(1632 S. K. m. 82, 91) (765 S. K. m. 51, 59) (5237 S. K. m. 29)
Askeri mahkemece; sanığın 14.1.2001 tarihinde;
1) Üste fiilen taarruza teşebbüs etmek suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 91/1 (az vahim hal cümlesi) ve TCK' nın 59/2'nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılması;
2) Üstü tehdit suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 82/2 (ilk cümlesi), TCK'nın 51/3 ve 59/2'nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
3) Üstü tehdit suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 82/2 (ilk cümlesi), TCK'nın 51/3 ve 59/2'nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
verilen aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK'nın 71 'inci maddesi uyarınca içtima ettirilerek neticeten sekiz ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
karar verilmiştir.
Bu hükümler yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; üste fiilen taarruz ve üstü tehdit suçlarını oluşturacak hiçbir hareket ve eyleminin bulunmadığı, mağdur olan ve fiilen taarruza uğrayan kendisi olmasına rağmen, sanık olarak yargılanıp cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu ve ayrıca ceza miktarı dikkate alınarak, paraya çevirme ve erteleme cihetine gidilmemesinin de bozma nedeni olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Sanığın Sivas 5'inci Piyade Eğitim Tugayı 2'nci Mtf.Eğt.Tb. l'nci Mtf.Er Eğt.Bl. Komutanlığı emrinde acemi eğitimini yapmakta iken, 14.1.2001 günü çıktığı çarşı izninden alkollü olarak dönüp, akşam içtimasına katıldığı, sanığın sarhoş olduğunu anlayan mağdur P.Çvş. E.K.'nin, içtima sonunda tutanak tanzim etmek için birkaç asker eşliğinde sanığı bölük yazıhanesine götürdüğü, P.Onb. A.B.'nin de bulunduğu bölük yazıhanesinde konuşmaya başladıkları, sanığın konuşma sırasında mağdur P.Onb. A.B.'ye ...ben size abi diye hitap ediyorum demesi üzerine, mağdurun ...ben senin komutanınım, bana abi diye hitap edemezsin diye cevap verdiği, mağdurun bu cevabına sinirlenen sanığın P.Onb. A.B.'ye yumruk salladığı, ancak yumruğun isabet etmediği, bu kez P.Onb. A.B.'nin sanığa yumrukla vurduğu, kendisine vurulmasına sinirlenen sanığın bu kez P.Onb. A.B. ve P.Çvş. E.K.'ye hitaben ...sizi öldüreceğim, yaşatmayacağım, burada benden kralı yok, bana kimse karışamaz, benim annem komiser, sizinle dışarıda görüşeceğiz, yakalarsam size sorarım şeklinde sözler sarf ettiği, böylece sanığın onbaşı rütbesinde olması nedeniyle, üstü durumunda olduğunu bildiği P.Onb. A.B.'ye yumrukla vurmaya çalışmak şeklindeki eylemiyle, üste fiilen taarruz ve yine üstü durumunda bulunan P.Onb. A.B. ile P.Çvş. E.K.'yı kastederek sarf ettiği sizi öldüreceğim, yaşatmayacağım, burada benden kralı yok, ....benim annem komiser, sizinle dışarıda görüşeceğiz, yakalarsam size sorarım şeklindeki sözlerle, üstü tehdit eylemlerini işlediği maddi vakıa olarak anlaşılmış olup, askeri mahkemece; yapılan yargılama sonunda, sanığın inkara yönelik savunmaları, mağdur tanık ve görgü tanıkları anlatından ile, sanığa yüklenen eylemlerin sübuta erdiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
Sanığın 20.6.2002 tarihinde askeri savcı ve 7.1.2003 tarihinde istinabe suretiyle 2'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinde tespit olunan savunmalarında ısrarla, ...Abdurrahman yanıma yaklaşarak, biz de içiyoruz ama yakalanmıyoruz, sen niye içiyorsun sonra yakalanıyorsun, geri zekalı mısın? şeklinde benimle konuştu şeklinde iddialarda bulunduğu, sanığın bu iddialarının başlangıçtan itibaren mağdurlar ve sanık dışında olay yerinde bulunan tek tanık durumundaki E.Ö.nün ...yazıhaneye A.B. geldi, bu arada A.B. sanığa (sana ne oluyor) gibisinden lâf söyledi, bunun üzerine sanık İ.Ş....diye bağırdı şeklindeki yeminli ifadesiyle kısmen de olsa teyit edildiği dikkate alındığında, sanığın üste fiilen taarruza teşebbüs teşkil eden eyleminden önce, mağdurun sanığa geri zekâlı mısın? şeklinde söz sarf ettiğinin kabul edilerek, haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması ve üste fiilen taarruza teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün uygulamadaki bu hata nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan, Askeri Yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca, sanığın üstü tehdit suçunu oluşturan sözleri bir defada ve mağdurları bir grup şeklinde hedef alarak sarf etmiş olması nedeniyle, birden fazla kimselere karşı yapılan tehdit suçlan aynı suç işleme kararına bağlandıkları takdirde, müteselsil suç sayılmaları mümkündür. Müteselsil suçu oluşturan eylemlerin her biri ayrı bir kastın sonucu olup, bu iradî eylemleri toplu hale getiren, bunların tek suç işleme kararından doğmuş olmasıdır. Sanığın somut olayda üstü olan P.Onb. A.B. ile P.Çvş. E.K.'ya yönelik olarak, çoğul bir anlatımla bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak, tehdit içeren sözleri aynı anda ve bir defada sarf ederek müteselsilen üstü tehdit suçunu işlediği sabit olduğu hâlde, hakkında teselsül hükümlerinin uygulanmaması kanuna aykırı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, sanığın tek bir fiille iki ayrı üstüne karşı gerçekleştirdiği üstü tehdit suçlarından dolayı, hakkında zincirleme suç kurallarının uygulanması gerekirken, iki ayrı üstü tehdit suçundan dolayı yukarda yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı cezalandırılması kanuna aykırı olup, mahkûmiyet hükümlerinin uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Keza, mağdur A.B.'nin haksız asta müessir fiilî nedeniyle, sanığın ağır haksız tahrike kapılarak üstü tehdit suçlarını haksız tahrik sonucu işlediğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 29'uncu maddesine göre, hafif-ağır tahrik ayrımının kaldırıldığı ve tahrik uygulamasına ilişkin olarak yapılacak indirim oranı 1/4'ten, 3/4'e kadar olarak belirlendiği için, sanığın lehine olan bu durum nedeniyle, müsnet suçtan dolayı tahrik hükümleri yönünden yeniden değerlendirme yapılması amacıyla da, hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy