(1632 S. K. m. 47, 63) (5237 S. K. m. 62) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 52)
Bakaya (2 ayrı kez) suçundan sanık Ter. Tbp. Tğm. Cenap ÇEŞİTCİOĞLU hakkındaki 5 inci P.Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2005/258-339 sayılı mahkumiyet hükmünün sanık tarafından yasal süresinde temyiz edilmesi üzerine, Başsavcılığın 06 Ocak 2006 tarih ve 2006/203 sayılı hükmün onanması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gelen dava dosyası incelendi. Gereği düşünüldü:
Askeri mahkemece sanığın,
01.06.2002-18.04.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul olunarak, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-a (üç aydan sonra gelenler cümlesi), 5237 sayılı TCK'nın 62, mülga 647 sayılı Kanunun 4 ve 5237 sayılı TCK'nın 52/4 üncü maddeleri gereğince 900 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 10 eşit taksitte tahsiline;
01.06.2003-26.09.2003 tarihleri arasında yine bakaya suçunu işlediği kabul olunarak, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-a (üç aydan sonra gelenler cümlesi), 5237 sayılı TCK'nın 62, mülga 647 sayılı Kanunun 4 ve 5237 sayılı TCK'nın 52/4 üncü maddeleri gereğince 900 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 10 eşit taksitte tahsiline;
Karar verilmiştir.
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; cezanın ertelenmediği, lehine delillerin tam toplanmadığı ve cezaların birleştirilmediği öne sürülerek temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; 2000/7 grup numarası ile Mayıs 2001 celp döneminde sevke tabi olan sanığın, bu celp dönemi ile ilgili olarak TRTden yayınlanan duyurular gereği 21.05.2001 tarihine kadar askerlik şubesine başvurup askere sevkini yaptırması gerekirken gecikerek 18.04.2003 tarihinde askerlik şubesine başvurduğu ve böylece 22.05.2001-18.04.2003 tarihleri arasında bakaya kaldığı; şubeye başvurusundan sonra yine TRTden yayınlanan duyurular gereği Ağustos 2003 celp döneminde sevke katılması gereken sanığın bu celp döneminde de askere sevkini yaptırmayarak 26.09.2003 tarihinde askerlik şubesine başvurduğu ve bu suretle 01.08.2003-26.09.2003 tarihleri arasında ikinci kez bakaya kaldığı iddiasıyla açılan (Dz.11, 89) kamu davalarının birleştirildiği, (Dz.56), sanık tarafından, sağlık sorunları ile ailevi ve işinden kaynaklanan sorunları nedeniyle askere sevkini yaptıramadığının mazeret olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.
Sanığın sağlık sorunlarına ilişkin mazeretleriyle ilgili olarak ibraz ettiği doktor raporları dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonunda, Mayıs 2001 ve sonraki celp dönemleri için ibraz ettiği ve doğrulukları ilgili sağlık kurumlarından teyit edilen sağlık raporları dikkate alınarak bu celp dönemleri için geçerli mazeretlerinin bulunduğunun ve atılı suçun, hiçbir mazereti bulunmayan Haziran 2002 celp döneminden itibaren oluştuğunun kabulü ile sanığın 01.06.2002-18.04.2003 tarihleri arasında bakaya kaldığı,
18.04.2003 tarihinde askerlik şubesine başvuran sanığın, takip eden Haziran 2003 celp döneminde sevke tabi olduğu, 31.05.2003 tarihine kadar askere sevkini yaptırması gerekirken gecikerek 26.09.2003 tarihinde askerlik şubesine başvurduğu ve suç başlangıç tarihi ile ilgili olarak ek savunması alınmak suretiyle 01.06.2003-26.09.2003 tarihleri arasında ikinci kez bakaya kaldığının kabul edildiği anlaşılmıştır.
Sanığın, üzerine atılı suçu işlemeye başladıktan sonra; müteakip dönemlerde aldığı raporlar temadiyi kesmeyeceğinden; Haziran 2002 ve Haziran 2003 sonrasındaki celp dönemleri yönünden sanık tarafından ibraz edilen sağlık raporları atılı suçların oluşumu ve temadinin bittiği tarihler açısından önem taşımamaktadır.
Askeri Mahkemece; mevcut delil durumuna göre, sanığın askerlik hizmetine tercih edilebilecek mazeretleri olmaksızın, geçerli tebligat niteliğindeki TRT duyuruları uyarınca, birlikte işleme tabi olduğu emsallerinin sevk işleminin tamamlandığı 31.05.2002 ve 31.05.2003 günleri mesai bitimine kadar askerlik şubesine başvurmamak suretiyle oluşan bakaya suçlarının sübutunun kabulünde, bu sübut doğrultusunda kurulan mahkumiyet hükümlerinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla hükümlerin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
ASCK'nın 47 nci maddesi hükmü gereğince, bakaya suçundan hükmolunan cezaların ertelenmesine olanak bulunmadığı, Ayrıca 5237 sayılı yeni TCK.da cezaların içtima ettirileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, sanığın, verilen cezaların ertelenmediği ve içtima ettirilmediği şeklindeki temyiz itirazları kabule değer görülmemiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden yasaya uygun bulunan mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 25.01.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy