(1632 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 120, 130, 207) (1412 S. K. m. 210, 221, 308) (5271 S. K. m. 176, 190, 289)
İzin tecavüzü suçundan sanık J.Er Barış TAVŞAN hakkında 12nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 16.09.2005 gün ve 2005/1192-518 esas ve karar sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.01.2006 gün ve 2006/491 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 08.06.2005-19.06.2005 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 66/1-b ve 5237 sayılı TCK'nın 59/2nci maddeleri uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm sanık tarafından, cezanın ağırlığı belirtilmek suretiyle süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, yasal savunma süresi tamamlanmadan ve bu süreden feragat edip etmediği sorulmadan 22.07.2005 tarihinde yapılan duruşmada sanığın sorgu ve savunmasının tespit edilmiş olmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu ve bu durumun usule aykırılık oluşturduğu, ayrıca, ısrarla yakalanmadığını belirten sanığın yakalandığına dair düzenlenen tutanakta imzası olan polislerin dinlenilmesi gerektiği ve sanığın psikolojik muayenesinin yaptırılması gerektiği belirtilmek suretiyle, hükmün bozulması görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Dosyada mevcut deliller ışığında yapılan inceleme sonucunda; 16.05.2005 tarihinde 20 günlük sıhhi izne gönderilen sanığın sıhhi izin süresinin bitiminde birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve izin aşımında iken polisler tarafından yakalandığı kabul edilerek yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığa duruşma öncesinde iddianamenin 19.07.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, bu bağlamda, 22.07.2004 tarihinde yapılan duruşmada hazır bulunan sanığa bir haftalık yasal savunma süresi tamamlanmadan ve bu süreden feragat edip etmediği sorulmadan, sorgu ve savunmasının tespit edildiği belirlenmiştir.
353 sayılı Kanunun 120, 1412 sayılı CMUKun 210 ve 5271 sayılı CMKnın 176/4üncü maddelerinde; iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir haftanın geçmesi gerektiği, sanığın uygun görmesi halinde bu sürenin azaltılabileceği, bu süreye uyulmamış ise, iddianamenin okunmasından önce sanığın duruşmanın tehir veya talikini isteyebileceği, yine 353 sayılı Kanunun 130/3, 1412 sayılı CMUKun 221/3 ve 5271 sayılı CMKnın 190/2nci maddelerinde; 353 sayılı Kanunun 120, 1412 sayılı CMUKun 210 ve 5271 sayılı CMKnın 176/4üncü maddelerinde belirtilen süreye uyulmamış ise, hakim tarafından duruşmanın tehir veya talikini istemeye hakkı olduğunun sanığa bildirileceği, keza, 353 sayılı Kanunun 207/3-H, 1412 sayılı CMUKun 308/8 ve 5271 sayılı CMKnın 289/h maddelerinde; hüküm için önemli olan noktalarda Mahkeme kararı ile savunma hakkının kısıtlanmış olmasının mutlak bozma nedeni olduğu, hususları hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Belirtilen bu yasal düzenlemeler ışığı altında somut olaya baktığımızda; iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında geçmesi gereken bir haftalık süreye uyulmadan, yasal tehir ve talik hakkı bulunduğu hususu kendisine hatırlatılmadan ve ayrıca bahse konu edilen bu süreden feragat ettiğine dair açık bir beyanı söz konusu olmadan 22.07.2004 tarihli duruşmada iddianame uyarınca sorgu ve savunmasının tespit edilmesinin söz konusu olduğu (Dz.44), Askeri Mahkemece bu şekilde saptanan sorgu ve savunmaya dayanılarak sonuca varılmakla da belirtilen yasa hükümlerine aykırı hareketle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, tespit ve belirlenmiş olduğundan; hükmün, öncelikle 353 sayılı Kanunun belirtilen maddelerinin amir hükümlerine açık muhalefet teşkil eden bu noktadan dolayı bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Öte yandan, aşamalarda tespit edilen sorgu ve savunmalarında ısrarla yakalanmadığını beyan eden sanığın, yakalanıp yakalanmadığı konusundaki tereddüdün, yakalama tutanağında isim ve imzası bulunan polis memurlarının tanık olarak dinlenilmesi suretiyle giderilmesi zorunludur. Ayrıca, daha önce işlediği firar suçundan on ay hapis cezasına mahkum edilen, aşamalarda tespit edilen sorgu ve savunmalarında ısrarla psikolojik rahatsızlıklarını ileri süren sanığa ait tüm tedavi kayıtları ve firar suçuna ilişkin infaz belgeleri getirtilip, dosyaya ithalinden sonra, sanığın cezai ehliyeti ile askerliğe elverişlilik halinin tesbitine yönelik olarak psikiyatri uzmanı bilirkişiye muayene ettirilmesi gerekmektedir. Yakalama tutanağında ismi ve imzası bulunan polis memurları tanık olarak dinlenilmeksizin ve sanığın cezai ehliyeti ile askerliğe elverişlilik halinin tesbitine yönelik olarak psikiyatri uzmanı bilirkişi dinlenilmeksizin karar verilmiş olması, noksan soruşturma olarak nitelendirilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve resen, usul ve eksik soruşturma yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 15.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy