(1632 S. K. m. 79) (765 S. K. m. 62) (1412 S. K. m. 74)
Askeri mahkemece; sanığın, 16.3.2003 tarihinde kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye tam teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 79/1, 765 sayılı TCK'nın 62 ve 59/2'nci maddeleri gereğince sonuç olarak altı ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 23.6.2003-24.6.2003 tarihleri arasında adlî müşahede altında geçirdiği sürelerin mahkûmiyet süresinden CMUK'un 74/son maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından yüklenen suçu işlemediği ve cezasının paraya çevrilip ertelenmesi gerektiği belirtilerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, sanığın askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak özel kastıyla hareket ettiğini söylemenin mümkün olmadığı belirtilerek, hükmün esastan bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 35'inci maddesi gereğince, teşebbüs halinde uygulanacak indirim oranının, sanık lehine olması sebebiyle, uygulamadaki yasaya aykırılığa işaret edilmiştir.
Yapılan incelemede, sanığın Merzifon Tafics İşi. ve Kont.Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 16.3.2003 günü yazı yazmayı bilmediğinden, mektup yazdırmak amacıyla başka bir bölükte görevli olan arkadaşının yanına gitmek için astsubayından izin istediği, bölük nöbetçi astsubayının kendisine kendi mektubunu kendin yaz diyerek izin vermediği, bunun üzerine morali bozulan sanığın soyunma odasında tek başına otururken sigara yaktığı, kendi kendine ailesinin kendisiyle ilgilenmediğini, küs olduğunu, parasının bittiğini, bölükteki arkadaşlarının kendisine sıcak ve samimî davranmadığını, bölükteki rütbeli personelin kendisiyle ilgilenmediğini düşündüğü, daha öncede bölük astsubayının beyanlarına göre sürekli olarak kendisinin başka bir bölükte görevlendirilmesini istediği, bu düşüncelerle bir süre sonra sanığın mutfağa gittiği, bir masanın üzerinde duran meyve bıçağını parkasının cebine koyarak koğuşa geldiği, koğuşta kimsenin bulunmamasını fırsat bilerek kapıyı içeriden kilitlediği, üzerini çıkardığı, bıçak ile sol ön kolunda dirsek ile el bileği arasında 11 adet 2-4 cm uzunluğunda cilt kesişi meydana getirdiği, yine sol ön kolunun fıleksör yüz ve ekstensör yüz lateral kenarlarına denk gelen 32 değişik cilt kesişi oluşturduğu, karın bölgesinde 9 adet 3-5 cm uzunluğunda cilt kesişi oluşturduğu, yine vücudunun çeşitli yerlerinde 2-3 cm uzunluğunda cilt kesilen oluşturduğu, bu eylemi neticesinde Merzifon Hava Hastanesince düzenlenen 17.3.2003 tarihli katı tabip raporunda, hayati tehlikesinin bulunmadığının, uzuv, zaaf veya tadilinin olmadığının, 3 gün süre ile mutat iştigaline engel olduğunun belirtildiği maddi vakıa olarak sabittir.
Her ne kadar, askeri mahkemece; sanığın yukarıda açıklandığı şekilde meydana gelen eyleminin, kendini askerliğe elverişsiz hâle getirmeye teşebbüs etmek suçunu oluşturduğu kabul edilerek, atılı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; ASCK'nın 79 uncu maddesinde düzenlenen bahse konu suçun maddi unsuru, asker kişinin kendisini kasten sakatlaması veya herhangi bir suretle kısmen veya tamamen askerliğe yaramayacak hale getirmesi veya getirtmesidir. Suçun manevi unsuru için genel kast yetmemekte, yerleşik Askerî Yargıtay kararlarında vurgulandığı gibi, sanıkların kendilerini askerliğe yaramayacak hâle getirme özel kastı ile hareket ettiklerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Sanığın aşamalarda tespit olunan ve birbiriyle tam bir uyum gösteren savunmalarında ve temyiz dilekçesinde ısrarla, olay günü kendini askerliğe elverişsiz hale getirmek maksadıyla bıçaklamadığını, bir anlık girdiği bunalım neticesinde ve ne yaptığını bilecek durumda olmaksızın gerçekleştirdiğini beyan etmiş olması, sanığın askerlik hizmeti süresince psikolojik rahatsızlığı nedeniyle birçok kez tedavi görmüş olması ve kendisine antisosyal kişilik tanısı konulmuş olması, birliğe ve arkadaşlarına uyum sağlayamaması nedeniyle işlediği disiplin suçlan nedeniyle, amirleri tarafından birçok kez disiplin cezalarıyla cezalandırılmış bulunması, sanığın kendisini daha az risk ve zarara sokacak suç işleme yöntemleri varken, herkesin gözü önünde bu şekilde değişik bir tarz izleyerek vücudunun değişik bölgelerine altmışa yakın çizik atmasının mantıklı ve bilinçli hareket eden bir insanın gerçekleştirebileceği davranış tarzı olmaması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak özel kastıyla hareket ettiğini söylemenin mümkün olmadığı, keza bu haliyle eylemin müsnet suçu oluşturacak nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı, en azından dosya kapsamına göre bu hususun şüpheli kaldığı ve ceza hukuku genel prensibinden hareketle şüphenin sanık lehine yorumlanması gerekmiştir.
Bu itibarla, sanığın kendisini askerliğe yaramayacak hale getirme kastı ile hareket etmediği sonucuna varıldığından, unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanık hakkında beraat karan verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine hükmedilmesi, kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy