesi konusunda F.K. ile anlaşmaya vararak, bu maksatla birlik dışına aracını getirmek ve bu malzemelerin aracına yüklenmesine imkân sağlamak suretiyle sanık F.K.'nın zimmet suçuna iştirak ettiğinin kabulü gerektiğinden, sanık F.K. hakkında askeri eşyayı satmak, sanık R.K. hakkında askeri eşyayı satmak suçuna iştirak etmek suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin suç vasfının tayinindeki isabetsizlikten dolayı bozulmasına karar verilmiştir. (As.Yrg.Drl.Krl.'nun 4.11.2004 gün ve 2004/159-145 sayılı içtihadı da bu yöndedir).
B- Sanık Astsb.Kd.Üçvş. A.S. Yönünden Yapılan İncelemede:
Sanığın levazım mal sorumlusu olarak görevli olduğu deposundaki Ordu mallarını herhangi bir kayıt altına almadan, usulsüz olarak ve senet düzenlemeksizin, salt F.K. ile arasındaki sempatik ilişkilere istinaden ona verdiği, böylece memuriyet görevini kötüye kullandığından bahisle mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; sanık hakkında memuriyet görevini kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü mülga 765 sayılı TCK'nın 240'ncı madde hükmüne dayanmaktadır.
5237 sayılı Yeni TCK'nın 7'nci maddesi 2'nci fıkrası; "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmünü taşımaktadır.
Diğer yandan, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun, memuriyet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin olarak mülga 765 sayılı TCK'nın 240'ncı maddesine mümas 257'nci maddesi ile bu konuda yeni bir düzenleme yapılmıştır.
Askeri mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın tanımlayıp, cezalandırdığı hangi suç tipine uygunluk gösterdiğinin tartışılıp değerlendirilmesi, saptanacak yeni ceza hükmünün mahkûmiyete esas alınan ceza hükmüne göre, sanığın lehinde olup olmadığının belirlenmesine imkân sağlanması amacıyla, bu sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy