(2709 S. K. m. 36) (1632 S. K. m. 90) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 159, 207) (1412 S. K. m. 54) (5271 S. K. m. 52)
Mukavemet suçundan sanık terhisli P.Er Mehmet KAYA hakkında 5 inci Zh. Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 30.12.2003 gün ve 2003/1416-1606 sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.01.2006 gün ve 2006/518 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün usule aykırılık yönünden bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, 28.02.2003 tarihinde mukavemet suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 90/1(az vahim hal) ve TCKnın 59/2 nci maddeleri gereğince iki ay onbeş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık tarafından; mahkumiyet kararının yerinde olmadığı, ileri sürülerek sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Usul yönünden yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, aynı Birlikte görevli olan sanık ile tanıklar hakkında görev yaptıkları Tabur Komutanlığına 14.04.2003 tarihli iki ayrı talimat mahiyetinde yazı yazılması üzerine, sanık ve tanıkların ayrı ayrı gönderildikleri İslahiye Asliye Ceza Mahkemesince; sanığın sorgu ve savunmasının 21.05.2003 günü yapılan oturumda saptandığı, tanıkların ise 12.09.2003 tarihinde yapılan ve sanığın hazır bulunmadığı bir başka oturumda dinlenildiği anlaşılmaktadır.
Ceza yargılamasındaki yüze karşılık ilkesi gereğince, sanığın yargılama süresince yargılamanın yapıldığı mahkemedeki oturumlarda hazır bulunması, sorgusunun bu mahkemece yapılması, toplanan kanıtlara karşı diyeceklerini söylemesine ve savunmasını yapmasına olanak sağlanması zorunlu olduğu gibi bu husus aynı zamanda sanık için de bir hak oluşturmaktadır. Sorgu ve savunmanın saptanması amacı ile istinabe yoluna başvurulması ise bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olan istisnai bir yöntem olup bu yöntem hiçbir zaman sanığın savunmasının kısıtlanmasına yol açacak bir biçimde kullanılmamalıdır.
Somut olayda; sanık ve tanıklar aynı Birlikte görevli oldukları halde haklarında Askeri Mahkemece, ayrı ayrı talimat yazılması ve İstinabe Mahkemesince de ayrı ayrı oturum açılması sebebiyle tanık anlatımlarının, sanığın hazır bulunmadığı duruşmada saptanarak, sanığın tanık anlatımlarına karşı varsa diyeceklerini söylemesine olanak sağlanmamış olması, T.C.Anayasasının 36 ncı maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkı nın ihlali niteliğinde ki savunma hakkının kısıtlanması olup, bu durum 353 sayılı Kanunun 159 ve 207/3-H maddelerine aykırılık oluşturmaktadır. Ayrıca, anlatımları hükme esas alınan tanıklar İbrahim KILINÇ, Ahmet SABAZ ve Hüseyin IŞIKLInın İstinabe Mahkemesince yapılan 12.09.2003 tarihli duruşmada, CMUKun 54/1 ve CMKnın 52/1 inci maddelerinde belirtilen Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir. şeklindeki usul hükmüne aykırı olarak bir arada dinlenilmiş olduğu da anlaşılmakla, hükümlerin öncelikle açıklanan bu usule aykırılıklar sebebiyle bozulmasına karar verilmiş ve bozma sebebi karşısında şimdilik diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkumiyet hükmünün USULE AYKIRILIK sebebiyle, 353 sayılı Kanunun 221 inci Maddesi gereğince BOZULMASINA,
08.02.2006 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy