(1632 S. K. m. 82) (765 S. K. m. 51, 59, 191) (5237 S. K. m. 106) (477 S. K. m. 47)
Üstü tehdit suçundan sanık terhisli Ord.Er Onur ŞENGÖZ hakkında 5 inci Zh.Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 31.12.2004 gün ve 2004/1491-1322 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanık savunucusu tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.01.2006 gün ve 2006/438 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın 19.04.2004 tarihinde, üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 82/2, TCK'nın 51 ve 59/2 nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık savunucusu tarafından; sanığın böbrek hastası olduğu için idrarını tutamadığı, diğer sanık Atğm.M.Hilmi SAĞLAMın hiçbir şey söylemeden kendisine tokat atması üzerine sanık tarafından sarf edilen sözlerin tehdit amacıyla söylenmediği, verilen cezanın paraya çevrilip ertelenmemiş olmasının mağduriyete yol açacağı, gibi sebeplerle temyiz edilmiştir.
Asta müessir fiil suçundan sanık M.Hilmi SAĞLAM yönünden temyize gelinmediğinden, bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmü inceleme dışı bırakılmıştır.
Dosya içeriğine göre;
Sanığın olay tarihi olan 19.04.2004 günü 15:00-17:00 saatlerinde Orduevi Nizamiye nöbetçisi olduğu, nöbeti sırasında sakız çiğnemesi sebebiyle Nöbetçi Subayı Atğm.M.Hilmi SAĞLAM tarafından uyarıldığı, bir süre sonra tuvalete gitmek için Nöbetçi Subayından izin istediği, bunun mümkün olmadığının söylenmesi üzerine nizamiye görevlisinden temin ettiği pet şişeye idrarını yaparak lokantanın bahçesine atmak isterken, Nö.Sb.Atğm.M.Hilmi SAĞLAM tarafından görülerek engellendiği, nöbet bitiminde Atğm M.Hilminin sanığı yanına çağırarak uyardığı, saygısız tutumunu sürdürmesi nedeniyle sanığa tokat attığı, bunun üzerine sanığın üniformana mı güveniyorsun, sivillerini giy, ben de giyeyim, dışarıda görüşelim. dediği, olayla ilgili derhal tutanak düzenlenerek, sanık hakkında nöbet talimatına aykırılık ve üstü tehdit suçlarından kovuşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır.
22.03.2000 gün ve 4551 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın 82/2 nci maddesinde, âmir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlerin cezalandırılacakları öngörülmekte olup, 4551 sayılı Kanun ile ASCK'nın 82 nci maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin gerekçe de; 82 nci maddenin 477 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmü göz önünde tutularak yeniden düzenlendiği ve bu maddede yer alan suçların cezasının bu fiillerin ağırlığı ile orantılı şekilde arttırılarak Askeri Ceza Kanunu ile Türk Ceza Kanununda benzer fiiller için öngörülen cezalar arasında paralellik sağlanmış olacağı açıklanmaktadır. Bu nedenle, bugüne kadarki yerleşik uygulamalarda sözü edilen tehdit suçunun unsurları genel bir hüküm olan 765 sayılı TCK'nın 191 inci maddesinde aranmış, ancak 01.06.2005 tarihi itibariyle 765 sayılı TCK yürürlükten kaldırılarak, yerine 5237 sayılı TCK yürürlüğe konulduğundan artık ASCK'nın 82/2 nci maddesinde yaptırıma bağlanan tehdit suçunun unsurlarının 5237 sayılı TCK'nın 106 ncı maddesinde aranması gerekmektedir.
Bu bakımdan sözü edilen Maddeye bakıldığında; tehdit: failin; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini yada malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük yapacağını bildirmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Maddenin gerekçesinde ise özetle bu düzenleme ile korunan hukuki değerin kişilerin huzur ve sükûnu olduğu, böylece kişilerde bir güvensizlik duygusu oluşmasının engellendiği, yine bu madde ile korunmak istenen esas değerin kişinin karar verme ve hareket etme özgürlüğü olduğu, tehdidin konusunu; kişinin hayatının veya vücut bütünlüğünün tehlikeye uğratılacağının, suç oluşturan belli bir fiilin işleneceğinin, genel olarak kuvvet kullanılacağının veya herhangi bir kötülüğün, haksızlığın gerçekleştirileceğinin bildirilmesinin oluşturduğu, sarf edilen sözler ile gerçekleştirilen davranış, yöneltildiği kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun değilse tehdidin oluştuğundan söz edilemeyeceği, failin söz ve davranışlarının muhatabı üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak uygunluk ve yeterlilik içerip içermediğinin her somut olayda araştırılması gerektiği, ancak objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin, somut olayda muhatabı üzerinde etkili olmasının gerekmediği, failin objektif olarak ciddi bir mahiyet taşıyan söz ve davranışları ile mağduru tehdit etmek istemesine karşın mağdurun bunu ciddiye almamış olması hâlinde dahi tehdidin gerçekleştiğinin kabul edileceği belirtilmektedir.
Bu açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; sanık ve mağdurun sosyal statüleri, olayın gelişimi, mağdur ile tanıkların anlatımları ve sanık hakkında hemen kovuşturmaya başlanılmış olması hep birlikte değerlendirildiğinde, sanık tarafından söylendiği kabul edilen söz ve davranışların, objektif olarak mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olmadığı anlaşıldığından, sanığa atılı üstü tehdit suçunun unsurları yönünden oluşmadığı, ancak eyleminin diğer unsurlarının da gerçekleşmesi hâlinde 477 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde düzenlenen disiplin suçunu oluşturabileceği, bu suçtan yargılama yapma görevinin ise disiplin mahkemelerine ait olması sebebiyle Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesinde isabet görülmemiş ve mahkûmiyet hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık savunucusunun temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanunun 221 inci Maddesi gereğince suç vasfına bağlı görev yönünden BOZULMASINA,
08.02.2006 tarihinde tebliğnameye uygun olarak, OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy