(1632 S. K. m. 91) (353 S. K. m. 165)
Sanığın, 13.3.2004 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediğinden bahisle, eylemine uyan ASCK' nın 91/1'inci maddesi uyarınca, cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış ise de; sanığa atılı suçun yasal unsurları yönünden oluşmadığından beraatına karar verilmiştir.
Askerî savcı, bu hükmü usul ve sübut yönünden sanık aleyhine yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
Tebliğnamede ise, beraat hükmünün sübut yönünden bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanık hakkında açılan kamu davası; sanığın 13.3.2004 tarihinde mağdur J.Onb. U.T. ile aralarındaki bir tartışma sonucunda, mağdurun üzerine yürüyüp onu iteklemek suretiyle, üste fiilen taarruz suçunu işlediği iddiasına dayanmaktadır. Ancak, yapılan yargılama sonucunda askerî mahkemece, sanığın omzundaki silahın mağdurun yüzüne çarparak yaralanmasına yol açması şeklindeki vakıa, maddî eylem olarak kabul edilmiş ve bu eylemin sanığın iradî bir hareketine bağlı olmadığı kabul edilerek, söz konusu eylemin atılı suça vücut vermediğinden bahisle, sanık hakkında beraat hükmü tesis edilmiştir. Oysa sanık hakkında düzenlenen iddianamede, sanığın silahının mağdurun yüzüne çarparak yaralanmasına yol açması şeklindeki hadisenin, sanığın iradî hareketiyle bağlantılı olmadığı açıklanmış ve bu hadise dava konusu yapılmamıştır.
Dava konusu eylem, sanığın, mağdurun üzerine yürüyerek onu iteklemesi olup, askerî mahkemece tesis olunan kararda, bu eylem irdelenmemiş ve sonuçta isnat edilen eylemle ilgili herhangi bir karar verilmeden yargılama bitirilmiştir. Bu durum, 353 sayılı Kanunun 165'inci maddesinde açıklanan, "hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre, iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. Eylemin değerlendirilmesinde, askerî mahkeme, iddianame, iddia ve savunmalar ile bağlı değildir." ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy