(1632 S. K. m. 47, 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (1111 S. K. Geç. m. 37) (5252 S. K. m. 5) (5275 S. K. m. 122)
Bakaya suçundan sanık Yd. Sb. Ad. Adayı Ömer ARSLAN hakkında 5inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 03.05.2005 gün ve 2005/12-206 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün bozulması görüşünü içeren 05.01.2006 gün ve 2006/142 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 22.07.1999-17.07.2000 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi ve 765 sayılı TCK'nın 59/2nci maddesi uyarınca üç ay on gün hapis cezası ile mahkumiyetine, bu cezasının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 3 YTL. hesabıyla para cezasına çevrilerek neticeten 300 YTL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, bu para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarıca aylık taksitler halinde on eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresi içinde ödenmemesi halinde geri kalanının tamamının tahsiline ve geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm sanık tarafından, yeni evli olması sebebiyle çalışarak ailesine katkıda bulunmak zorunda kaldığı, ayrıca hükmedilen cezanın tecil edilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, 4459 sayılı Kanunla 1111 sayılı kanuna eklenen geçici 37nci madde uyarınca 04.11.1999-04.05.2000 tarihleri arasında, sanığın bedelli askerlik statüsünden yararlanmak üzere başvuru hakkının bulunduğu, bu süreçte sevkini yaptırmayanların eyleminin bakaya suçunu oluşturmayacağı, dolayısıyla 04.05.2000 tarihine kadar suç işleme kastıyla hareket ettiği kabul edilemeyecek sanığın, 04.05.2000 tarihinden sonraki ilk celp dönemi olan Temmuz 2000 celbinde sevki gerekmekte olup, bu tarihte sevk edildiği anlaşılan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle, hükmün esastan bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 98/08 grup numarası ile muhtemel celp döneminin Temmuz 1999 olduğu belirtilen 19.08.1998 tarihli askerlik durum belgesinin aynı tarihte sanığa imza karşılığı elden teslim edildiği, Haziran-Temmuz 1999 aylarında yapılan TRT duyuruları ile 21.07.1999 tarihinde mesai bitimine kadar askerlik şubesine müracaatı gereken sanığın bu celp dönemine (Temmuz 1999) ve müteakiben Kasım 1999 ve Mart 2000 celp dönemine katılmadığı ve 17.07.2000 tarihinde Almus Askerlik Şubesine müracaatla işlediği suçun temadisinin kendiliğinden gelmekle sona erdiği maddi vakıa olarak sübut bulmuştur.
1111 Sayılı Kanuna, 04.11.1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4459 Sayılı Kanunla eklenen geçici 37nci madde ile Kanun yürürlüğe girdiği tarihte (4459 Sayılı Kanunun) her ne sebeple olursa olsun, henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış 01.01.1973 tarihinden önce doğan ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanununa tabi yükümlüler, istekleri halinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Askerlik Şubelerine başvurmaları, 15.000 Alman Markı veya ödeme tarihindeki karşılığı konvertibl yabancı ülke parasını ya da T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL. parayı ödemeleri ve Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek birlik ve kurumlarda temel askerlik eğitimlerini yapmaları şartıyla, askerlik hizmetini yapmış sayılırlar... bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında adli takibat yapılamaz hükmü getirilmiş bulunmaktadır.
Getirilen bu düzenleme ile, henüz askerlik hizmetine başlamamış ve 01.01.1973 tarihinden önce doğan yükümlülere 04.11.1999-04.05.2000 tarihleri arasındaki altı aylık süre içinde bedelli askerlik statüsünden yararlanmak üzere başvuru hakkı tanındığı, bu yükümlülerin, 6 aylık başvuru süresi içerisinde askere sevk edilmelerinin mümkün olmadığı görülmekte ise de,
20.09.1968 doğumlu olan(Dz.19) ve 1111 sayılı Askerlik Kanunun geçici 37nci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte henüz fiili askerlik hizmetine başlamayan sanığın, bedelli askerlik statüsünden yararlanma ve 04.05.2000 tarihine kadar Askerlik Şubesine başvuru hakkına sahip olduğuna kuşku bulunmamakla birlikte, bedelli askerlikten yararlanmak için başvurusunun bulunmadığı ve 21.07.2000 tarihinde askere sevk edilerek kısa dönem çavuş olarak askerlik hizmetini tamamladığı görülmektedir.
4459 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden önce, 22.07.1999 tarihinden itibaren suç işlemeye başlayan ve anılan Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvurusu bulunmayan ve yararlanmayan sanığın, bakaya durumunu ortadan kaldıran veya sorumsuzluğunu gerektiren yasal hiçbir sebep olmadığından, belirtilen tarihler arasında sanığın bakaya suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemece, karar yerinde gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde sanık hakkında ceza tayin edilip, takdiri hafifletici neden göz önünde bulundurularak cezasında gerekli indirim yapılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde, ASCK'nın 47/A maddesi gereğince cezanın ertelenmesinin yasal imkansızlık sebebiyle mümkün olmaması nedeniyle kurulan hükümde; usul, sübut, vasıf ve takdir açısından yasaya aykırı bir durum bulunmadığı tespit edilmiştir.
Üyeler Dz. Hakim Albay Ramazan ŞAFAK ve Hakim Albay Adnan AKBAL, bakaya suçundan sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
Her ne kadar karar tarihi itibariyle, sonuç olarak ağır para cezasına hükmedilerek, taksitlendirilen para cezasına ilişkin taksitlerden birinin süresi içinde ödenmemesi halinde geri kalanının tamamının tahsiline ve geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de, 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden, keza 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, sanık hakkında tesis olunan ağır para cezasının infaz sırasında adli para cezasına dönüştürülerek infaz edilmesi ve gecikme zammı uygulanmaması gerektiğine işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 01.02.2006 günü Üyeler Dz. Hakim Albay Ramazan ŞAFAK ve Hakim Albay Adnan AKBALın karşı oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
04.11.1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4459 Sayılı Kanunla 1111 Sayılı Kanuna eklenen geçici 37nci madde ile Kanun yürürlüğe girdiği tarihte (4459 Sayılı Kanunun) her ne sebeple olursa olsun, henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış 01.01.1973 tarihinden önce doğan ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 sayılı Askerlik Kanununa tabi yükümlüler, istekleri halinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Askerlik Şubelerine başvurmaları, 15.000 Alman Markı veya ödeme tarihindeki karşılığı konvertibl yabancı ülke parasını ya da T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL. parayı ödemeleri ve Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek birlik ve kurumlarda temel askerlik eğitimlerini yapmaları şartıyla, askerlik hizmetini yapmış sayılırlar... bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında adli takibat yapılamaz hükmü getirilmiş bulunmaktadır.
Bu Kanun ile; henüz askerlik hizmetine başlamamış ve 01.01.1973 tarihinden önce doğan yükümlülere 04.11.1999-04.05.2000 tarihleri arasındaki altı aylık süre içinde bedelli askerlik statüsünden yararlanmak üzere başvuru hakkı tanındığı, bu yükümlülerin, 6 aylık başvuru süresi içerisinde askere sevk edilmelerinin mümkün olmadığı görülmektedir.
Yapılan açılamalar ışığında, getirilen düzenlemenin, temadisinin bitim tarihi kanundan yararlanma başvurusu için son gün olan 04.05.2000 tarihini takip eden celp dönemi olan Temmuz 2000den sonra olmadıkça, 6 aylık süreçte başvurusu olmasa dahi, 4459 sayılı Kanunun yayınlanarak yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden önce temadisi başlayan bakaya suçları için, örtülü af niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim, Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 14.12.2004 gün ve 2004/1557-1555, 30.11.2004 gün ve 2004/1395-1424, 11.06.2002 gün ve 2002/643-640, 11.06.2002 gün ve 2002/632-632 ile 1inci Dairesinin 29.09.2004 gün ve 2004/924-920 E.K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Sanığın, 20.09.1968 doğumlu olduğu ve 1111 sayılı Askerlik Kanunun geçici 37nci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte henüz fiili askerlik hizmetine başlamadığı, böylece bedelli askerlik statüsünden yararlanma ve 04.05.2000 tarihine kadar Askerlik Şubesine başvuru hakkına sahip olduğu, bu durumda ise, bedelli askerlikten yararlanma hakkının sona ermesinden sonra, takibeden celp dönemi olan Temmuz 2000 celbinde askere sevkinin mümkün olduğu, başka bir deyişle, sanığın ancak, 21 Temmuz 2000 tarihinden itibaren sevke icabet etmediği ve yasal şartları oluştuğu takdirde bakaya durumuna düşeceği, dolayısıyla 17.07.2000 tarihinde askerlik şubesine başvuran sanığa yüklenen bakaya suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı görüşü ile sayın çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy