(1632 S. K. m. 77 )
Askeri mahkemece; sanığın, 14.8.2004 tarihinde oda hapsi ceza yerini terk suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 77/1 ve TCK'nm 59/2 'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; bu hükmün sanık tarafından cezanın fazla ve paraya çevrilmemesinin yasaya aykırı olduğu belirtilerek temyiz edildiği; tebliğname de tayin olunan hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4/2'nci maddesi uyarınca paraya çevrilmemesinin yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hükmün bozulması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; sanığın Elazığ J.Komd. Taburu 1 'inci J.Komd. Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken 19.7.2004 tarihinde işlediği bir disiplin suçu nedeniyle bölük komutanı tarafından aynı gün 2 gün oda hapis cezası ile cezalandırıldığı, cezası tebliğ olunup sağlık muayenesi de yapıldıktan sonra sanığın ceza infazı için 13.8.2004 günü saat 16.00'da Elazığ Garnizon Disiplin Ceza ve Tutuk Evine kapatıldığı, 14.8.2004 günü saat 17.00'de havalandırma esnasında Disiplin Ceza ve Tutuk Evinde cezalı olarak kalan Sağ. Üçvş. İ.K. ile birlikte hemen yakındaki Kabul ve Toplanma Merkezi (KTM) çay ocağına çay içmeye gittikleri, bu şekilde Disiplin Ceza ve Tutuk Evinin havalandırma alanından uzaklaşan sanığın KTM ile J.Komando Taburu arasındaki tel örgüleri aşarak tabur nizamiyesine gittiği, kendisi ile birlikte gelip sivil aracını kışla içine almak isteyen Sağ.Üçvş, İ.K.'nın nizamiyeden dışarı çıkışını sağladıktan sonra, nizam karakoluna gelip görevlilerle görüştüğü, daha sonra taburda bıraktığı cep telefonunu aldıktan sonra tekrar tel örgülerden geçerek 17.30 sıralarında Disiplin Ceza ve Tutuk Evine geri döndüğü, dosya kapsamı elverişli delillerle ortaya çıkmış olup, mahkemece maddi vakıanın açıklanan şekilde kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
ASCK'nın 77/1 'inci maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen oda hapsi cezalarının çekildiği yeri terk edenler hakkında yaptırım öngörülmüştür. Madde ile tanımlanan suç, genel anlamı ile hürriyeti bağlayıcı bir cezanın yerine getirilmekte olduğu yerden, yetkililerin izni olmadan uzaklaşmayı gerektirmektedir. Somut olayda sanığın yetkililerden izin almaksızın, havalandırma esnasında Disiplin Ceza ve Tutuk Evini terk ederek görev yaptığı kışlasına gittiği ve bir süre sonra geri döndüğü ve bu suretle oda hapsi ceza yerini terk fiilini işlediği anlaşıldığından, mahkemece fiile uygun vasıflandırma ile ASCK'nın 77/1'inci maddesi uyarınca uygulama yapılması, oluşa uygun düşen gerekçelerle cezanın alt sınırdan belirlenmesi isabetlidir.
Ancak; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin 2'nci ve son fıkralarına göre, suç tarihinden önce hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında, sırf askeri suçlar dışında kalan suçlardan dolayı hükmolunan 30 gün ve daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların paraya ya da tedbire çevrilmesi zorunlu olup, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk (c/a Kanununun kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımları düzenleyen 50'ncl maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
ASCK'nın 47'nci maddesinde para cezasına ya da tedbirlerden bitine çevrilmesi yasaklanan suçlar arasında, anılan Kanunun Üçüncü Bap Üçüncü Faslında yer alan "oda hapsi ceza yerinden Kaçmak" suçu yer almamaktadır. Öte yandan, bu suçun yalnızca askerler tarafından değil, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli sivil personel tarafından da işlenebilir olması, itaat ve inkıyadı bozan suçlar arasında yer almaması ve hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infaz edildiği yerden uzaklaşma mahiyeti öne çıkan bu suçun bazı farklara karşın, Türk Ceza Kanununda karşılığının bulunması nazara alındığında, 'sırf askeri suç' niteliğinde olmadığında kuşku yoktur. (As.Yrg.Drl.Krl. 20.5.1983 tarih ve 1983/130-127; As.Yrg.3.D. 14.9.1995 tarih ve 1995/563-561; As.Yrg.5.D. 6.3.1996 tarih ve 1996/125-127 sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle, sabıkası bulunmayan sanık hakkında sırf askeri suç niteliği bulunmayan oda hapis ceza yerini terk suçundan dolayı tayin olunan 30 günden az süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın, para cezasına ya da tedbirlerden birine çevrilmesi zorunlu olduğu halde, bunun yapılmamış olması kanuna aykırı olduğundan, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy