(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (6183 S. K. m. 51) (353 S. K. m. 221) (AYDK 15.03.2001 T. 2001/29 E. 2001/27 K.) (AYDK 09.11.2000 T. 2000/167 E. 2000/165 K.)
Üç aydan sonra kendiliğinden gelmekle sona eren bakaya suçundan sanık Yd. Sb. Ad. Adayı Kağan YERLİ hakkında 48inci İç Güvenlik Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesince verilen 02.12.2004 gün ve 2004/377-1037 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresi içinde sebep gösterilerek temyizi nedeniyle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının bozma görüşünü içeren 18.01.2006 gün ve 2006/243 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gelmekle dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
Askerî mahkemece, sanığın 21.11.2001-04.09.2003 tarihleri arasında kendiliğinden gelmekle sona eren bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi ve 765 sayılı TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca sonuç olarak üç ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 4üncü maddesi gereğince hürriyeti bağlayıcı cezanın beher günü 11.557.000 TL. den para cezasına çevrilerek, neticeten bir milyar yüz elli beş milyon yedi yüz bin(1.155.700.000) TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, bu para cezasının 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi uyarıca aylık taksitler halinde yirmi eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresi içinde ödenmemesi halinde geri kalanının tamamının tahsiline ve geri kalan miktarın muaccel olduğu tarihten başlayarak 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından, aşamalardaki sorgu ve savunması tekrarlanarak ve suç işleme kastının bulunmadığı belirtilerek süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, muhtemel celp döneminin Kasım 2001 olduğu belirtilen sanığın, talebi üzerine Mart 2001 celbine tabi tutulduğu ve adresine sevk için çağrı pusulasının gönderildiği belirlenmesine karşılık, buna ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeksizin, bu bağlamda Mart 2001 celbinde sevke tabi tutulup tutulmadığı araştırılmaksızın, suçun başlangıç tarihinin 21.11.2001 olarak kabulünün hatalı olduğu belirtilerek hükmün noksan soruşturmadan bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 2000/12 grup numarası ile 05.12.2000 tarihli askerlik durum belgesinin sanığa imza karşılığı elden teslim edildiği, Ekim-Kasım 2001 aylarında yapılan TRT duyuruları ile 20.11.2001 tarihinde mesai bitimine kadar askerlik şubesine müracaatı gereken sanığın bu celp dönemine (Kasım 2001) ve müteakiben Mart-Ağustos-Aralık 2002 ve Nisan-Ağustos 2003 celp dönemlerine katılmadığı, 04.09.2003 tarihinde Alanya Askerlik Şubesine müracaatla işlediği suçun temadisinin 04.09.2003 tarihinde kendiliğinden gelmekle sona erdiği kabul edilmiş ise de, Dz. 29da yer alan Ordu Askerlik Şubesi Başkanlığının 18.12.2000 tarihli yazısından, erken sevk talebinde bulunan sanığın talebinin kabul edilerek, Mart 2001 celbine tabi tutulduğu ve adresine sevk için çağrı pusulasının gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, sanığın Mart 2001 yedek subay celp döneminde askere gidebilmek için erken sevk talebinde bulunduğuna ilişkin dilekçesi, bu talebinin kabul edildiğine ilişkin Trabzon Askerlik Dairesi Başkanlığının 14.12.2000 tarihli yazısı, sevk için çağrı pusulasının tebliğden dönen sureti gibi belgelerin getirtilerek dava dosyasına ithali zorunludur.
Zira, Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 15.03.2001 tarih ve 2001/29-27; 26.04.2001 tarih ve 2001/48-46 sayılı ve 09.11.2000 tarih ve 2000/167-165 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, firar, izin tecavüzü, bakaya ve yoklama kaçağı gibi belirli bir sürenin geçmesiyle oluşan suçlarda suç tarihi maddî vakıanın ayrılmaz bir parçası ve ayırt edici unsuru yani vakıanın kendisidir. Bu çeşit kesintisiz suçlarda maddî vakıaya dahil olan suçun başlangıcının ve sona eriş tarihinin gerçek ve doğru bir şekilde saptanması esastır. Bu suretle, kesintisiz suçun temadisinin başladığı ve sona erdiği tarihin hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Oluşan tereddüdün giderilmesi ve temadinin başlangıç ve sona eriş tarihinin doğru şekilde saptanması gerekirken, belirtilen husus araştırılmayarak noksan soruşturma ile tesis olunan mahkûmiyet hükmünün bozulmasını gerektirmiştir.
Öte yandan, İstanbul 1inci Ağır Ceza Mahkemesinin 29.07.1998 gün ve 1998/1-110 sayılı kararıyla sanığın toplu gümrük kaçakçılığı suçundan sekiz yıl dokuz ay on sekiz gün ağır hapis cezasıyla mahkum edildiği, MSBlığının 08.03.2004 tarihli yazısından anlaşılmaktadır(Dz.47). Kesinleşme şerhini içeren hüküm, askerlik kararı, askerliğe karar alındığı aşamada askerlik şubesince istenen sabıka kaydı ve sanığın bu aşamada vermiş olduğu beyanname getirtilerek dava dosyasına ithal edilmeksizin ve sanığın tabi olacağı statü öncelikle tartışılmaksızın sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olması da, hükmün noksan soruşturmadan bozulmasını gerektirmiştir. Bozma sebepleri karşısında, uygulamaya yönelik değerlendirme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221inci maddesi gereğince eksik soruşturma sebebiyle BOZULMASINA, Tebliğnameye uygun olarak, 01.02.2006 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy