(765 S. K. m. 102, 104) (4616 S. K. m. 1) (353 S. K. m. 162)
İştirak halinde teselsülen memuriyet görevini suistimal, müteaddit asta müessir fiil ve teselsülen memuriyet nüfuzunu suistimal suçlarından sanık Ter.Mu.Çvş.Kenan ÖZCAN hakkında 12 nci Mknz.P.Tug. Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 30.12.2004 gün ve 2004/1485-853 esas ve karar sayılı kamu davasının ortadan kaldırılmasına ilişkin hükümlerin sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askerî Yargıtay Başsavcılığının hükümlerin bozulması görüşünü içeren 05.01.2006 gün ve 2006/178 sayılı tebliğnamesi ekinde gelen dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
Sanık Ter.Mu.Çvş.Kenan ÖZCANın 17.8.1998 ve 13.10.1998 tarihlerinde işlediği memuriyet görevini kötüye kullanmak, memuriyet nüfuzunu suistimal ve asta müessir fiil suçlarından, TCK'nın 102/4 ve 104üncü maddelerinde belirtilen dava zamanaşımının 22.03.2004 tarihinde dolduğu kabul edilerek 4616 sayılı Kanunda değişiklik yapan 4758 sayılı Kanunun ¼ üncü maddesi gereğince ayrı ayrı kamu davalarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm sanık tarafından, Hakkımda verilen mahkûmiyet kararını temyiz etmek istiyorum. şeklinde yazılan bir dilekçeyle süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, Askerî Mahkemenin kendiliğinden dava dosyasını esasa kaydederek duruşma günü verdiği, sanığı duruşma günü hakkında bilgilendirmediği ve 30.12.2004 tarihli duruşmada kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği; dava zamanaşımı süresi dolmadığından hükmün kanuna aykırı kurulduğu, bu sebeple hükümlerin esastan bozulması gerektiği yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Diğer sanık hakkında verilen hüküm temyiz edilmediğinden inceleme dışı tutulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden; Sanığın 17.8.1998 ve 13.10.1998 tarihlerinde iştirak hâlinde memuriyet görevini kötüye kullanmak, müteaddit asta müessir fiil ve cebrî irtikâp suçunu işlediği iddiasıyla 03.02.1999 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı (Dz.66), tutuklu olarak yargılanan sanığın 22.03.1999 tarihli duruşmada sorgusunun yapıldığı (Dz.82), yargılama devam ederken 4616 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine sanığın dilekçe ile başvurarak bu kanundan yararlanmak istediği (Dz.171),
Askerî Mahkemece 16.03.2001 tarihinde yapılan duruşmada; sanığa isnat edilen cebren irtikâp suçunun dosya muhteviyatına göre memuriyet nüfuzunu suistimal suçuna vücut verdiği, gerek bu suçun gerekse iddia konusu edilen memuriyet görevini kötüye kullanmak ve asta müessir fiil suçlarının 4616 sayılı yasa kapsamında bulunduğu kabul edilerek 4616 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi uyarınca davaların 5 yıl süre ile ertelenmesine karar verildiği (Dz.172),
16.03.2001 tarihinde verilen bu erteleme kararına taraflarca itiraz edilmediği ve kesinleştiği(Dz.183),
Erteleme kararında belirtilen şekilde Askerî Savcılık tarafından her yıl sanığın sabıka kaydının sorulduğu (Dz.192, 196, 201), en son 17.12.2004 tarihi itibarıyla 4616 sayılı Kanunda ve erteleme kararında belirtilen nitelikte bir suç işlemediği anlaşılan sanık hakkında tensiple duruşma açılmasına karar verildiği, 30.12.2004 tarihinde sanığın yokluğunda yapılan duruşmada 4616 sayılı Kanunda 4758 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, sanığın işlediği iddia edilen suçların TCK'nın 102/4 üncü maddesi uyarınca beş yıllık dava zamanaşımı süresine tâbi olduğu, TCK'nın 104 üncü maddesi anlamında dava zamanaşımını kesen sebeplerin incelenmesi neticesinde dava zamanaşımının 22.03.2004 tarihinde dolduğu (zira dava zaman aşımını kesen en son usûli muamelenin 22.03.1999 tarihli sanığın sorgusu olduğu), bu bağlamda dava zamanaşımı süresi içerisinde sanığın 4758 sayılı Kanunun ¼ üncü maddesindeki yasal şartlara aykırı bir davranışının da tesbit edilemediği bu nedenle müsnet suçlardan sanık hakkındaki kamu davalarının 4758 sayılı Kanunun ¼ üncü maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanunun 162/2 nci maddesine göre, duruşma sonunda verilecek kararların beraate, hükümlülüğe, duruşmanın tatiline, davanın düşmesine veya ceza kanunları ile diğer kanunlarda belirtilen kararlardan birine ait olacağı ifade edilmiş ve aynı kanunun 205 inci maddesinde de bu hükümlerin temyiz edilebileceği belirlenmiştir.
Ancak, sanığın temyiz dilekçesi incelendiğinde, zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının ortadan kaldırılmasına dair kararlara karşı bir itiraz içermediği, sadece Hakkımda verilen mahkûmiyet kararını temyiz etmek istiyorum gereğini saygılarımla arz ederim. şeklindeki temyiz dilekçesiyle temyiz isteminde bulunduğu, verilen kararın mahkûmiyet kararı olduğunu zannettiği anlaşılmaktadır. Askerî Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi temyiz kural olarak hükmün kanuna aykırılığı sebebine dayanmalıdır. Askerî Mahkeme hükmünün, kanuna aykırı olduğuna ya da hükme veya onun özüne yönelik bir sebep içermediği gibi verilen hükümle hiçbir ilgisi bulunmayan bir sebep içeren temyiz dilekçesinin her halde temyiz istemi olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Diğer yandan dava zamanaşımı nedeniyle verilen davanın ortadan kaldırılması kararlarını temyiz etmekte sanığın hiçbir hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış bu nedenle sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Sanığın temyiz isteminin 353 sayılı Kanunun 217/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE; Tebliğnamede yazılı görüşe aykırı olarak, 25.01.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy