(1632 S. K. m. 91) (765 S. K. m. 2, 31, 33, 59) (353 S. K. m. 251, 253, 254) (5237 S. K. m. 7, 46, 53, 62, 63) (1412 S. K. m. 402) (5252 S. K. m. 6) (5275 S. K. m. 107)
Hükümlü P.Er Emrah SEYHAN hakkındaki 3üncü Mknz. P.Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.11.2005 tarih ve 2005/236 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.01.2006 tarih ve 2006/391 sayılı ve itirazın kabulü ve tahliye istemini içeren tebliğnamesine bağlı olarak gönderilen evrak üzerinden yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/248-143 esas ve karar sayılı hükmü ile hükümlü P.Er Emrah SEYHANın 08.01.1996 tarihinde işlediği silahla üste fiilen taarruz sonucu üstün ölümüne sebebiyet suçundan dolayı ASCKnın 91/4 ve 765 sayılı TCKnın 59/1inci maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 765 sayılı TCKnın 31inci maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, 765 sayılı TCKnın 33üncü maddesi uyarınca ceza süresi zarfında kanuni kısıtlılık altında bulundurulmasına, 08.01.1996-09.01.1996 tarihleri arasında nezarette ve 09.01.1996 tarihinden itibaren tutuklulukta geçen ve geçecek olan sürelerin 353 sayılı Kanunun 251inci maddesi uyarınca mahkumiyet süresinden mahsubuna karar verilip bu hükmün Askeri Yargıtay 5inci Dairesinin 05.11.1997 tarih ve 1997/476-689 sayılı ilamıyla onanarak 05.11.1997 tarihinde kesinleştiği,
Cezanın infazı aşamasında hükümlünün 5237 sayılı TCKnın lehe olan hükümlerinin uygulanması suretiyle tahliyesine karar verilmesine dair istemi üzerine, 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.11.2005 tarih ve 2005/236 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla, 5237 sayılı Kanundaki hükümlerin uygulanması durumunda sanık lehine bir neticenin meydana gelmediği, anılan Kanunun 62nci maddesindeki 1/5 oranının yasa yürürlüğe girmeden 5328 sayılı Kanunla 1/6 olarak değiştirildiği, 5329 sayılı Kanunla ASCKda yapılan düzenlemelere göre sırf askeri suçlarda kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanamayacağı belirtilerek hükümlünün 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/2438-143 esas ve karar sayılı hükmü ile verilen müebbet ağır hapis cezasının infazına, tahliye talebinin reddine karar verildiği,
Hükümlünün bu karara karşı, ASCKnın 91inci maddesinde lehe değişiklik yapan 5078 sayılı Kanun uyarınca 8 kez mahkemeye başvurduğunu ve aynı durumda olan diğer hükümlüler hakkındaki başka mahkemelerin verdiği lehe karar örneklerini başvurusuna eklediği halde istemlerinin reddedildiğini, 1996 yılından itibaren birçok lehe değişiklik yapıldığı halde bunların hiçbirinden yararlandırılmadığını, TCKda yapılan değişiklikten yararlandırılması ve tahliye edilmesi gerektiği belirterek itirazda bulunduğu,
Tebliğnamede, 5078 sayılı Kanun ve 5237 sayılı Kanunun 62nci maddeleri uyarınca hükümlünün infaz edilecek cezasının 25 yıl hapis olarak belirlenmesi gerekirken istemin reddine ilişkin kararın Kanuna aykırı olduğu, bu nedenle kararın itiraza atfen kaldırılması ve 25 yıl hapis cezasının 10 yıl üzerinden infaz edilecek oluşu nazara alınarak infazın durdurulup hükümlünün tahliyesine karar verilmesi yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede;
Hükümlü hakkında suç tarihi itibarıyla uygulanan ASCKnın 91inci maddesinin 4üncü fıkrası taarruz, amirin veya mafevkin vücudunda tahribatı mucip olmuşsa, suçluya on beş seneden az olmamak üzere ağır hapis, eğer ölümü mucip olmuşsa, ölüm, az vahim hallerde müebbet ağır hapis cezası verilir şeklinde olup 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/248-143 esas ve karar sayılı hükmü ile fiilin işlenişi vahim kabul edilerek temel ceza olarak ölüm cezası verilmiş ve bu ceza 765 sayılı TCKnın 59/1inci maddesi uyarınca indirilerek sonuç ceza müebbet ağır hapis cezası olarak belirlenmiş ve Askeri Yargıtay 5inci Dairesinin ilamıyla onanarak 05.11.1997 tarihinde kesinleşmiştir.
Hükümlünün cezası infaz olunurken 29.01.2004 tarihli ve 25361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5078 sayılı Kanunun 1inci maddesiyle ASCKnın 91inci maddesinin 3 ve 4üncü fıkraları değiştirilerek 4üncü fıkra yerine düzenlenen 3üncü fıkra Taarruz, amirin veya mafevkin vücudunda tahribatı mucip olmuşsa, on beş seneden az olmamak üzere ağır hapis, eğer ölümü mucip olmuşsa müebbet ağır hapis, az vahim hallerde yirmi dört seneden otuz seneye kadar ağır hapis cezası verilir. şeklinde düzenlenmiş; 5078 sayılı Kanunun 4üncü maddesiyle Askeri Ceza Kanununa eklenen Geçici 2nci madde;
5078 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 91inci maddenin (4) numaralı fıkrası kapsamına giren suçlardan dolayı hakkında idam cezası verilen hükümlülerin dosyalarından;
a) Henüz Askeri Yargıtaya gönderilmemiş olan veya Askeri Yargıtay Başsavcılığında bulunan yahut Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş olanlar, hükmü veren askeri mahkemece duruşma açılarak,
b) Askeri Yargıtayda bulunanlar, ilgili dairesince ele alınarak,
Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde karara bağlanır. hükmünü getirmiştir.
Madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu madde sonuç cezası idam olan hükümlülere ilişkin dava dosyaları ile ilgili olup, yasa koyucu, sadece bu nitelikteki dava dosyalarının ele alınma süresi ve şekli hakkında bir düzenleme getirmekte ve bu dosyalar için duruşma açılmasını öngörmektedir. Bu durumda, ASCKnun 91/4üncü maddesinin uygulanmasına rağmen, sonuç cezası idam olmayan kesinleşmiş hükümlerle ilgili taleplerin ise, 353 sayılı Kanunun 253 ve 254üncü (CMUK 402) maddeleri uyarınca dosya üzerinden ve herhangi bir süre kısıtlamasına bağlı olmaksızın incelenmesi gerekmektedir. (As. Yrg. Drl. Kurulunun 16.12.2004 tarih ve 2004/170-171 sayılı kararı)
Belirtilen Kanun değişikliği doğrultusunda Askeri Mahkemece talep olmasa dahi, hükümlünün kesinleşen ve infazı yapılan cezasının 765 sayılı TCKnın 2/2nci maddesi uyarınca duruşmasız olarak ele alınıp, 5078 sayılı Kanunla değişik ASCKnın 91/3üncü maddesi uyarınca temel ceza olarak belirlenecek olan müebbet ağır hapis cezasından 765 sayılı TCKnın 59/1inci maddesi uyarınca indirime gidilerek infazı yapılacak olan sonuç cezanın 30 sene ağır hapis cezası olarak belirlenmesine karar verilmesi gerekmekte idi.
Hal böyle olmasına ve hükümlünün 5078 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma istemini içeren dilekçelerle talepte bulunmasına karşın, Askeri Mahkemece, 05.03.2004 tarih ve 2004/1 ve 13.05.2004 tarih ve 2004/2 Müt sayılı duruşmasız işlere dair kararlarıyla Kanuna aykırı olarak ve soyut gerekçelerle 5078 sayılı Kanuna göre ceza süresinin yeniden gözden geçirilmesi talebinin reddine karar verilmiş; hükümlünün aynı istemi ve 5237 sayılı Kanundan yararlanma isteğini içeren dilekçeleri de 26.10.2004 tarih ve 2004/6 Müt. ve 12.04.2005 tarih ve 2005/69 Müt sayılı kararlarla reddedilerek infazın müebbet ağır hapis cezası üzerinden devamına karar verilmiştir.
Öte yandan, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik 6ncı maddesi uyarınca, Kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları, hapis cezasına dönüştürülmüştür. Bu duruma göre Askeri Ceza Kanunundaki bütün ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüşmesi nedeniyle, hükümlü hakkında uygulanması gereken 5078 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın 91/3üncü maddesinde fiilin vahim hali için öngörülen müebbet ağır hapis cezası da müebbet hapis cezası haline dönüşmüş bulunmakta ve 765 sayılı TCKnın 59/1inci maddesindeki düzenlemeye göre daha lehe hükümler içeren 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi gereğince 01.06.2005 tarihi itibarıyla konunun yeniden ele alınarak infaz edilecek cezanın bir kez daha belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü bilindiği gibi, 765 sayılı TCKnın 59/1inci maddesi uyarınca temel ceza olarak müebbet ağır hapis cezası üzerinden yapılacak takdiri indirimde 30 sene ağır hapis cezasına hükmolunurken, 5237 sayılı TCKnın 62nci maddesinin 1inci fıkrasının birinci cümlesinde takdiri indirime gidildiğinde temel ceza olan müebbet hapis cezası yerine 25 yıl hapis cezası verilmesi öngörülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, Mahkemenin 5078 sayılı Kanunun yayımı sonrasında hükümlünün talepleri olmasına karşın infaz edilecek olan cezayı 30 sene ağır hapis olarak belirlemesi gerekirken, inceleme konusu olmayan kararlarla talebi reddetmesinin Kanuna aykırılığı bir yana, 5237 sayılı TCKnın 46ncı maddesinde hapis cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis olarak belirlenmiş olması, 5252 sayılı Kanunun 6ncı maddesiyle kanunlarda öngörülen ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürülmesi ve 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesinde takdiri indirim konusunda lehe düzenleme yapılması nazara alındığında, Mahkemece, 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddeleri uyarınca, lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı olduğundan duruşma açılmaksızın, 5078 sayılı Kanunla değişik ASCKnın 91/3üncü maddesi uyarınca temel ceza olarak belirlenecek olan müebbet hapis cezasından 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi uyarınca takdiri indirime gidilerek infazı yapılacak olan sonuç cezanın 25 yıl hapis cezası olarak belirlenmesine karar verilmesi gerekirken, Mahkemenin hükümlü lehine bir durum bulunmadığına ilişkin soyut ve konu ile ilgisiz gerekçesinde ve bu doğrultuda tesis ettiği kararda isabet bulunmamaktadır.
Bu aşamada, 353 sayılı Kanunun itiraz yerinde görülürse bunu inceleyen merci, aynı zamanda itiraz konusu olan mesele hakkında da kararını verir. şeklindeki 204üncü maddesi hükmü karşısında itiraza ilişkin mesele hakkında Dairemizce karar verilip verilmeyeceği hususu üzerinde durulduğunda; 5252 sayılı Kanunun 9uncu maddesinin 1inci fıkrasında 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. hükmüne yer verilmiş olup, hükümlü hakkındaki infaz edilecek olan cezanın belirlenmesinde takdire ilişkin bir husus ve hükmün zat ve mahiyetinde etkili değişiklik söz konusu olmadığından derhal uygulanabilme halinin varlığı nedeniyle lehe kanun kuralının uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemece duruşma açılarak karar verilmesi gerekmediğinden, itirazı inceleyen merci sıfatıyla Dairemizin infaz edilecek cezayı belirlemesi gerektiği sonucuna varılmış ve infaz edilecek olan ceza aşağıda belirtilmiştir.
Öte yandan, infazı yapılan 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/248-143 esas ve karar sayılı hükmü ile hükümlünün, asıl cezaya bağlı olarak 765 sayılı TCKnın 31inci maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ve 765 sayılı TCKnın 33üncü maddesi uyarınca ceza süresi zarfında kanuni kısıtlılık altında bulundurulmasına karar verilmiş olup, bu feri cezalar yönünden lehe kanun kuralının uygulanıp uygulanmayacağı hususu irdelendiğinde, 765 sayılı TCKnın 31inci maddesinde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olup 5237 sayılı TCKda müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanma şeklinde bir yoksunluk hali düzenlenmemiş, bunun yerine 53üncü maddede belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma adı altında süresiz olmayan ve cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eden bir hak yoksunluğuna yer verilmiştir. Bu haliyle süresiz olmadığı için lehe olduğunda kuşku bulunmayan 53üncü maddedeki hak yoksunluğunun hükümlü hakkındaki müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklılık feri cezası yerine uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, 765 sayılı TCKnın 33üncü maddesinde düzenlenmiş olan hapislik süresince kanuni kısıtlılık altında bulundurulma tedbirine 5237 sayılı TCKda yer verilmemiş olup, esasen konu 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 407 ve 471inci maddelerinde bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin hapis halinin sona ermesine kadar kısıtlanır şeklinde düzenlendiğinden, mahkumiyet hükmünde vesayeti gerektiren bu durumun belirtilmesine gerek bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulama başlığını taşıyan 7nci maddesinin 3üncü fıkrasında, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı bakımından, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar haricinde kalan hükümlerin lehe ya da aleyhe olduğuna bakılmaksızın derhal uygulanacağı; hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili hükümler yönünden ise 1 ve 2nci fıkralardaki zaman bakımından uygulama kurallarının uygulanacağı öngörülmüştür. Sonradan yürürlüğe giren bir kanunla fail lehine bir hüküm getirilmediği sürece suç, işlendiği zamanın kanununa tabidir. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunun 107/2nci maddesine göre koşullu salıverilme için hükümlünün cezasının 2/3ünü infaz kurumunda çekmiş olması gerekeceğinden, cezanın 1/2sinin infaz kurumunda çekilmiş olmasını öngören ve çekilmesi gereken süredeki her ay için altı gün indirime olanak tanıyan 647 sayılı Kanun hükümlerinin hükümlü lehine olduğunda kuşku yoktur. Bu durum itibarıyla hükümlünün infaz edilecek ceza süresinin 25 yıl hapis olarak belirlenmesi ve adı geçenin cezasının 08.01.1996 tarihinden bu yana infaz ediliyor oluşu nazara alınarak mağduriyetine neden olmamak için hükümlünün hakkındaki mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak tahliyesine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Hükümlünün itirazına atfen 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.11.2005 tarih ve 2005/236 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararının KALDIRILMASINA,
2. Hükümlü P.Er Emrah SEYHAN hakkındaki 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/248-143 esas ve karar sayılı kesinleşmiş hükmünde silahla üste fiilen taarruz sonucu üstün ölümüne sebebiyet suçu için tesis olunmuş müebbet ağır hapis cezasının;
5078 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın 91/3üncü maddesi ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik 6ncı maddesi uyarınca temel ceza olarak belirlenen müebbet hapis cezasından, hükümlünün duruşmalardaki iyi hali şeklinde saptanmış cezayı hafifletecek takdiri nedenin varlığı nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi birinci cümlesi uygulanıp takdiri indirim yapılması sonucu 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğinden, belirtilen mahkumiyetin 25 yıl hapis cezası olarak İNFAZINA,
Hükümlünün 08.01.1996 tarihinden itibaren nezarette, tutuklulukta ve hükümlülükte geçirdiği sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1 ve 5237 sayılı TCKnın 63üncü maddesi uyarınca hapis cezasından indirilmesine, kesinleşmiş hükümle belirlenmiş olan müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklılık feri cezasının, 5237 sayılı TCKnın 53üncü maddesinin 1 ve 2nci fıkraları uyarınca, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 1inci fıkranın (a) (b) (c) (d) ve (e) bentlerinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılma şeklinde İNFAZINA,
3. Hükümlü hakkındaki 3üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 02.05.1997 tarih ve 1997/248-143 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmüyle verilmiş olan müebbet ağır hapis cezasının 25 yıl hapis olarak infaz edilmesine karar verildiğinden, hükümlünün cezaevinde kaldığı süre nazara alınarak belirtilen hükümle ilgili olarak başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse SALIVERİLMESİNE,
Tebliğnameye uygun olarak, 08.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy