(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4) (6183 S. K. m. 51) (353 S. K. m. 221)
Bakaya suçundan sanık terhisli J.Onb.Ahmet ÇİL hakkında J.Asyş.Kor.K.lığı Askerî Mahkemesince verilen 21.10.2004 gün ve 2004/1258-876 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, askerî savcı tarafından süresinde sanık aleyhine temyiz edilmesi üzerine, Askerî Yargıtay Başsavcılığının 24.01.2006 gün ve 2006/350 sayılı bozma görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya incelendi. Gereği Düşünüldü:
Askeri Mahkemece; sanığın, 28.08.2001-19.08.2003 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddeleri uyarınca 1.155.700.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca aylık 15 eşit taksit hâlinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiştir.
Hüküm Askerî Savcı tarafından sanığın üç aydan sonra yakalananlar cümlesi uyarınca cezalandırılması, kabule göre de görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ileri sürülerek sanık aleyhine temyiz edilmiş, tebliğnamede hükmün görev ve esas yönünden bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, sanık adına çıkarılan askere sevk için çağrı pusulasının 12.07.2001 tarihinde kendisine tebliğ edilerek, 21-27 Ağustos 2001 tarihleri arasında sevkini yaptırmasının istendiği, emsalleri askerlik şubesinden mezkur tarihler arasında sevk edilen sanığın sevkini yaptırmayarak bakaya durumuna düştüğü, 2 yıl kadar bakaya kaldıktan sonra 19.08.2003 tarihinde yakalanarak ele geçtiği dosyadaki delillerle sübuta ermiştir.
Askerî Mahkemece, sanığın yakalanması için emniyet müdürlüğü görevlilerinin özel bir çaba içerisine girmedikleri, GBT sorgulamasında bakaya kalmak suçundan sanık Ahmet ÇİLin Horon otelinde bulunduğunu tespit ederek, sanığı bulunduğu yerden alıp Rize Askerlik Şubesi Başkanlığına sevk ettikleri, dolayısıyla yakalanması için özel bir tedbir almadıkları, Askerî Yargıtayımızın bir eylemin yakalamalı olarak kabul edilmesi için aradığı hususlar değerlendirildiğinde; sanığın bizzat zabıta tarafından araştırılması, takip edilmesi, saklandığı yer tesbit edildikten sonra yakalanması için özel tedbir, yol ve yöntemler ile kaçamadan ya da kaçarken yakalanması gerekmektedir. Şeklindeki gerekçelerle sanığın eyleminin yakalanmakla sona ermediği kabul edilmiş ise de;
Askeri Ceza Kanununun 63 üncü maddesinde yazılı yakalanma unsuru, suçlunun yetkili bir merciye müracaatı vâki olmaksızın suçluluk hâlini devam ettirmekte iken ele geçirilmesi anlamında olup, Dz.6da kayıtlı tutanak incelendiğinde, emniyet müdürlüğü görevlilerinin önleyici kolluk hizmetlerini ifa için otel konaklama listelerinin bilgisayar ortamında yaptıkları kontrolde 302 numaralı odada kalan sanığın bakaya suçundan arandığını tespit edince, yanlarına resepsiyon memurunu da alarak polis merkezine davet etmeleri ve sanığında bu davete icabet etmesi şeklinde gelişen olayda, yakalamanın bütün şartlarının oluştuğu, bakaya suçundan aranan sanığın dehalet kastıyla hareket ettiğine dair hiçbir bulgunun olmadığı, otel odasının kapısına kadar gelen polis memurlarından kaçmamasının ya da kaçmaya teşebbüs etmemesinin yakalanma olgusunu ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki samimi olarak yakalandığını da ikrar eden sanığın bakaya suçunun temadisinin kendiliğinden gelmekle sona erdiğinin kabulü ve buna göre ceza uygulaması yapılması isabetsiz ve kanuna aykırı bulunduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Asker Savcının temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün esas yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 01.02.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy