(1632 S. K. m. 30, 109, 114, 115, 117, 130, 131, 144) (2860 S. K. Geç. m. 1) (765 S. K. m. 47, 59, 72, 80, 95, 209, 219, 230, 240) (353 S. K. m. 16, 137, 220) (647 S. K. m. 4, 5, 6) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 7, 32, 45, 50, 250) (5335 S. K. m. 22) (5275 S. K. m. 122) (6183 S. K. m. 51)
2 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesince 09.02.2005 gün ve 2005/123-15 E.K. sayı ile verilen Erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak suçundan sanık P.Yb.Öner Ferruh MURÇAK hakkındaki hükmün müdâfii tarafından, memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan sanık P.Ütğm.Murat AYTEKİN hakkındaki hükmün kendisi tarafından, Erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak, müteselsilen sair suretle memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak, Müteselsilen ihtilasen zimmet, Müteselsilen zimmet, Askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak, İki ayrı Asta Müessir fiil, Memuriyet görevini kötüye kullanmak, İrtikap suçlarından sanık P.Kad.Bçvş.Mehmet KAYA hakkındaki hükümlerin müdâfii ve sanık aleyhine olarak Askeri Savcı tarafından, asta müessir fiil suçundan sanık P.Uzm.Çvş.İsmail DAĞDEMİR hakkındaki hükmün kendisi ve müdâfii tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 22.12.2005 gün ve 2005/5531 sayılı tebliğnamesi ekinde hükümlerin, onanması, Düzeltilerek onanması ve bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece;
1. Sanık P.Yb. Öner Ferruh MURÇAKın 2001 ve 2002 yıllarında;
a. Müteselsilen Askeri Aracı Hususi Menfaatinde Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 130/1-2 ve TCK'nın 80inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de aynı suçtan 2 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 2005/139 (2004/242) esasına kayıtlı derdest bir kamu davasının daha bulunduğu anlaşıldığından, sanığın bu suçuna ilişkin davanın tefrik edilerek 2005/139 esasa kayıtlı dava ile 353 S.K.nun 137nci maddesi uyarınca birleştirilmesine,
b. Astına Suç İşlemek İçin Emir Vermek suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 109/2nci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, 2 nci Kor.K.lığı Askeri Savcılığının görevsizlik kararının sonucunun bilinmesi gerektiğinden bu suça ilişkin davanın tefrik edilmesine,
c. Müteselsilen Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 144üncü maddesi delaletiyle TCK'nın 240 ve 80inci maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de, aynı suçtan 2 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 2005/139 (2004/242) esasına kayıtlı derdest bir kamu davasının daha bulunduğu anlaşıldığından, sanığın bu suçuna ilişkin davanın tefrik edilerek 2005/139 esasa kayıtlı dava ile 353 S.K.nun 137nci maddesi uyarınca birleştirilmesine,
d. Erleri Kanuna Muhalif Olarak Çalıştırmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 114/3 ve TCK'nın 59/2nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın 647 S.K.nun 6ncı maddesi gereğince ertelenmesine,
2. Sanık P.Ütğm. Murat AYTEKİNin 2001 ve 2002 yıllarında;
a. Memuriyet Görevini İhmal suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 144üncü maddesi delaleti ile TCK'nın 230/1inci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, müsnet suçtan sanığın beraetine,
b. Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 144üncü maddesi delaleti ile TCK'nın 240, 80, 47, 59/2, 647 S.K.nun 4 ve TCK'nın 72nci maddeleri gereğince 492.283.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve yirmi dokuz gün süre ile memuriyetten yoksun kılınmasına, cezalarının 647 S.K.nun 6ncı maddesi gereğince ertelenmesine, 85.350.000.-TL. hazine zararının 353 S.K.nun 16ncı maddesi uyarınca yasal faizi ile birlikte sanıktan tazminen tahsiline, Harçlar Kanunu uyarınca 11.200.000.-TL. nispi harç alınmasına,
c. Sair Suretle Memuriyet Nüfuzunu Kötüye Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 115/2nci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun Geçici 1inci maddesi gereğince Mahkemelerinin görevsizliğine,
3. P.Bçvş. Mehmet KAYAnın 2002 yılında;
a. Erleri Kanuna Muhalif Olarak Çalıştırmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 114/3, TCK'nın 80, 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri gereğince 981.315.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
b. Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 144üncü maddesi delaleti ile TCK'nın 240, 80, 59/2, 647 S.K.nun 4 ve TCK'nın 72nci maddeleri gereğince 1.481.119.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve iki ay yirmi yedi gün süre ile memuriyetten yoksun kılınmasına, cezalarının 647 S.K.nun 6ncı maddesi gereğince ertelenmesine, 125.180.000.-TL. hazine zararının 353 S.K.nun 16ncı maddesi uyarınca yasal faizi ile birlikte sanıktan tazminen tahsiline, 11.200.000.-TL. nispi harç alınmasına,
c. Sair Suretle Memuriyet Nüfuzunu Kötüye Kullanmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 115/2, TCK'nın 80, 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri gereğince 1.272.075.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
d. İhtilasen Zimmet suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 131/1inci maddesinin az vahim hal cümlesi, TCK'nın 80, 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri gereğince 1.272.075.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 622.900.000.-TL. hazine zararının ASCK'nın 131/1-son maddesi uyarınca yasal faizi ile birlikte sanıktan tazminen tahsiline, ASCK'nın 30uncu maddesi gereğince TSKdan çıkarılmasına, Harçlar Kanunu uyarınca 33.600.000.-TL. nispi harç alınmasına,
e. Bir çuval odunun arkadaşına ait yazlığa gönderilmesi eylemi hakkında Müteselsilen Zimmet suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de, müsnet Zimmet suçundan beraetine,
f. Kilerdeki yiyecek maddeleri ve toz şeker ile ilgili eylemleri ile ilgili olarak zimmet suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 131/1inci maddesinin az vahim hal cümlesi, TCK'nın 80, 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri gereğince 1.272.075.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 403.409.202.-TL. hazine zararının ASCK'nın 131/1-son maddesi uyarınca yasal faizi ile birlikte sanıktan tazminen tahsiline, Harçlar Kanunu uyarınca 21.700.000.-TL. nispi harç alınmasına, ASCK'nın 30uncu maddesi gereğince TSKdan çıkarılmasına,
g. Askeri Eşyayı Hususi Menfaatinde Kullanmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 130/1, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri gereğince 545.175.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
h. Barış TAMER ile ilgili olayda İştiraken İrtikap suçunu işlediği sabit kabul edilerek TCK'nın 209/1, 219/3 ve 59/2nci maddeleri gereğince bir yıl sekiz ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 219/4üncü maddesi gereğince memuriyetten müebbeten mahrumiyetine, ASCK'nın 30uncu maddesi uyarınca TSKdan çıkarılmasına,
i. Barış TAMERe karşı Asta Müessir Fiil suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 117/1, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri uyarınca 36.345.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 647 S.K.nun 6ncı maddesi uyarınca ertelenmesine,
j. Adem İLYASa karşı Asta Müessir Fiil suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 117/1, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri uyarınca 36.345.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 647 S.K.nun 6ncı maddesi uyarınca ertelenmesine,
Sanığa verilen aynı nev'iden ağır para cezalarının TCK'nın 72nci maddesi uyarınca içtima edilerek 5.342.715.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nın 75inci madesi uyarınca bir yıl sekiz ay ağır hapis cezası ile 5.342.715.000.-TL. ağır para cezasının ayrı ayrı ve tamamen tatbik olunmasına,
Ağır para cezasının 647 S.K.nun 5inci maddesi gereğince aylık 24 eşit taksitte sanık tarafından ödenmesine,
4. Sanık İsmail DAĞDEMİRin 2002 yılında Barış TAMERe karşı Asta Müessir Fiil suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 117/1, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4üncü maddeleri uyarınca 36.345.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 S.K.nun 6ncı maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanık hakkında 2 nci Kor.K.lığı Askeri Savcılığının 27.03.2000 gün ve 2000/163-244 E.K. sayılı iddianamesi ile Asta Müessir Fiil suçundan kamu davasının açıldığı, 2 nci Kor.Klığı Askeri Mahkemesinin 15.11.2000 gün ve 2000/853-984 E.K. sayılı gerekçeli karar ile 10.000.000.-TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu cezasının ertelendiği anlaşıldığından TCK'nın 95/2nci maddesi uyarınca ertelemenin düşmesine, karar verilmiştir.
Askeri Savcı, sanık P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYA ve arkadaşları hakkında verilen kararın 3a, 3c, 3d, 3f ve 3g bentlerinde yer alan müteselsilen erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak, müteselsilen sair suretle memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak, müteselsilen ihtilasen zimmet, müteselsilen zimmet ve askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin adı geçen sanık aleyhine bozulmasına karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, bu sanık aleyhine (Dz.853, 893-894),
Sanık Mehmet KAYA vekili Av. M.Turhan TAN, kararın Yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek (Dz.851, 879-881),
Sanık İsmail DAĞDEMİR, kararın şahsıyla ilgili bölümünün usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek (Dz.895),
Sanık İsmail DAĞDEMİR vekili Av. Tevfik HATUNOĞLU, Asta müessir fiil suçunun dava zamanaşımına uğradığını, kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek (Dz.896),
Sanık Öner Ferruh MURÇAK vekili Av.Bülent YILMAZ, erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak suçundan verilen mahkumiyet kararının Yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükümleri temyiz etmişlerdir.(Dz.898),
Sanıklardan P.Yb.Öner Ferruh MURÇAK hakkındaki davanın tefrikine ve birleştirilmesine, P.Ütğm.Murat AYTEKİN hakkındaki beraet ve görevsizliğe, Astsb.Bçvş.Mehmet KAYA hakkındaki beraete ilişkin hükümler temyiz edilmediğinden temyiz incelemesi dışında bırakılmıştır.
Tebliğnamede sanık P.Yb.Öner Ferruh MURÇAK hakkındaki hükmün onanmasına, sanık P.Ütğm.Murat AYTEKİN hakkındaki hükmün uygulama yönünden bozulmasına, sanık Astsb. Bçvş. Mehmet KAYA hakkındaki memuriyet görevini kötüye kullanmak ve irtikap suçlarına ilişkin hükümlerin uygulama yönünden bozulmasına, diğer suçlarına ilişkin hükümlerin düzeltilerek onanmasına, sanık P.Uzm.Çvş.İsmail DAĞDEMİR hakkındaki hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir. Yine P.Uzm.Çvş.Hayrullah AKBABA hakkındaki mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz vaki olmamasına rağmen bu suçlar yönünden de görüş bildirildiği görülmüştür.
1. SANIK P.YB. ÖNER FERRUH MURÇAKIN ERLERİ KANUNA MUHALİF OLARAK ÇALIŞTIRMAK EYLEMİ İLE İLGİLİ OLARAK YAPILAN İNCELEMEDE:
Sanık Tabur Komutanı P.Yb.Öner Ferruh MURÇAKın bölükte bulunduğu zamanlarda Bölükte görevli Bçvş.Mehmet KAYA ile birlikte yemek yedikleri sırada Erler Yaşar GÖRÜNMEZ, Vedat ALDEMİR ve Kader SAKı kendi kadro görev yerleri dışında garson ve aşçı gibi kullanmak suretiyle erleri kanuna muhalif olarak çalıştırdığı Askeri Mahkemece kabul edilerek asgari hadden ceza tayin edildiği, tabur Komutanı sıfatıyla örnek davranışta bulunması gerekir iken aksine hareket etmiş olması karşısında cezasının para cezasına çevrilmediği, hakkında yeterli kanaat oluştuğundan bahisle hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde asgari hadden ceza tayin edilmesinde, takdiri hafifletici nedenler gözönünde bulundurularak cezasından gerekli indirim yapılmasında, hapis cezasının para cezasına çevrilmemesinde ve ertelenmesinde bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. SANIK P.ÜTĞM. MURAT AYTEKİNin MEMURİYET GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMAK SUÇUNA İLİŞKİN OLARAK YAPILAN İNCELEMEDE:
Bölük komutanı olan sanığın bölüğe ait işlerin yapıldığından bahisle belediyeye ait kepçeye, otobüse ve vidanjörlere bölük benzinliğinden mazot vermek suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu, anlaşılmaktadır.
Sanığın üzerine atılı eylemi işlediği hususu sanığın ikrarı tanık beyanları ve diğer yazılı delillerle sabit ise de;
Sanık hakkında memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 240ıncı maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan Kanun 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkarak yerine aynı tarihte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir.
5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddelerinde, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Bu nedenle Askeri Mahkemece öncelikle, sanığın sabit kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre suç teşkil edip etmediğinin, yeni Kanunun tanımladığı hangi suç tipine uyduğunun belirlenmesi ve değerlendirme sonucuna göre eyleme uygunluğu saptanan bir ceza tesis edilmesi gerekiyorsa hangi ceza hükmünün sanığın lehinde olduğunun saptanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu ile ilgili olarak farklı hükümler içermesi nazara alındığında, sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda mahkemece yeniden değerlendirme yapılması gerektiğinden, mahkumiyet hükmünün 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi hükümleri uyarınca uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, sanık hakkında 600 Yataklı Çorlu Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 23.06.2003 gün ve 1226 sayılı raporuyla Geçirilmiş depressif bozukluk tanısı konularak Suç tarihlerinde ve halen (gözlem tarihinde) TSKda sınıfı görevini yapar kararı verildiği, Aynı Hastane Pskiyatri Uzmanı tarafından düzenlenen 25.07.2003 tarihli Adli raporda da Sanığın suç tarihlerinde TCK'nın 47 nci maddesinden yararlanacağının belirtildiği, bu tespit doğrultusunda mahkemece, mahkumiyet hükmü kurulur iken sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 47 nci maddesi uyarınca cezadan indirim yapılmış ise de;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu farklı şekilde düzenlenip, 1inci fıkrada işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiler arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür. Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumu nedeniyle yeniden adli gözlem altına alınarak askerliğe elverişlilik durumunun ve cezai ehliyetinin sağlık kurulu raporu ve adli rapor ile yeniden belirlenmesi gerektiğinden hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmiştir.
3. Sanık P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYAnın;
a. Erleri Kanuna Muhalif Olarak Çalıştırmak Suçu İle İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Sanığın 2.Hd.Bl.K.lığında bölük astsubayı ve birlik mal sorumlusu olarak göreve başladığı, sanığın kendisine ait olan sarı renkli 1974 model Wolkswagen marka arabasının bakımını bölükte görevli P.Er Mehmet CANPOLAT vasıtası ile yaptırdığı, yine aynı eri kullanarak arabasının tümünün boyanmasını gerçekleştirdiği, boyama işinin 20 gün kadar sürdüğü, ayrıca sanığın çeşitli zamanlarda yine aynı askeri kullanarak arabasını yıkattığı ve tamir işlerini yaptırdığı, yine sanığın bölüğün kilercisi olan P.Er Kader SAK, P.Onb. Vedat ALDEMİR ve P.Onb. Yaşar GÖRÜNMEZi tamamen keyfi olarak gece geç vakitlere kadar gerek kendine, gerek tabur komutanına, gerekse gelen diğer sivil misafirlerine yiyecek hazırlayıp servis yapmakla görevlendirdiği, böylelikle sanığın erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak suçunu işlediği maddi vakıa olarak anlaşılmakta olup, Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın teşdiden verilmesi, teselsül hükümleri uyarınca arttırım yapılması, gerekli takdiri indirimin yapılması, verilen cezanın paraya çevrilip, ertelenmemesi suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden Yasaya aykırı bir durum mevcut değildir.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunu'nun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 2002 yılı için bir gün karşılığı 6.00.-YTL. Üzerinden hesaplanmak suretiyle adli para cezasına çevrilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza belirlenirken hesaplama hatası yapılarak dört ay on beş gün hapis olarak belirlendiği, oysa sonuç cezanın dört ay on üç gün hapis olması gerektiği gözönüne alındığında bir gününün 6 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek sonuç olarak 798 YTL adli para cezasına hükmedilmesi gerekmektedir. Askeri Mahkemece, hürriyeti bağlayıcı cezanın bir gününün 7.269.000 TL. üzerinden hesaplanarak sonuç olarak 981.315.000 TL. ağır para cezasına hükmedilmesi yasaya aykırı bulunduğundan, mahkumiyet hükmü uygulama yönünden bozulmuştur.
Ayrıca 647 sayılı Kanunun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 122nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması ve bu Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesi gereğince hükmolunan ağır para cezasına gecikme faizi ilâve edilerek tahsilini öngören hükmüne paralel bir hükmün 5275 sayılı Yasada yer almaması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2nci maddesi uyarınca artık gecikme zammı uygulanmasına imkân kalmadığından mahkumiyet hükmü bu yönden de bozulmuştur.
Bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
b. Müteselsilen Sair Suretle Memuriyet Nüfuzunu Kötüye Kullanmak Suçu ile İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Sanık Mehmet KAYAnın, kantin görevlisi Ali YÜREKLİden değişik zamanlarda, bölük yazıcısı veya habercisi vasıtasıyla para aldığı, ayrıca Mehmet CANPOLATı izne göndererek ondan kendi aracı için merkezi kilit istediği, böylelikle sanığın Müteselsilen Sair Suretle Memuriyet Nüfuzunu Kötüye Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak ceza tayin edilmesi, teselsül hükümleri uyarınca arttırım ve gerekli takdiri indirimin yapılması, verilen cezanın paraya çevrilmesi ve ertelenmemesi suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında Kanununun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen 5 Ay 25 Gün hapis cezasının 2002 yılı için bir gün karşılığı 6.00.-YTL. üzerinden hesaplanması suretiyle, sonuç olarak 1050.-YTL. adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, 1.272.075.000.-TL. ağır para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı görülmüş ve hüküm uygulama yönünden bozulmuştur.
Yine, 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122 nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, Mahkemece bu yönde hüküm tesis edilmiş olması da bozmayı gerektirmektedir.
Yukarıda belirtilen bozma nedenleri yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
c. Sanığın Müteselsilen İhtilasen Zimmet Suçu ile İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Sanık Mehmet KAYAnın, değişik tarihlerde toplam 50 lt. benzini bölük benzinliğinden bidonlarla aldırarak, bunları kendisine mal edinip bölük araçlarına sarfedilmiş gibi kaydettirdiği, ayrıca bölük deposundan parka ve bot çıkartıp bunları sivil şahıslara vererek erlere verilmiş gibi kaydettirdiği, böylelikle sanığın Müteselsilen İhtilasen Zimmet suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak ceza tayin edilmesi, teselsül hükümleri uyarınca arttırım yapılması, gerekli takdiri indirimin yapılması, verilen cezanın paraya çevrilmesi ve ertelenmemesi suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında Kanununun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen 5 ay 25 gün hapis cezasının 2002 yılı için bir gün karşılığı 6.00.-YTL. üzerinden hesaplanması suretiyle, sonuç olarak 1050.-YTL. adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, 1.272.075.000.-TL. ağır para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı görülmüş ve hüküm sanığın temyizine atfen, uygulama yönünden bozulmuştur.
Yine, 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122 nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, Mahkemece bu yönde hüküm tesis edilmiş olması da bozmayı gerektirmektedir.
Yukarıda belirtilen bozma nedenleri yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
d. Müteselsilen Zimmet Suçu ile İlgili Olarak Yapılan İncelemede (Kilerden Malzeme Çıkarılması Suretiyle);
Sanık Mehmet KAYAnın bölük kilerinden yiyecek malzemesi çıkartıp bunları hazırlatarak yediği, sanığın kiler erzakını gerek sabah kahvaltısında, gerek akşam içki içerken kendisinin yediği ve gerekse misafirlerine ikram etmek suretiyle yedirdiği, ayrıca kilerden şeker çıkartıp bunu aracına koydurduğu, böylelikle sanığın Zimmet suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükme kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak cezalandırılması, teselsül hükümleri uyarınca arttırım ve gerekli takdiri indirimin yapılması, verilen cezanın paraya çevrilmesi ve ertelenmemesi suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf, takdir ve takdir yönlerinden kanuna aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanununun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanununun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen 5Ay 25 Gün hapis cezasının 2002 yılı için bir gün karşılığı 6.00.-YTL. üzerinden hesaplanması suretiyle, sonuç olarak 1050.-YTL. adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, 1.272.075.000.-TL. ağır para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı görülmüş ve hüküm uygulama yönünden bozulmuştur.
Bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-j maddesi uyarınca, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
e. Askeri Eşyayı Hususi Menfaatinde Kullanmak Suçu ile İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Sanık Mehmet KAYAnın bölükte kayıtlı bir adet Minolta marka fotoğraf makinesini alarak bunu uzun bir süre kullandığı, iade etmemesi üzerine Yzb. Timur BAYKAL tarafından kendisinden alındığı, böylelikle sanığın Askeri Eşyayı Hususi Menfaatinde Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak cezalandırılması, gerekli takdiri indirimin yapılması, verilen cezanın paraya çevrilmesi ve ertelenmemesi suretiyle kurulan hükümde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden Kanuna aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında Kanunu'nun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen 2 Ay 15 Gün hapis cezasının 2002 yılı için bir gün karşılığı 6.00.-YTL. üzerinden hesaplanması suretiyle, sonuç olarak 450.00-YTL. adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, 545.175.000.-YTL. ağır para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı görülmüş ve hüküm uygulama yönünden bozulmuştur.
Yine, 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122 nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan, Mahkemece bu yönde hüküm tesis edilmiş olması da bozmayı gerektirmektedir.
Yukarıda belirtilen bozma nedenleri yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
f. SANIĞIN P.ER BARIŞ TAMERE KARŞI 2002 YILINDA İŞLEDİĞİ ASTA MÜESSİR FİİL SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEMEDE;
Sanığın araç arızasını Ord.Tek.Bçvş.İsa TEKİNÖZe söylemesinden dolayı Barış TAMERi dövdüğünden bahisle asta müessir fiil suçundan dolayı hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de;
Sanık suçunu ikrar etmediği gibi, mağdur Barış TAMERin dövüldüğüne ilişkin olarak onun şikayeti dışında dava dosyasında başkaca bir sözlü yada yazılı delil bulunmadığı görülmektedir. Olayın tek mağduru ve tanığı Barış TAMERin ise, son soruşturma aşmasında adresinin tespit edilememesi nedeniyle birlik ve Askeri Savcılık ifadelerinin okunmasıyla yetinilmiştir.
Mağdur Barış TAMERın son soruşturma aşamasındaki ifadesi önem taşıdığından yeniden adresinin araştırılmak suretiyle tespitini takiben kendisine hangi tarihte ne şekilde müessir fiil yapıldığının, müessir fiil yapıldığını gören yada müessir fiil yapılmasını takiben bu durumunu ilettiği üstü yada arkadaşları olup olmadığının, varsa kimler olduğunun, müessir fiil nedeniyle muayeneye sevk edilip edilmediğinin, rapor alıp almadığı hususlarının ayrıntılı olarak sorulması suretiyle anlatımının saptanması ve buna göre delil toplanarak hüküm kurulması gerekir iken noksan soruşturma ile mahkumiyet hükmü kurulması isabetsiz ve kanuna aykırı görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
g. SANIĞIN P.ER ADEM İLYASA KARŞI 2002 YILINDA İŞLEDİĞİ ASTA MÜESSİR FİİL SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEMEDE;
Sanığın, mazot yok dediği için Adem İLYASı dövdüğünden bahisle asta müessir fiil suçundan dolayı hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de;
Sanık suçunu ikrar etmediği gibi, mağdur P.Er Adem İLYASın dövüldüğüne ilişkin olarak onun şikayeti dışında dava dosyasında başkaca bir sözlü yada yazılı delil bulunmadığı görülmektedir. Olayın tek mağduru ve tanığı Adem İLYAS ise son soruşturma aşamasındaki anlatımında kendisine müessir fiil de bulunulduğu konusunda bir açıklamada bulunmamıştır.
Mağdur P.Er Adem İLYASın son soruşturma aşamasındaki ifadesi önem taşıdığından, kendisine hangi tarihte ne şekilde müessir fiil yapıldığının, müessir fiil yapıldığını gören, yada müessir fiil yapılmasını takiben bu durumunu ilettiği üstü yada arkadaşları olup olmadığının, varsa kimler olduğunun, müessir fiil nedeniyle muayeneye sevkedilip edilmediğinin, rapor alıp almadığı hususlarının ayrıntılı olarak sorulması suretiyle anlatımının saptanması ve buna göre delil toplanarak hüküm kurulması gerekir iken noksan soruşturma ile mahkumiyet hükmü kurulması isabetsiz ve kanuna aykırı görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
h. SANIĞIN 2002 YILINDA İŞLEDİĞİ MEMURİYET GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNA İLİŞKİN OLARAK YAPILAN İNCELEMEDE;
Sanık Mehmet KAYAnın, sanık Bölük Komutanı Murat AYTEKİNden ayrı olarak bölük işleri için çalıştırdığı bir traktöre, belediyeye veya özel şahıslara ait vidanjörlere, nöbet yerindeki demir merdiven karşılığı sivil kişi Aydın SAVCUya bölükten mazot verilmesini sağladığı, ayrıca bölük deposundan 40 takım kadar nevresim çıkartarak, sivil kişi Celal ÇAKIR vasıtasıyla, atandığı Keşan Merkez Komutanlığına gönderdiği, bunların kaydının yapılmadığı böylelikle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu, işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın üzerine atılı eylemi işlediği hususu sanığın ikrarı, tanık beyanları ve diğer yazılı delillerle sabit ise de; eyleme uygunluğu saptanan bir ceza tesis edilmesi gerekiyorsa hangi ceza hükmünün sanığın lehinde olduğunun saptanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu ile ilgili olarak farklı hükümler içermesi nazara alındığında, sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda mahkemece yeniden değerlendirme yapılması gerektiğinden, mahkumiyet hükmünün 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddesi hükümleri uyarınca uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
i. SANIĞIN 2002 YILINDA İŞLEDİĞİ İRTİKAP SUÇUNA İLİŞKİN OLARAK YAPILAN İNCELEMEDE;
Yine P.Er Barış TAMERin aracının arızalı olduğunu Mart 2002 ayında sanık Hayrullah AKBABAya bildirmesi üzerine hiç bir yetkisi olmadığı ve görev kapsamına girmediği halde Hayrullahın aracı tecrübe maksadıyla çöplük bölgesine götürdüğü, burada aracı durdurması için şoföre emir verdiği, yeniden çalıştırmak istediğinde aracın çalışmaması nedeniyle bölükten bir başka Mercedes araç getirilmesi için telefon ettiği, çeki demiri ile arızalı araç çekilirken şoföre kontak anahtarını açması ve aracı vitesi geçirerek vurdurup çalıştırması konusunda emir verdiği, şoförün bu şekilde çalıştırmanın hatalı olacağı ve daha büyük arızalara yol açabileceği konusundaki uyarılarına rağmen ısrarla emrini yerine getirttirdiği, aracın vurdurmaya rağmen çalışmadığı ve bölüğe getirilip garaja çekildiği, aynı hafta Cuma günü bölüğün araçlarını yağlama ve arızalarının tespiti amacıyla taburun motor II nci kademesinde görevli Ord.Tek.Bçvş. İsa TEKİNÖZün geldiği, yaptığı muayenede P.Er Barış TAMERe ait aracın marş motorunun muhafaza kapağının kırıldığını tespit ettiği, bu durumda şoförün Mahkemeye verilmesi gerektiğini söylediği, şoförün Ord.Tek.Bçvş. İsa TEKİNÖZün yanında rütbeli personelin olmadığı bir sırada yanına giderek arızanın meydana geliş şeklini anlattığı ve kendi kusurunun olmadığını belirttiği, arızanın ne şekilde oluştuğunu öğrenen Ord.Tek.Bçvş. İsa TEKİNÖZün bunun üzerine sanık P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYA ve Hayrullah Uzman ile görüştüğü, parçanın hasar görmesinden şoförün değil Hayrullahın sorumlu olduğunu belirttiği, Ord.Tek.Bçvş. İsa TEKİNÖZün bölükten ayrılmasından sonra P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYAnın Barış TAMERi yanına çağırdığı ve durumu anlatması nedeni ile dövdüğü, kendisini Mahkemeye vereceğini söylediği ve tehdit ettiği, arızanın gerçek sorumlusunun kendisi olduğunu bildiği halde Hayrullahın olaya müdahale etmediği ve P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYA ile aralarında anlaşarak Barış TAMERden arızalı parçanın onarımı ve Mahkemeye verilmemesi karşılığında 40 milyon TL. para istedikleri, bu sırada sanık Hayrullahın sempatik yoldan parçanın değişimi konusunda taburun Geliboludaki Ord.IV.Kad.K.lığı ile olan ikmal alışverişini sağlayan Uzm. Çvş. Hasan FENERe telefon ettiği ve parçanın değiştirilmesi konusunda yardım istediği, Uzm.Çvş. Hasan FENERin direk mübadele yolu ile arızalı parçayı Ord.IV.Kad.K.lığından değiştirdiği ve parçanın P.Er Barış TAMERin arızalı aracına takıldığı, bunun üzerine Barış TAMERden 40 milyon TL. paranın talep edildiği, P.Er Barış TAMERin önce parayı sanık P.Kad.Bçvş. Mehmet KAYAya götürüp vermek istediği, ancak sanığın paranın sanık Uzm.Çvş. Hayrullaha verilmesi konusundaki emri üzerine 40 milyon TL.yi götürüp sanık Uzm.Çvş. Hayrullah AKBABAya verdiği, bu olayla ilgili olarak P.Er Barış TAMERin mahkemeye de verilmediği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın irtikap suçuna ilişkin eyleminin mahkemece sabit görülmesinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de;
Sanık hakkında irtikap suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmü mülga 765 TCK'nın 209 uncu maddesi hükmüne dayanmaktadır.
5237 sayılı Yeni TCK'nın 7 nci madde 2 nci fıkrası; Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Hükmünü taşımaktadır.
Diğer yandan, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun İrtikap başlığını taşıyan 250 nci madde hükmü ile yeni bir düzenleme getirilmiştir. Mülga 765 sayılı TCK'nın 209/1 inci maddesinde ağır hapis cezası söz konusu iken 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinde, ağır hapis cezasının kaldırılmasına bağlı olarak hapis cezası öngörülmüştür. Ağır hapis ve hapis cezalarının doğurduğu sonuçlar da yeniden bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.
Askeri Mahkemece, önce sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın tanımlayıp cezalandırdığı hangi suç tipine uygunluk gösterdiğinin tartışılıp değerlendirilmesi, takiben de sanığın eylemine uygunluğu saptanan yeni ceza hükmünün mahkumiyete esas alınan ceza hükmüne göre sanığın lehinde olup olmadığının değerlendirilmesine imkan sağlanması amacıyla sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri Savcı tarafından hükmün 3/a, 3/c, 3/d, 3/f ve 3/g bentlerinde yer alan suçlara ilişkin olarak gösterilen temyiz nedenleri Askeri Mahkemenin gerekçeli hükmünde yer alan gerekçeler gözönüne alınarak kabule değer görülmediği gibi, sanık müdafiinin bozulan hükümler dışındaki suçlara ilişkin olarak ileri sürdüğü temyiz nedenleri de mahkemece gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçeler nedeniyle kabule değer bulunmamıştır.
4. SANIK P.UZ.ÇVŞ. İSMAİL DAĞDEMİRİN P.ER BARIŞ TAMERE KARŞI İŞLEDİĞİ ASTA MÜESSİR FİİL SUÇU YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEMEDE;
Sanığın, telefon direklerinin araca yüklenir iken yapılan işin uygun olmadığını söyleyen P.Er Barış TAMERi dövdüğünden bahisle Asta müessir fiil suçundan dolayı hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de;
Sanık suçunu ikrar etmediği gibi, mağdur Barış TAMERin dövüldüğüne ilişkin olarak onun şikayeti dışında dava dosyasında başkaca bir sözlü yada yazılı delil bulunmadığı görülmektedir. Olayın tek mağduru ve tanığı Barış TAMERin ise, son soruşturma aşmasında adresinin tespit edilememesi nedeniyle birlik ve Askeri Savcılık ifadelerinin okunmasıyla yetinilmiştir.
Mağdur Barış TAMERın son soruşturma aşamasındaki ifadesi önem taşıdığından yeniden adresinin araştırılmak suretiyle tespitini takiben kendisine hangi tarihte ne şekilde müessir fiil yapıldığını gören yada müessir fiil yapılmasını takiben bu durumunu ilettiği üstü yada arkadaşları olup olmadığının, varsa kimler olduğunun, müessir fiil nedeniyle muayeneye sevk edilip edilmediğinin, rapor alıp almadığı hususlarının ayrıntılı olarak sorulması suretiyle anlatımının saptanması ve buna göre delil toplanarak hüküm kurulması gerekir iken noksan soruşturma ile mahkumiyet hükmü kurulması isabetsiz ve kanuna aykırı görülecek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sanık Uzm.Çvş.Hayrullah AKBABA hakkında Memuriyet görevini kötüye kullanmak ve irtikap suçlarından dolayı kurulan mahkumiyet hükümleri sanık ve müdafiine tebliğ edilmesine ve temyiz vaki olmamasına rağmen, temyiz talebi mevcut imiş gibi Başsavcılık tebliğnamesinde bu suçlar yönünden de görüş bildirilmiş ise de, sanığın bu suçları hakkında temyiz vaki olmadığından, temyiz incelemesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yine sanık Murat AYTEKİNin isminin nüfus kayıt tablosuna göre Mustafa Murat AYTEKİN olduğu hususuna işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Sanık P.Yb. Öner Ferruh MURÇAK müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin 353 sayılı Yasanın 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden Yasaya uygun bulunan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA;
2- Sanık P.Ütğm. Murat AYTEKİN hakkında Memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca sanığın temyizine atfen ve re'sen, 5237 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan sağlanması amacıyla BOZULMASINA;
3- Sanık P.Bçvş. Mehmet KAYAnın;
a. Sanık Müdafiinin ve Askeri Savcının temyizine atfen ve re'sen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, Erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün hapis cezasına ilişkin bölümünün, Sanığın erleri kanuna muhalif olarak çalıştırmak suçundan ASCK'nın 114/3, 80 ve 59/2 nci madde uyarınca dört ay onüç gün hapis ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü altı (6.00) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak YEDİYÜZ DOKSANSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b. Yasaya aykırı görülen Müteselsilen sair suretle memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin ve Askeri Savcının temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü altı (6.00) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak BİNELLİ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
c. Yasaya aykırı görülen Müteselsilen ihtilasen zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin ve Askeri Savcının temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü altı (6.00) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak BİNELLİ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
d. Yasaya aykırı görülen Müteselsilen zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin ve Askeri Savcının temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü altı (6.00) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak BİNELLİ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
e. Yasaya aykırı görülen Askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin ve Askeri Savcının temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, mahkumiyet hükmünün para cezasının tayinine ilişkin bölümünün 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü altı (6.00) Yeni Türk Lirası üzerinden hesaplanarak sonuç olarak DÖRTYÜZELLİ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
f. Sanık hakkında P.Er Barış TAMERe karşı Asta müessir fiil suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
g. Sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen sanık hakkında P.Er Adem İLYASa karşı Asta müessir fiil suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
h. Yasaya aykırı görülen Müteselsilen memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen, 5237 sayılı Kanunun uygulanmasına imkan sağlanması amacıyla BOZULMASINA;
i. Yasaya aykırı görülen İştiraken irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen, 5237 sayılı Kanunun uygulanmasına imkan sağlanması amacıyla BOZULMASINA;
4. Sanık P.Uzm.Çvş.İsmail DAĞDEMİRin, P.Er Barış TAMERe karşı işlediği Asta müessir fiil suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca sanık ve müdafiin temyizine atfen ve re'sen noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye, kısmen aykırı olarak, 01.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy