(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 5) (353 S. K. m. 221)
Bakaya suçundan sanık Yd. Sb. Ad. Adayı Mehmet Akif DUMAN hakkında 5inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 11.05.2005 gün ve 2005/866-234 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık müdafii tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün bozulması görüşünü içeren 05.01.2006 gün ve 2006/141 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 14.02.2002-04.01.2005 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi ve 765 sayılı TCK'nın 59/2nci maddesi uyarınca üç ay on gün hapis cezası ile mahkumiyetine, bu cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 12 YTL. hesabıyla para cezasına çevrilerek neticeten 1200 YTL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, bu para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarıca aylık taksitler halinde on eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresi içinde ödenmemesi halinde geri kalanının tamamının tahsiline ve geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm sanık müdafii tarafından, sevk tarihinden önce sevk tehir talebinde bulunan sanığa bu talebin sonucu tebliğ edilmediğinden sanıkta suç işleme kastının bulunmadığı, suç tarihlerinde yurt dışında dil eğitimi gören sanığın mazeretinin geçerli kabul edilmesi gerektiği, TRT duyuruları sırasında yurt dışında bulunan sanığın yapılan tebligattan haberdar olamayacağı, iddianamenin usulüne uygun sanığa tebliğ edilip edilmediği, yasal süreden sonra sorgusunun yapılıp yapılmadığı, sorgusundan önce iddianamenin okunup okunmadığının belli olmadığı belirtilmek suretiyle süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, gerekçeli kararda sanığın 21.03.2002 tarihine kadar şubeye müracaatla sevk evraklarını alması gerektiği açıklanmasına rağmen, suçun başlangıç tarihi olarak 01.04.2002 tarihinin kabulü maddi olayın oluşuna ilişkin çelişki yarattığı belirtilmek suretiyle, hükmün usulden bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 2001/07 grup numarası ile muhtemel celp döneminin Mart 2002 olduğu belirtilen 19.07.2001 tarihli askerlik durum belgesinin sanığa imza karşılığı elden teslim edildiği, Ocak-Şubat-Mart 2002 aylarında yapılan TRT duyuruları ile 21.03.2002 tarihinde mesai bitimine kadar askerlik şubesine müracaatı gereken sanığın bu celp dönemine (Mart 2002) ve müteakiben Temmuz-Kasım 2002, Mart-Temmuz-Kasım 2003 ve Mart-Temmuz-Kasım 2004 celp dönemine katılmadığı ve 04.01.2005 tarihinde Çankaya Askerlik Şubesine müracaatla işlediği suçun temadisinin kendiliğinden gelmekle sona erdiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanığa atılı suçun oluşumu için, öncelikle, yüklenen suç tarihlerinden önce düzenlenen ve sanığa tebliğ edilen askerlik durum belgesinin, dosyada bulunması zorunludur. Grup numarasını bilmeyen bir yükümlünün hangi dönemde sevke tabi olduğunu ve duyuru kapsamında bulunup bulunmadığını belirleme olanağı yoktur. Askeri Mahkemenin istemi üzerine Askerlik Şubesince gönderilen askerlik durum belgesinin (Dz.51), onaysız fotokopi evrak olduğu ve alt kısmındaki el yazısı ile imzanın da okunaksız olduğu görülmektedir. Bu nedenle öncelikle, sanığın hangi grup yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar alındığına ilişkin olan ve kendisine de tebliğ edilmiş olması gereken askerlik durum belgesinin aslının veya onaylı-okunaklı suretinin getirtilmesi gerekmektedir. Ceza yargılamasında sübut delili olarak kullanılan her türlü belge ve bilginin herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak nitelikte olması bağlamında, sanığın sevke tabi olduğu dönemin belirlenmesi açısından önem taşıyan askerlik durum belgesinin aslı veya onaylı-okunaklı sureti getirtilmeden hüküm kurulması noksan soruşturma oluşturduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, tebliğnamede de belirtildiği şekilde, gerekçeli kararın delillerin tahlil ve değerlendirilmesi başlıklı kısmında, atılı suçun temadisinin başlangıcı için yapılan değerlendirmede ...sevk evraklarını almak üzere en geç 21.03.2002 tarihine kadar yerli askerlik şubesine müracaat etmesi gerekirken müracaat etmediği... denilmesine karşın, gerek kısa kararda ve gerekse gerekçeli kararda suçun başlangıç tarihinin kabule ve dosya içeriğine aykırı bir şekilde 01.04.2002 olarak belirlenmesi çelişki oluşturmakta ise de, bozma nedeni karşısında suçun başlangıç tarihine ilişkin kısa kararla gerekçe arasındaki çelişkiye işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen 353 sayılı kanunun 221/1inci maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma nedeniyle BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 25.01.2006 günü oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy