(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (5252 S. K. m. 6) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 221)
Bakaya suçundan sanık Yedek Subay Aday Adayı Hüseyin ALTAY hakkındaki 5 inci Zırhlı Tugay K.lığı Askeri Mahkemesinin 07.12.2004 tarih ve 2004/1720-1040 sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından yasal sürede temyizi üzerine Başsavcılığın 26 Ocak 2006 tarih ve 2006/467 sayılı hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde gelen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 21.03.2002-02.05.2004 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren bakaya suçunu işlediği sabit kabul edilerek, ASCK'nın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra yakalananlar cümlesi ve TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca beş ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir (Dz.45).
Sanık, kendisine kesin celp için tebligat yapılmadığı için askerlik şubesine başvurmadığını, cezanın paraya çevrilmesi gerektiğini ileri sürerek, hükmü süresinde temyiz etmiştir (Dz.66-67).
Tebliğnamede ise, mahkûmiyet hükmünün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
2001/04üncü grup karışık sınıf yedek subay aday adayı olan sanığın, en geç 21.03.2002 tarihine kadar askerlik şubesine müracaat ederek sevkini sağlatması gerektiği TRT duyuruları ile ilanen tebliğ edilmesine rağmen zamanında sevkini sağlatmadığı, 02.05.2004 tarihinde Aksaray Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca Vadi otelde konakladığı sırada konaklama listesinin GBT sorgulaması sırasında arandığının anlaşılması üzerine yakalandığı, böylelikle sanığın 21.03.2002-02.05.2004 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren bakaya suçunu işlediği maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır. Sanığa isnat edilen suçun sübutunda bir tereddüt mevcut değildir.
Bu nedenle sanığın işlemiş olduğu suçtan haklı ve inandırıcı gerekçelerle Yasanın öngördüğü cezanın alt sınırının esas alınarak cezalandırılması, gerekli takdiri indirimin yapılması suretiyle kurulan hükümde usûl, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden Yasaya aykırı bir durum görülmemiştir.
Ancak, 01.06.2005 tarihinde Yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik 6ncı maddesine göre Kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları, hapis cezasına dönüştürülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ağır hapis cezasına yer verilmeyip suç karşılığında uygulanan yaptırımlar olarak hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4üncü maddesine göre ağır hapis hariç, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar paraya ya diğer tedbirlerden birine çevrilebilmektedir. Somut olayda, sanık hakkında hüküm tarihinde yürürlükte olan Kanun hükümlerine uygun olarak 5 ay ağır hapis cezası tayin edilmiş olup, ceza kısa süreli olduğu halde türü ağır hapis olduğundan, bu ceza yönünden para ya da tedbire çevirme yönünde bir işlem yapılmamıştır.
Sanık hakkında tayin olunan ağır hapis cezasının yasal dayanağı kalmadığı gibi ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüşmesi nedeniyle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların para veya tedbirlerden birine çevrilebilmesi olanağı doğduğundan bakaya suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmümün yasal değişiklikler doğrultusunda yeniden değerlendirilme yapılmak üzere uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnamedeki görüş doğrultusunda, 08.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy