(353 S. K. m. 177, 178, 180)
Sanığın 10.11.2004-3.12.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek; ASCK'nın 66/l-a, 73 ve TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca, beş ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanık, suçu psikolojik bir bunalım sonucu işlediğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğnamede, hükmün usul yönünden bozulması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Yargılama işlemlerinin belgelenmesi amacıyla düzenlenen ve yargılamanın yasa kurallarına uygun cereyan edip etmediği konusunda yegâne kanıt olan duruşma tutanaklarının şekli ve neleri içermesi gerektiği, 353 sayılı Kanunun 177 ve 178 inci maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun "Duruşma tutanağı ve kapsayacağı hususlar" başlıklı 177'nci maddesi, duruşma için bir tutanak düzenleneceği, bu tutanağın duruşmayı yöneten askeri hâkim ile tutanak kâtibi tarafından, duruşmayı yöneten askeri hâkimin engeli varsa, kuruldaki diğer askeri hâkim tarafından imzalanacağı, çok sanıklı davalarda duruşma safahatının mahkemenin uygun ve lüzum göreceği teknik araçlarla tespit olunabileceği, sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarından birer suretin önceden isteyen sanık ve müdafie verileceği;
Duruşma tutanağının:
1. Duruşmanın yapıldığı yeri ve tarihini,
2. Askeri mahkeme kurulunun, askeri savcının, tutanak kâtibinin ve varsa tercümanın ad ve soyadlarını,
3. İddianamede nitelendirildiği gibi suçun ne olduğunu,
4. Sanıkların, müdafilerin, davacıların ve davaya katılanların, vekillerinin ve kanuni mümessillerinin ad ve soyadlarını,
5. Duruşmanın açık mı veya gerekçesinin beyanı ile kapalı mı yapıldığım,
Kapsayacağı hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun 178'inci maddesinde duruşma tutanağında ayrıca, duruşmanın nasıl cereyan ettiğinin, esaslı merasime uyulup uyulmadığının, duruşmada okunan belgelerin, ileri sürülen iddia ve savunmaların özellerinin, verilen kararlar ve hüküm fıkrasının yer alacağı belirtilmiş, 179'uncu maddesinde de; duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kanuni kurallara uyulup uyulmadığının ancak tutanakla ispat olunabileceği hükmüne yer verilmiştir.
"Hüküm fıkrası" başlığını taşıyan 180'inci maddede; hükmün gerekçesi tamamıyla tutanağa yazılmamış ise, tefhimden itibaren yedi gün içinde yazılarak dava dosyasına konulur.
Hüküm ve kararlar, buna katılan askeri mahkeme kuruluna dâhil olanlar tarafından imza edilir. Hükmün aslının yazılmasında askeri mahkeme kuruluna dâhil olanlardan biri imza edemeyecek durumda ise, engelin sebebi duruşma hâkimi veya diğer askeri hâkim üye tarafından hükmün altına yazılır.
Hüküm fıkrasında; 162'nci maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin ve verilen cezanın nev'i ile süresi ve miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan askeri mahkeme kuruluna dâhil olanların ve askeri savcı ile tutanak kâtibinin ad ve soyadlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Hükümlerin ikinci nüshaları ve özetleri duruşma hâkimi veya diğer askeri hâkim üye ve tutanak kâtibi tarafından imza edilerek, askeri mahkemenin mührü ile mühürlenir." düzenlemesi yer almış bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, duruşma tutanağının içermesi gereken noktalar ile tutanağa yazılacak diğer konular, kanunun 177 ve 178'inci maddelerinde ayrıntılı olarak gösterilmiş, hükümde (gerekçeli karar) yer alacak konular ise, 180'inci maddede belirtilmiştir. Yerleşik yargı kararlarında da vurgulandığı gibi, gerekçeli karar duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup, onun hükümlerine tâbi bulunmakladır (Askeri Yargıtay Drl.Krl.'nun 24.4.2003 tarihli ve 45-44 sayılı, Yargıtay CGK'nın 2.3.2004 tarihli ve 5-29/63 sayılı kararları).
Konu öğretide de ele alınmış ve hüküm fıkrasının tutanağa geçirilip okunmasından sonra gerekçenin hazırlanması hâlinde, hükmün duruşma tutanağından bağımsız bir şekilde tekrar yazılacağı, hükmün başında kararı veren mahkemenin adının, hükmü veren hâkimlerin, savcının, sanık ve müdafiinin, sanığa yüklenen suçun, duruşma günü ve yerinin, karar tarih ve sayısının yer alması gerektiği (Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, Ekim-2003, s. 575), bundan sonra sırasıyla olay, gerekçe ve hüküm fıkrasının bulunacağı ve hükmün buna iştirak eden hâkimler tarafından imzalanacağı belirtilmiştir (Nurullah KUNTER, Ceza Muhakemesi Hukuku, 8'inci Bası, s. 868-873; Erdener YURTCAN, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu Şerhi, 2'nci Bası, Cilt:2, s. 626-627; Nur CENTEL-Hamide ZAFER; Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 575).
Hükmün neleri içermesi gerektiğini düzenleyen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232'nci maddesinin de yukarıda özetlenen görüşler doğrultusunda bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle; kısa kararın tefhimi ile duruşma bitirildikten sonra, duruşma tutanağının devamına yazılan gerekçe yasanın anladığı anlamda hüküm (gerekçeli karar) niteliğinde olmadığından, diğer yönlerinden incelenmeyen hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy