(1632 S. K. m. 66)
Sanığın 25.2.1998-16.3.1998 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 6671-b, 73 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uygulanmak suretiyle tesis olunan 5 ay hapis cezasına ilişkin önceki mahkûmiyet hükmünün, sanığın temyizi üzerine Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 28.2.2001 tarih ve 2001/172-171 sayılı ilâmı ile "4616 sayılı Kanunun uygulanmasını temin yönünden" bozulmasının ardından bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; askerî mahkemece, 16.5.2001 tarih ve 2001/923-230 sayılı hükümle yüklenen izin tecavüzü suçunun suç tarihi ve suç vasfı itibarıyla 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunması gözetilerek anılan Kanunun 4'üncü maddesi uyarınca derdest davanın 5 yıl süre ile ertelenmesine ve sanık bu süre içinde aynı türden başka bir suç ya da daha ağır hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirir bir suç işlediği takdirde davanın yeniden ele alınarak bu davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verildiği;
Sanığın Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 24.7.2002 tarih ve 2001/390 esas, 2002/227 karar sayılı hükmü ile 18.9.2001 tarihinde işlediği silahla müessir fiil suçundan dolayı TCK'nın 456/4, 457/1, 51/1, 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddeleri uyarınca ertelenmiş ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ve bu kararın 10.3.2003 tarihinde kesinleştiğinin tespiti üzerine, mahkemece 24.8.2004 tarihinde duruşma açılıp davaya kaldığı yerden devam kararı verilerek ayni gün tesis olunan 24.8.2004 tarih ve 2004/1149-403 Esas ve Karar sayılı hükümle 25.2.1998 - 16.3.1998 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek ASCK'nın 66/1-b, 73 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uygulanmak suretiyle 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık tarafından, "sabıkasında yer alan ağır para cezasının aynı mahiyette cürüm işlenmesi olarak kabulü ile erteleme kararının kaldırılmasının yasaya aykırı olduğu, yargılama aşamasında hakkında ceza ehliyetinin tespitine dair karar alındığı hâlde, bu işlem tamamlanmadan yokluğunda bu karardan vazgeçilmesinin hükmün bozulmasını gerektirdiği " belirtilerek temyiz edildiği, tebliğname de hükmün onanması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Öncelikle usul yönünden yapılan incelemede: sanık hakkında kamu davasının ertelenmesine 16.5.2001 tarihli hükümle karar verilip, periyodik olarak yapılan sabıka sorgulaması sırasında adı geçenin sabıkası olduğu saptanarak, sabıka kaydında belirtilen kesinleşmiş hüküm temin edildikten sonra, duruşma açıldığı ve ertelenen davaya kaldığı yerden devam yönünde ara kararı tesis edilip, sanık durumdan ve duruşma gününden haberdar edilmeksizin ya da istinabe talimatı yazılarak diyeceklerinin tespiti yoluna gidilmeksizin aynı gün mahkûmiyet hükmü tesis edildiği görülmektedir.
Savunma, suçlamaya karşı sanığın yararına yürütülen; onu hukukî açıdan korumayı amaçlayan bir faaliyettir. Evrensel ceza yargılama kurallarına göre, savunma hakkı en kutsal ve vazgeçilmez bir hak olarak kabul edilmektedir. Bu hak Anayasada, taraf olduğumuz milletlerarası sözleşmelerde ve kanunlarımızda yer almıştır. 353 sayılı Kanun ve CMK'ya göre bu hakkın kısıtlanması mutlak bozma sebebidir. Öte yandan, her sanığın derdini anlatabilmesini, ne istediğini söyleyebilmesini, hiç veya gereği gibi dinlenilmeden mahkûm edilememesini, öne sürülen iddiaları ve aleyhine olan delilleri çürütebilmesini ve bu sayede yargılamanın gidişine etki edebilmesini ifade eden ilkeye Çağdaş Ceza Muhakemesi Hukukunda meram anlatma ilkesi denilmektedir. Bu ilkeye göre, sanık, hiç bir hakkı olmayan bir soruşturma objesi değil, belli hakları ve yükümlülükleri bulunan ve yargılamanın gidişine etki edebilen bir muhakeme süjesidir.
Hâl böyle olmasına karşın, ertelenmiş kamu davasının yeniden derdest kılınması keyfiyetinden ve duruşma gününden sanığın haberdar edilmeyerek, bizzat ya da bir müdafii aracılığıyla huzura gelerek ya da istinabe yoluyla savunmasını yapmaktan ve meramını anlatmaktan ve savunmaya ilişkin diğer haklarından yoksun bırakılması mutlak bozma nedeni oluşturduğundan, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiş; sanığın önceki yargılamada ceza ehliyetinin tespitine dair ara kararından vazgeçilmesinin kanuna aykırı olduğuna ve ertelenmiş davanın yeniden ele alınmasına esas olan suçun cezasının ertelenen suçla aynı mahiyette bir suç olmadığına dair temyiz nedenleri esasa ilişkin olduğundan bu aşamada incelenmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy