(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 5)
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 15.7.2004 gün ve 2004/53-177 sayılı kararı ile mükerrer izin tecavüzü suçunu işleyen hükümlünün ASCK'nın 66/2-c ve TCK'nin 59/2'nci maddeleri gereğince neticeten bir yıl sekiz ay müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; söz konusu karar taraflarca temyiz edilmemek suretiyle 26.8.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Cezanın infazına 12.4.2004 tarihinde başlandığı ancak infaz aşamasında iken Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 23.11.2004 gün ve 2004/53-9 Esas-Müt. sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile TCK'nın 59'uncu maddesindeki 5237 sayılı Kanun ile getirilen lehe değişiklik dikkate alınarak, hükümlü hakkındaki infazın 24.11.2004 tarihinde durdurulduğu ve bu tarih itibariyle tahliye edildiği, hükümlünün cezasının yeni düzenleme gereğince 1.4.2005 tarihinde yeniden belirlenmesinden sonra, infaz işlemine devam edilmesinin öngörüldüğü; askeri savcılığın bu karar doğrultusunda 11.4.2005 tarihli yazısı ile hükümlü lehine düzenleme olmadığı mütalâası belirtilerek infazla ilgili yeni bir karar tesis edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununun 62'nci maddesinde takdiri indirim oranı hükümlü lehine 1/5 olarak değiştirilmiş ise de, bu değişiklik henüz yürürlüğe girmeden önce 31.3.2005 tarihli Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan 5328 sayılı Kanunun 2'nci maddesi ile takdiri indirim oranında tekrar değişiklik yapılarak bu oran eskiden olduğu gibi 1/6 olarak düzenlendiğinden ve bu yeni düzenleme karşısında hükümlünün lehine herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığından, infazın ertelenmesi koşulları ortadan kalktığı ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5329 sayılı Askeri Ceza Kanununda Değişiklik yapan Kanun hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hükümlü lehine kabul edilebilecek yeni bir yasal düzenleme de getirilmediğinden, infazın ertelenmesi için ortada yasal neden bulunmadığı gerekçesi ile, hükmün infazının devamına dair talep Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 12.4.2005 gün ve 2005/53-2005/20 Mut. sayılı kararı ile kabul edilmiş ve mahkûmiyet hükmünün aynen infaz edilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı hükümlü tarafından sebep gösterilmeksizin itiraz edilmiş ise de; 31.3.2005 gün ve 25772 sayılı Resmi Gazetede (Mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren 31.3.2005 tarihli ve 5328 sayılı çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici l/c maddesi gereğince, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ile 5329 sayılı Askeri Ceza Kanununda Değişiklik yapan Kanun hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, gerek uygulanan kanun maddesi ve gerekse infaz bakımından hükümlü lehine herhangi bir düzenleme getirilmediği dikkate alındığında, askeri mahkemece hüküm infazının devamına karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından, bu karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununun 5'inci maddesindeki "Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmünün Özel Ceza Kanunu olan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu için de geçerli olup, tekerrür ile ilgili TCK'nın genel hükümlerinin Askeri Ceza Kanununda yer alan suçlar için de uygulama imkânı bulacağı, 5329 sayılı Askeri Ceza Kanununda Değişiklik yapan kanun hükümleri içerisinde ASCK'daki suçlar yönünden TCK'nın tekerrür ile ilgili hükümlerinin istisna tutulacağına dair bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, 5349 sayılı Kanunun Geçici l'inci madde hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın Birinci Kitabında yer alan aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanacağı şeklindeki hüküm dikkate alındığında, TCK'nın tekerrür ile ilgili genel hükümlerinin ASCK'da özel bir suç olarak düzenlenen mükerrer firar ve mükerrer izin tecavüzü suçları ile ilgili ASCK'da bu suçlarla ilgili yasal bir düzenleme yapılıncaya kadar ve en geç 31.12.2006 tarihine kadar uygulanmayacağı, mükerrer firar ve mükerrer izin tecavüzü suçlarının yasal düzenleme yapılana kadar özel bir suç olarak kanunda mevcut olduğu sonucuna varıldığından, 5349 sayılı Kanun yönünden de hükümlü lehine bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy