(353 S. K. m. 115)
Sanık J.Uzm.Çvş. A.Y.'nin, 6 Mayıs 2005 tarihinde J.Br K.S.'ye karşı asta müessir fiil suçunu işlediği iddia edilerek, Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının, 3 Haziran 2005 tarihli ve 2005/1293-265 sayılı iddianamesi ile ASCK'nın 117/1'inci maddesi uyarınca cezalandırılması işlemiyle kamu davası açılmıştır.
Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 9 Haziran 2005 tarihli ve 2005/5 sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla, iddianamenin:
1. Suçtan zarar görenin açık kimliğini,
2. Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimini,
3. Suçun delillerini,
4. Şüphelinin tutuklu olup olmadığını içermediği,
5. İddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadığı ve dosyada bulunan delillerin neler olduğunun iddianameden anlaşılamadığı,
6. Sonuç kısmında sadece şüphelinin aleyhine olan hususların belirtildiği, lehine olan hususlardan söz edilmediği,
Kabul edilerek, 5271 sayılı CMK'nın 174'üncü maddesi uyarınca iddianamenin iadesine karar vermiştir.
Bu karara karşı Askeri Savcı tarafından süresinde itiraz edilmiş; itirazı inceleyen Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi, 14 Haziran 2005 tarihli duruşmasız işlere ait kararıyla anılan kararın yok hükmünde olduğunu kabul ederek, itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Mahkeme bu kez, 24 Haziran 2005 tarihli ve 2005/199 sayılı duruşmasız işlere ait kararla, ilk kararın hukuki varlığını ve geçerliliğini koruduğuna ve itirazı incelemeye yetkili ve görevli merciin Askeri Yargıtay olduğuna karar vermiş, bu karara da askeri savcı tarafından süresinde itiraz edilmiştir.
Tebliğnamede, itirazın değişik gerekçe ile kabulüne ve iddianamenin iadesine karar verilmesi görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunun 195'inci maddesinde, kanun yollarının "itiraz" ve "temyiz" olduğu açıklanmış, 202'nci maddesinde de "itiraz, bu kanunda açıkça gösterilen hâllerde kararlara veya askeri mahkeme kararlarına karşı yapılabilir." denilmiştir.
Buna karşılık, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 267'nci maddesinde, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanununa göre, hâkim kararlarına karşı her zaman, mahkeme kararlarına ise, ancak kanunun gösterdiği durumlarda itiraz edilmesi mümkün olduğu hâlde; 353 sayılı Kanun düzenlenmesine göre askeri mahkeme kararına itiraz edilebilmesi, kanunda açık bir hükmün mevcut olması şartına bağlı bulunmaktadır.
353 sayılı Kanun bu açıdan incelendiğinde, ancak kanunun 57, 66, 74, 75, 132, 214, 251, 252, 253 ve 254'üncü maddelerine göre verilecek kararlara karşı itirazın mümkün olduğu görülmektedir.
Ayrıntıları Askeri Yargıtay Drl.Krl.'nun 20.1.1994 tarihli ve 1994/9-7 sayılı kararında açıklandığı gibi, 353 sayılı Kanunda özel düzenleme bulunan konularda CMUK (CMK) hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Anayasanın mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğine ilişkin 142'nci maddesi de bu kabul şeklini haklı kılmaktadır.
İddianamenin iadesi konusu 5271 sayılı CMK'nın 174'üncü maddesinde düzenlenmiş olup, 353 sayılı Kanunda bu tarz bir düzenleme bulunmamakta, aksine iddianamenin içermesi gereken konuları düzenleyen 115'inci maddenin son fıkrası "iddianameye itiraz olunamaz." düzenlemesini içermektedir. Bu nedenle, tebliğnamede yazılı iddianamenin iadesine karar verilmesi gerektiği görüşüne iştirak edilememiş, söz konusu karar 353 sayılı Kanunun düzenlemesi yönünden yasaya aykırı olmakla birlikte, karara karşı itirazın olanaklı olmadığı gözetilerek, askeri savcının itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy