(353 S. K. Ek. m. 1)
Askeri mahkemece; sanığın, 24.3.1999-7.5.1999 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 63/1-A maddesinin "yedi günden sonra üç ay içinde yakalananlar" cümlesi, TCK'nın 59/2'nci maddesi ve 647 sayılı Kamımın 4'üncü maddesi uyarınca sonuç olarak 500.000 TL ağır para eczası ile cezalandırılmasına. 9.5.1999-15.11.1999 tarihleri arasında yoldan savuşmak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1 -B maddesi, TCK'nın 59/2'nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca sonuç olarak 50.000.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 18.11.1999-20.07.2001 tarihleri arasında yoldan savuşmak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-B maddesi, TCK' nın 59/2'nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi uyarınca sonuç olarak 118.750.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu hükümler sanık tararından; "para cezasını ödeyecek maddi imkânının olmadığı, beraatına karar verilemeyecekse cezasının ertelenmesi, lehe hükümlerin uygulanmanı" ileri sürülerek temyiz edildiği, tebliğnamede yargılamaya heyet halinde bakılmasının 353 sayılı kanunun Ek-l'inci maddesine aykırı olması nedeniyle, hükümlerin usulden bozulması yönünde bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkındaki iddianamede eylem; "tebligatsız yoklama kaçağı olarak aranırken, 2.3.1999 tarihinde yakalanarak 5.3.1999 tarihinde 2 gün yol süresi verilmek suretiyle serbestçe sevk edilen sanığın, tanınması gereken 15 günlük hazırlık süresi de nazara alındığında 23.3.1999 günü sonuna kadar katılması gerekirken, birliğine hiç gitmediği ve bakaya olarak aranırken 7.5.1999 tarihinde yakalanıp, aynı gün 1 gün yol süresi verilerek serbestçe sevk edildiği birliğine hiç katılmadığı, 15.11.1999 tarihinde yakalanarak ele geçen sanığın, 16.11.1999 tarihinde yeniden 1 gün yol süresi verilerek serbestçe sevk edildiğinde birliğine yine katılmadığı ve 20.7.2001 tarihinde yakalanarak ele geçirilip mevcutlu olarak sevk edildiği birliğine 23.7.2001 tarihinde teslim edildiği" şeklinde açıklanarak, sanığın 24.3.1999-7.5.1999 tarihleri arasındaki geç iltihak suretiyle bakaya eyleminden dolayı, ASCK'nın 63/1-A maddesinin '7 günden sonra 3 ay içinde yakalananlar' cümlesi. 9.5.1999-15.11.1999 tarihleri arasındaki geç iltihak suretiyle bakaya eyleminden dolayı ASCK'nın 63/1-A maddesinin '3 aydan sonra yakalananlar' cümlesi ve 18.11.1999-20.7.2001 tarihleri arasındaki geç iltihak suretiyle bakaya eyleminden dolayı ASCK'nın 63/1-A maddesinin '3 aydan sonra yakalananlar' cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Davaya başlangıçtan itibaren kurul hâlinde bakan askeri mahkemece, sanığın 9.5.1999-15.11.1999 tarihleri ile 18.11.1999-20.7.2001 tarihleri arasındaki eylemlerinin. ASCK'nın 63/1-B maddesindeki yoldan savuşmak suretiyle bakaya suçlarını oluşturabileceği ihtimali gözetilerek, sanığın ek savunmasının tespit olunmasının ardından yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş ise de;
353 sayılı Kanunun Ek - l'inci maddesinde, subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalar hariç olmak üzere, bazı suçları işleyenlerin davalarına askeri mahkemelerin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılacağı belirtilmektedir. Maddede sözü edilen bazı suçlardan bir kısmı (a) bendinde, "ağır hapis ve ölüm cezasını gerektiren halleri hariç olmak üzere, Askeri Ceza Kanununun 63, 66, 68 ve 76'nci maddelerinde yazılı suçlar" olarak açıklanmıştır.
ASCK'nın 63/1-A maddesinin '3 aydan sonra yakalananlar' cümlesinde suç ve hüküm tarihi itibarıyla ağır hapis cezasının öngörülmesi nazara alındığında, açılan kamu davasına başlangıçta kurul hâlindeki askeri mahkemenin bakmasında isabetsizlik bulunmamakla beraber, kurul hâlindeki askeri mahkemenin iddianamede açıklanan eylemlerin, ASCK'nın 63/1-A maddesinin ağır hapis öngören cümlesine uymadığını belirleyip bu kanaate vardığında, davaya askeri mahkemenin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılmak üzere görevsizlik kararı vermesi gerekirken, yargılamaya devam ederek sonuç karara varması 353 sayılı Kanunun 207/3-A maddesi gereğince kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mahkûmiyet hükümlerinin, askeri mahkemenin kanuna uygun olarak kurulmamış olması nedeniyle ile bozulmasına karar verilmiş; bir kısım üyeler ise; yargılamaya heyet hâlinde bakılmasının usulden bozmayı gerektirmediği ve esasın incelenmesi gerektiği görüşüyle bozma kararına katılmamışlardır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy