(5275 S. K. m. 110)
Hükümlü Ö.D.'nin, 18 Şubat 2004 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 12 Mayıs 2004 tarihli ve 2004/428-247 sayılı hükmü ile, yirmi beş gün hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm Askeri Yargıtay l'inci Dairesinin 20.10.2004 tarihli ve 2004/1064-1061 sayılı ilâmı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Hükmün infazı aşamasında hükümlü, cezasının özel infaz usullerine göre çektirilmesini talep etmiş, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi itiraza konu 5 Ağustos 2005 tarihli ve 2005/949-389 sayılı duruşmasız işlere ait kararla ceza süresi, dosya kapsamı ve suç vasfına göre istemin reddine karar vermiştir.
Bu karar, hükümlüye 18 Ağustos 2005 tarihinde tebliğ edilmiş ve hükümlü 29 Ağustos 2005 tarihinde işlem gören dilekçesi ile "askerliğini bitirmiş, yeni iş hayatına atılmış ve kazancı ile ailesini geçindiren bir gencin 11-12 gün dahi olsa ceza evinde yatmaya mahkûm edilmesinin hukuk sistemine ve cezadan beklenen ıslah fonksiyonuna aykırı olduğu" görüşü ile karara itiraz etmiştir.
Kararda itiraz şekli, mercii yol ve süresi ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığından itirazın süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Kısa süreli hapis cezalarının özel infaz usulleri yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde:
"
..
2. Hükümlülük süresinin 60 günü geçmemesi hâlinde, her hafta Cuma günleri için en geç 19.00'da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle bir ceza evinde,
3. Hükümlülük süresinin 4 ayı geçmemesi hâlinde, serbestçe çalışabilmesini temin için her gün saat 19.00'da girmek ve sabahları 07.00'de çıkmak suretiyle bir ceza evinde çektirilmesine mahkemece karar verilebilir..." şeklinde düzenlenmişken;
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 110'uncu maddesi ile:
"(1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı ay veya daha az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta Cuma günleri saat 19.00'da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri,
Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır." şeklinde düzenleme getirilmiş bulunmaktadır.
5275 sayılı CGTHK'nın 110'uncu maddesinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Kanunun 8/3'üncü maddesinde mevcut "serbestçe çalışabilmesini temin için" tabirine yer verilmediği, madde gerekçesinde "Bu özel infaz şekilleri sayesinde cezanın Devlete bir külfet yüklemeden yerine getirilmesinin, kadınların ev işlerini, çocukların bakımını sürdürmelerinin ve hükümlülerin iş ve diğer faaliyetlerini sürdürmesinin de mümkün olduğunun" belirtildiği görülmektedir.
Askerlik hizmetinin özellikleri ve hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı sırasında personelin özlük haklan gözetilerek, bu tür bir infaz şeklinin subaylar, astsubaylar, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, silâh altında bulunan erbaşlar ve erler ile Silâhlı Kuvvetlerle hizmet bağı içinde bulunan kişiler yönünden uygulanması olanağı yoksa da (Askeri Yargıtay 3*üncü Dairesinin 4,10.2005 tarihli ve 2005/1034-1030 sayılı kararı bu görüş doğrultusundadır.), terhis olmuş ve Silâhlı Kuvvetlerle ilişiği kesilmiş sivil kişiler yönünden uygulanmasına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Nitekim benzer düzenlemeyi içeren 647 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin uygulanmasına yönelik olarak. Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 9.5.1972 tarihli ve 1972/160-146 sayılı kararı ile MSB Askeri Adalet İşleri Başkanlığının 24 Mart 1978 tarihli ve 1978-1559-4 sayılı mütalâası da bu doğrultuda bulunmaktadır.
5275 sayılı Kanunun 110'uncu maddesi özel infaz usulleri konusunda emredici bir hüküm getirmemiş, bu konudaki istemin kabulünü hükmü veren mahkemenin, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemenin takdirine bırakmıştır. Bu konudaki takdirin kullanılmasında cezanın Devlete bir külfet yüklemeden yerine getirilmesi, hükümlünün iş ve diğer faaliyetlerini sürdürebilmesi, kadın hükümlülerin ev işlerini ve çocuklarının bakımını yapabilmeleri gibi hususların göz önünde bulundurulması yanında, takdirin haklı ve makul sebeplere dayanması, değerlendirmede hata ve zafiyet bulunmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, hükümlünün mahkûm olduğu sürenin yirmi beş gün hapis cezası olduğu ve 18 Mayıs 2004 tarihinde terhis mahiyetinde izne ayrıldığı gözetildiğinde, mahkemece istemin reddine gerekçe olarak kullanılan ceza süresi, dosya kapsamı ve suç vasfı gibi sözcüklerin yasaya uygun olmadığı sonucuna varılmış ve hükümlünün itiraz sebeplerinin haklı olduğu kabul edilerek itirazın kabulüne karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy