(1632 S. K. m. 63)
Yoklama kaçağı suçundan sanık Hv.Svn.Er Mehmet Nurullah IŞIK hakkında 1 inci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 27.6.2005 gün ve 2005/391-324 sayılı beraete ilişkin hükmün Askerî Savcı tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askerî Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5602 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Gereği düşünüldü:
Askerî Mahkemece, sanık hakkında 9.10.2003-1.9.2004 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; manevî unsuru oluşmayan atılı suçtan dolayı beraet kararı verilmiştir.
Askerî Savcı, mahkûmiyet kararı yerine beraet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmü sanık aleyhine temyiz etmiştir.
Tebliğnamede hükmün esas yönünden bozulması görüşü bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Sanık adına çıkarılan son yoklama çağrı tebligatının 26.7.2002 tarihinde Dolunay Köyü Midyat/MARDİN adresi itibarıyla kardeşi Yılmaz IŞIKa tebliğ edilerek, 2.8.2002 tarihinde yoklamasını yaptırmak üzere Askerlik Şubesine müracaat etmesinin istendiği, sanığın şubesi emsallerinin son sevk tarihi olan 8.10.2003 tarihine kadar yoklamasını yaptırmadığı, daha sonra 1.9.2004 tarihinde kendiliğinden Askerlik Şubesine müracaat ederek yoklamasını ve sevkini yaptırdığı anlaşılmaktadır.
Askerî Mahkemece, sanık ile tanık Yılmaz IŞIKın beyanları birlikte değerlendirilerek, sanığın son yoklama belgesinin geldiğini ve yoklamasını yaptırması gereken tarihi bilmediği için zamanında yoklamasını yaptıramadığı, dolayısıyla suç işleme kastı içinde bulunmadığından bahisle beraet kararı verilmiştir.
Sanığın İstanbul adresine giderken adresini Askerlik Şubesine bildirmediği Midyat Askerlik Şubesinin Dz.32deki yazısından anlaşılmaktadır.
Tanık Yılmaz IŞIK sanığın kardeşi olup, Dz.23deki tanıklığı sırasında İstanbuldaki adresi itibarıyla son yoklama çağrı pusulasını kardeşi olan sanığa gönderdiğini, ancak ağabeyi adres değiştirdiği için belgenin eline geçmediğini beyan etmiş olup, Askerî Mahkemece bu beyan esas alınarak hükme gidilmiştir.
Oysa, sanık sorgu ve savunması sırasında (Dz.20) ev sahibi Ercan KAKDAŞ adıma yoklama belgesi geldiğini ve yeni adresimi bilmediği için ulaştıramadığını ve belgeyi yırttığını söyledi. şeklinde beyanda bulunması üzerine Ercan KAKDAŞın tanık olarak duruşmaya celbedildiği adı geçenin ise, tanıklığı sırasında, son yoklama belgesinin bana geldiği ve bunu adresi bilmediğim için sanığa ulaştıramadığım ve belgeyi yırttığım şeklindeki beyanları doğru değildir. Kendisine bu şekilde beyanlarda bulunmadım dediği, sanığın da tanığın beyanları doğrudur, ben size yanlış beyanlarda bulundum şeklinde beyanı dikkate alındığında Askerî Mahkemece salt sanık ve kardeşi olan tanığın beyanları esas alınarak ortada şüpheli bir durumun bulunduğundan bahisle beraet kararı verilmesi isabetli bulunmamaktadır.
Kaldı ki söz konusu tanık beyanları mevcut olmasa dahi, sanığın Askerlik Şubesine adres değişikliğini bildirmeden İstanbula gitmiş olması nedeniyle kardeşine yapılan tebligatı yasal bir tebligat olduğu hususunda duraksama bulunmadığından, sanığın üzerine atılı suçun unsurları bakımından oluştuğu kabul edilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, sanığın üzerine atılı suçun unsurları yönünden oluştuğu gözönüne alınmadan beraet hükmü tesis edilmesi isabetsiz ve kanuna aykırı görülerek, hükmün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askerî Savcının temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca beraet hükmünün esas yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 1.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy