(1632 S. K. m. 87)
9'uncu P. Tümen K. lığı Askeri Savcılığı İdari İşler Astsubayı olan sanığın, 17.11.2003 günü Askeri Savcı Hâk. Bnb. L.T.' nin emri üzerine tümen matbaasında ciltlenen boş esas defterlerini matbaada görevli Er S.Ş. ile birlikte askeri savcının makam odasına getirdiği, defterleri kontrol eden Hâk. Bnb. L.T.' nin yanlış kesim nedeniyle defterlerin kullanılmaz durumda olduğunu görerek Er S.Ş' ye kızıp muaheze ettiği, Hâk. Bnb. L.T.' nin sanığa dönerek "Neden işi takip etmediniz" demesi üzerine sanığın, "Komutanım, erin hatasını neden bana yüklüyorsunuz, benim suçum ne?, kesmesini ben söylemedim" şeklinde karşılık verdiği, Hâk. Bnb. L.T.' nin sanığa ve Er S.Ş.' ye Yz. İşl. Müdürünün odasına gidip defterlerin işe yarar sayfalarını kurtarmalarını söylediği, Er S.Ş' nin oda dışına çıktığı, sanığın odada kalarak kendisinin hatası olmadığına ilişkin beyanlarını sürdürdüğü, askeri savcının "Çık odadan, askerle birlikte düzeltebileceklerinizi düzeltin" diyerek emir verdiği, sanığın buna rağmen odada kalmaya ve "Benim bu olayda suçum ne?, bu benim görevim değil" anlamında sözler söylemeye devam ettiği, askeri savcının sanığa "Çık odadan diyorum sana" diyerek emrini üçüncü kez tekrarladığı, sanığın yine odadan çıkmadığı, bu suretle amirinin odadan çıkması konusunda üç kez tekrarladığı emrinin gereğini yerine getirmeyerek, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davası sonunda; askeri mahkemece, sanığa isnat olunan suçun unsurları itibarıyla oluştuğu konusunda cezalandırmaya yetecek derecede açık, kesin delil bulunmadığı değerlendirilerek, şüpheden sanık yararlanır ilkesi nazara alınarak sanık hakkında beraat kararı tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu hüküm, askeri savcı tarafından, emre itaatsizlikte ısrar sucu oluştuğu halde beraata hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede, Hâk. Bnb. L.T.' nin aşamalardaki ifadelerinde 17.11.2003 günü meydana gelen olayın iddianamede belirtilen şekilde gerçekleştiğini açıklamasına karsın, sanığın sorgu ve savunmalarında "Askeri savcının matbaacı eri odadan gönderdikten sonra kendisine 'sana bir iş verdim, eline yüzüne bulaştırdın, sen ne biçim astsubaysın' diye bağırdığını, kendisine bir suçu olmadığını açıklamaya çalışırken 'defol, çık git, takip etmiyorsun' diye bağırdığını, ihtiyaç duyulan defterleri Erzurum' dan temin edebileceğini belirtmeye çalıştığı sırada amirinin 'defol' diye bağırıp ayağa kalkarak üzerine, yürüyüp iki yakasından tuttuğunu ve dışarı doğru iteklediğini, dengesini kaybedip düşmemek için kapıya tutunurken amirinin kapıyı suratına çarpması sonucu parmaklarının kapıya sıkıştığını" beyan ettiği görülmektedir. Olay sırasında odada bulunan tanık Zabıt Katibi T.T. askeri savcılık ifadesinde, olay tutanağı ve iddianamede belirtilen şekilde beyanda bulunmakla birlikte, Hâk. Bnb. L.T.' nın tayine" ayrılmasını müteakip tespit olunan duruşma ifadesinde, "olay tutanağının askeri savcı tarafından daha soma düzenlendiğini, tutanağı imzalamak zorunda kaldığını, askeri savcılık ifadesini de tutanak içeriğinden ayrılmamak düşüncesiyle tutanak doğrultusunda verdiğini, olay günü sanığın odadan çıkmak üzere geri çekildiği sırada Hâk. Bnb. L.T. ile aralarında karşılıklı konuşmaların başladığım, Hak. Bnb. L.T. nin defterleri kapıdan dışarı attığını ve bu sırada sanığa çık dışarı dediğini, sanığın kendisini savunur tarzda konuşmaya çalıştığı sırada kendisini ittirerek dışarı çıkardığını" söylemiştir. Görüldüğü gibi sanık ile amiri arasındaki olayın gerçekleşme tarzı farklı anlatılmakla, tanık T.T.' nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki farklı ifadeleri de maddi vakıanın oluşumu konusunda kuşku yaratmaktadır.
Bu tespitlere göre, mahkemece, olayın, sanığın emre rağmen odadan çıkmaması şeklinde mi? gerçekleştiğinin, yoksa karşılıklı konuşma sırasında amirin 'çık dışarı' demesinin ardından sanığa enin yerine getirme fırsatı dahi vermeden ittirerek dışarı çıkarması şeklinde mi? gerçekleştiği konusundaki şüphenin giderilemediğinin kabulünde, Hâk. Bnb. L.T.' nin izine gidip dönmesinden sonra sanığın şikayetle bulunduğunu öğrendiği aşamada tarihsiz olarak düzenlediği olay tutanağına itibar edilmemesinde, öte yandan kendisiyle olmayan bir hata nedeniyle azara maruz kalan sanığın odadan çıkmaması halinin, emre itaatsizlikte ısrar kastıyla yapılmayan ve kendisini savunmaya çalışma niteliğinde bir davranış olarak değerlendirilmesinde, kuşku ile aleyhe sonuca varmanın hukukun genel ilkelerine aykırı olacağının benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, mahkemece unsurları itibariyle oluşmayan suçlan dolayı uygun gerekçelerle tesis olunan beraat kararında bir isabetsizlik görülmediğinden askeri savcının yerinde görülmeyen temyizinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy