(1632 S. K. m. 132) (765 S. K. m. 46, 47, 59, 80) (5237 S. K. m. 32) (647 S. K. m. 4)
Müteselsilen arkadaşının ve üstünün birşeyini çalmak suçundan sanık terhisli Tnk. Er Ahmet ÇELİK hakkında 1inci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 14.04.2005 gün ve 2005/137-104 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askerî Yargıtay Başsavcılığının 05.01.2006 gün ve 2006/184 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün düzeltilerek onanması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Gereği düşünüldü:
Askerî Mahkemece; sanığın, 2004 yılı Mart ve Nisan ayları içinde aynı suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak, kendisiyle aynı birlikte görevli Çvş. Osman SEYMENe ait bir adet gömleği, Çvş. Hüseyin YILDIRIMa ait bir takım eşofmanı, Er Selahattin KÖŞTERİya ait bir adet kol saatini, Er Mahmut TATARa ait iki adet telefon kartını, Er Hüseyin ÖLMEZe ait 5 paket sigarayı ve Er Kenan BAKANa ait bir adet cep telefonunu sahiplerinin izni olmaksızın almak suretiyle, müteselsilen arkadaşının ve üstünün birşeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 132 ve 765 sayılı TCKnın 80 ve 59/2nci maddeleri uyarınca beş ay beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi uyarınca beher gün karşılığı 14,85 YTL. hesabı ile para cezasına çevrilerek neticeten 2.598,75 YTL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının 24 eşit taksitte alınmasına, ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından, babasının rahatsızlığı sebebiyle bunalıma girdiği, cezanın ertelenmesi gerektiği ve cezanın ağır olduğu belirtilerek, yasal süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hürriyet bağlayıcı cezalarının para cezasına dönüştürülmesinde, 5083 ve 5252 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklik uyarınca 2004 yılı için beher gün karşılığının 11 YTL. üzerinden adli para cezasının uygulanması gerektiği, bu bağlamda sanık aleyhine sonuç doğuran ağır para cezasının uygulanmış olmasının, ayrıca 5275 sayılı Kanunda da gecikme zammına atıf yapan bir hüküm bulunmadığı, bu bağlamda imkanı olmamasına karşılık gecikme zammının uygulanmış olmasının, kanuna aykırılık oluşturduğu, ancak bu aykırılığın yeniden yargılamayı gerektirmediği belirtilmek suretiyle, hükmün düzeltilerek onanması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Levazım ve Maliye Ok.Eğt.Mrkz.Er Eğt.Tb.K.lığında temel eğitimini yaptığı sırada, sanığın Mart-Nisan 2004 ayları içinde değişik tarihlerde, aynı birlikte görevli Lv.Er Kenan BAKANın Panasonic marka cep telefonunu, Lv.Er Hüseyin ÖLMEZin Capital marka 5 paket sigarasını, Lv. Er Mahmut TATARın 2 adet telefon kartını, Lv. Er Selahattin KÖŞTERİnin bir adet Darky marka kol saatini, Lv. Çvş. Hüseyin YILDIRIMın bir takım eşofmanını ve Lv. Çvş.Osman SEYMENin bir adet sivil gömleğini izinsiz olarak aldığı, dosyada mevcut delillerle açıkça sübuta erdiğinden mahkemece müsnet suçun sabit görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiş,
Ancak, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu 765 sayılı TCKdan farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmî akıl hastalığı ayrımı terk edilerek tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmî akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür.
Her ne kadar, sanığın Ankara-Mevki Asker Hastanesinde 07.02.2005-09.02.2005 tarihleri arasında tutulduğu adli gözlem sonucu düzenlenen adli raporla, Antisosyal kişilik tanısı konarak 765 sayılı TCKnın 46 ve 47nci maddeleri kapsamında ceza ehliyetinin tam olduğu belirlenmiş ise de,
Sanığın dolabında (Dz.17) ve sivil eşya deposunda (Dz.16) bulunan çantasında yapılan arama sonucunda ele geçirilen ve bir kısmı mahkumiyet kararına konu olan eşyaların miktarı ve niteliği ile sanığın birlik komutanlığınca tespit edilen ifadesinde ... Onlardan malzemeleri satmak amacı ile çalmadım. Yaptığım davranışları kontrol edemiyordum....Psikolojimden dolayı kendimi kontrol edemez hale gelmiştim... (Dz.3) ve talimatla tespit edilen sorgusunda ...rahatsızlığım nedeniyle, bende bir tek haline gelen hastalıkla, arkadaşlarımda gördüğüm ...gibi bir takım malzemeleri gördüğüm zaman, kendimi alıyordum. Ancak bunları hırsızlamak amacıyla değil, hastalığın bana verdiği nedeniyle yapıyordum... tarzındaki savunması (Dz.75) birlikte değerlendirildiğinde, sanığın resen askeri hastane psikiyatri kliniğinde yeniden gözlem altına aldırılarak, suç tarihinde 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesi kapsamında cezai ehliyetine tesir eden ruhsal bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığının, özellikle Kleptoman olup olmadığının adli raporla belirlenmesine gerek bulunduğundan hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
353 Sayılı Yasanın 221/1 nci maddesine göre sanığın temyizine atfen ve resen mahkumiyet kararının noksan soruşturma nedeniyle BOZULMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, 01.02.2006 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy