(5237 S. K. m. 155)
a) Sanık Hv. Mu. Yzb. H.S.T. yönünden yapılan ön incelemede:
Askeri mahkemece; sanığın, aslının suçu hakkında takibatla bulunmamak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK' nın 145, TCK' nın 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri uygulanıp sonuç olarak 36.345.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiği, yokluğunda açıklanan ve gerekçesine temyiz yolu için 7 gün içinde Askeri Yargıtaya başvurulabileceği hususu kaydedilen mahkûmiyet hükmünün sanığa tebliği için birlik k.lığına yazı yazıldığı, söz konusu hükmün 8.2.2005 Salı günü saat 13.00'dc sanığa tebliğ edildiği; sanığın 16.2.2005 tarihini taşıyan temyiz dilekçesini 16.2.2005 Çarşamba günü, Rize/Pazar Asliye Ceza Hâkimine havale ettirerek temyiz defterinin 2005/7 sırasına kaydedilen dilekçesiyle hükmü temyiz etliği anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanunun 209'uncu maddesi; temyiz işleminin karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmışsa tebliğinden itibaren bir hafta içinde yapılmasını amir bulunmaktadır. İnceleme konusu dosyada, 8.2.2005 tarihinde kendisine tebliğ edilmiş hükme karşı, sanık, bir haftalık hak düşürücü temyiz süresi 15.2.2005 Salı günü dolduğu hâlde, 16.2.2005 tarihinde işleme koydurduğu dilekçesi ile temyiz isteminde bulunmuş, gecikmesine ilişkin olarak bir beyan veya mazeret ileri sürmemiştir.
Bu nedenle, sanığın süresinde olmayan temyiz işleminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
b) Sanık Hv. Mu. Kd, Üçvş. Ö.A. yönünden inceleme:
Askeri mahkemece, sanığın, müteselsilen zimmet suçunu işlediği kabul edilerek ASCK' nın 131/1 (az vahim hâl), TCK' nın 80, 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 'inci maddesi uygulanıp, sonuç olarak 1.359.303.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, eylem nedeniyle disiplin amirince verilen 5 gün göz hapsi cezasının ASCK' nın 180'inci maddesi uyarınca cezasından indirilmesine, ASCK' nın 30/1-B maddesi gereğince Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına, karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık müdafii tarafından, "su paralarının geç ödenmesi konusunda eski belediye başkanı yerine konu ile ilgili bilgisi olmayan yeni belediye başkanının dinlenmesinin ve bu tanığın beyanının hükme esas alınmasının noksan soruşturma oluşturduğu, tanık U.E.'ya öz vakıa hakkında soru yöneltilmeyerek ifadesinin eksik tespit olunduğu. Astsubay F.Ö.' nün de dinlenmesi gerektiği, lojman su paralarının gecikerek yatırılmasının zimmet değil, görevi ihmal suçu kapsamında irdelenmesi gerektiği, teselsülden dolayı gerekçesi gösterilmeden asgari had yerine 1/4 oranında yapılan artırımın da yasaya aykırı olduğu, 5237 sayılı TCK' ya göre fer'i cezalar kaldırıldığından, müvekkili hakkında Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılma fer'i cezası tayininin yasaya aykırı olduğu" belirtilerek temyiz edilmiş; tebliğnamede, sanığın yürüttüğü lojman muhasipliği görevinin askeri hizmet niteliğinde olmayıp, lojman sakinleri ile özel hukuk çerçevesinde yürütülen bir ilişkiden ibaret bulunduğu ve bu nedenle eylemin hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçunu oluşturacağı belirtilerek, suç vasfındaki hata nedeniyle hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Rize/Pazar 221'inci Hava Radar Kıt'a K.lığında görevli olan sanığın, 2000 ve 2001 yılları Kasım aylarında yapılan seçimlerde lojman yönetim kuruluna seçilip muhasip üye olarak görevlendirildiği, şehir merkezinde bulunan lojmanların 3 bloğunun tek su saatine bağlı olması nedeniyle, lojman sakinlerinin maaşlarından su kesintisi adı altında iki ayda bir kesilen su bedellerinin birlik mutemedi tarafından bankadan çekilerek belediyeye yatırılmak üzere sanığa teslim edildiği, sanığın bedeli kendisine teslim edildiği hâlde, 2001 yılı 4, 5 ve 6'ncı dönemleri ile 2002 yılı 1, 2, 3 ve 5'inci dönemine ait toplanı 2.114.500.000 TL tutarındaki su paralarını son ödeme tarihine kadar belediyeye yatırmayıp, bu paraları kişisel işlerinde kullandığı, durumun anlaşılıp görevden alınmasından bir süre sonra 5.3.2003 tarihinde, su bedelini gecikme faiziyle birlikte 3.009.716.000 TL olarak belediyeye ödediği maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Mahkemece, sanığın zimmet suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş ise de,
Zimmet suçunun ön koşulu, askeri hizmet nedeniyle tevdi edilen eşya ya da paranın mal edinilmesidir. Gerek, sanığa teslim edilen paranın askeri bir hizmetin yürütülmesinden elde edilen bir para olmaması, gerek bu paranın askeri görev nedeniyle tevdi edilmemesinden dolayı, sanığın kendisine teslim edilen paraları veriliş amacına aykırı olarak kullanması, zimmet suçunu oluşturmaz. Sanığın üstlendiği lojman yönetim kurulu muhasiplik görevi, askeri hizmet niteliğinde olmayıp, su parasını ödeyen lojman sakinleri ile sanık arasındaki özel hukuka dayalı bir ilişki mahiyetinde bulunmaktadır. (As.Yrg.Drl."Kurulunun 29.9.1972 tarih ve 1972/42-55, 4.2.1999 tarih ve 1999/11-21 ve 26.2.2004 tarih ve 2004/10-36 sayılı kararları) Bu nedenle; sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK' da emniyeti suiistimal başlığı altında 508 ve 510'uncu maddelerde ve 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK' da güveni kötüye kullanma başlığını taşıyan 155'inci maddede düzenlenen suç tipi kapsamında lehe kanun kuralı nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın eyleminin zimmet olarak vasıflandırılarak buna göre uygulama yapılması kanuna aykırı olup, hükmün suç vasfındaki hata nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; suç tarihinde görevde olan belediye başkanı yerine sonradan seçilen yeni belediye başkanının dinlenmesi hatalı olmakla birlikte, sübuta etkisi olmayan bu hata bozma nedeni sayılmamış ve bozmadan sonraki evrede eylemin güveni kötüye kullanma suç tipi kapsamında irdelenmesi sırasında temyizde ileri sürülen tanık dinlenmesine dair istemin yerine getirilebileceğine işaretle yetinilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy