(1632 S. K. m. 91) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 83, 128, 146, 177, 207, 221)
Üste fiilen taarruz suçundan sanık terhisli J.Er Murat ÖZTÜRK (291 KD) hakkındaki 2nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 28.10.2004 tarih ve 2004/266-622 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 18.01.2006 tarih ve 2006/239 sayılı ve bozma görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda; Gereği düşünüldü:
Askeri Mahkemece; sanığın, 03.09.2003 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 91/1 (az vahim hal) ve TCKnın 59/2nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün sanık müdafii tarafından sübuta yönelik eksik inceleme bulunduğu, suç vasfının hatalı olduğu, kararın adil olmadığı, tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, 647 sayılı Kanunun 4/son maddesinin Anayasanın eşitlik kuralına aykırı olduğu belirtilerek temyiz edildiği; tebliğnamede savunma hakkının kısıtlanması ve duruşmanın aleniliği ilkelerine uyulmaması nedeniyle mahkumiyet hükmünün usule aykırılıktan dolayı bozulması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Diğer sanık J.Onb. Servet DONUKER hakkında asta müessir fiil suçundan dolayı tesis edilen ertelenmiş para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü, taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olup bu hüküm temyiz incelemesi dışındadır.
Usul yönünden yapılan incelemede; sanığın sorgu ve savunmasının tespiti için yazılan talimat doğrultusunda istinabe olunan Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Mahkemesinde 11.06.2004 günü yapılan duruşmada, kimliği saptanan sanığa Yerel Askeri Mahkemenin talimatı ekindeki iddianame elden verilmek suretiyle tebliğ edildiği, hakları hatırlatılan sanığın yasal mehil hakkını kullanmak istediğini belirtmesi üzerine duruşmanın 18.06.2004 gününe bırakıldığı, 18.06.2004 günü yapılan duruşmada sanığın yazılı olarak hazırlamış olduğu savunma belgesi kendisinden alınıp okunup evraka bağlandıktan sonra duruşmaya son verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi, her iki duruşma oturumunda da iddianame okunmamış, sanığa yüklenen suç anlatılmadan sorgusu yapılmış ve 18.06.2004 günü yapılan duruşma için düzenlenen tutanağın başlangıç kısmına duruşmaya katılanlar yazılmamakla beraber tutanağın son kısmına mahkeme heyeti ve tutanak katibinin isimleri yazılmasına karşın duruşmaya katılan askeri savcının ismi tutanağa hiç yazılmayarak bu duruşmaya hangi askeri savcının katıldığı konusunda belirsizlik yaratılmıştır.
353 sayılı Kanunun 128inci maddesinde, duruşmada askeri savcının hazır bulunmasının şart olduğu belirtilmektedir. Yine 353 sayılı Kanunun 177nci maddesinde duruşma tutanağının askeri savcının ad ve soyadını kapsayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, sanığın sorgusunun tespit edildiği duruşmaya hangi askeri savcının katıldığı anlaşılamadığından 353 sayılı Kanunun 128, 177 ve 207/E maddelerine aykırılıktan dolayı hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 353 sayılı Kanunun 146ncı maddesi; son soruşturmanın özelliklerinden olan alenilik ve sözlülük ilkelerine uygun bir düzenlemeye yer vererek, iddianamenin duruşmada ve yargılamaya başlamadan önce mutlak suretle okunmasını öngörmüştür. İddianamenin duruşmada okunmasının öngörülmesindeki temel maksat ise, kamunun ve tarafların yargılama konusu uyuşmazlık hakkında ayrıntılı biçimde bilgi sahibi olmalarının sağlanmasıdır. Ceza yargılamasını başlatan esaslı bir belge veya karar olması sebebiyle, iddianamenin duruşmada okunmasının aleniyet ilkesi yönünden önemi aşikardır. Doğrudan kamu düzenini ilgilendiren bu kuralın istinabe mahkemesinde ihlal edilmesi, yukarda belirtilen mutlak bozma nedeni ile birlikte bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, hakimin sorgudan önce sanığa iddianame içeriği eylem, suç ve cezalandırma istemi hakkında açıklamada bulunması, 353 Sayılı Kanunun 83/1inci maddesinin gereği olup istinabe olunan mahkemede sanığa yüklenen suç anlatılmadan sorgusunun tespit edilmesi hatalı olmakla birlikte, sanığın bir önceki oturumda iddianameyi elden teslim alıp savunma hazırlığı için talep ettiği yedi günlük mehili kullandıktan sonra iddianamede belirtilen eyleme ve cezalandırma istemine uygun olarak yazılı savunmasını hazırlamış olduğundan, belirtilen hata savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde görülmeyerek bozma nedeni sayılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkumiyet hükmünün duruşmaya hangi askeri savcının katıldığının belirtilmemesi ve aleniyet ilkesinin ihlali nedenleriyle 353 sayılı Kanunun 207nci maddesi uyarınca usul yönünden bozulmasına karar verilmiş, esas yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkumiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 01.02.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy