(1632 S. K. m. 35, 50, 131) (5237 S. K. m. 7) (647 S. K. m. 4, 5) (5083 S. K. m. 2) (353 S. K. m. 217) (765 S. K. m. 59, 72)
Askeri eşyayı çalmak ve askeri eşyayı gizlemek suçlarından sanık Ter. Tnk.Onb.Cenk SARIOĞLU hakkındaki 2 nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.04.2004 gün ve 2004/360-125 sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, dosyanın Başsavcılığın 30 Ocak 2006 gün ve 2006/524 sayılı askeri eşyayı çalmak suçundan verilen hükmün onanması ve diğer suçtan verilen hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulması görüşlerini içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize geldiği görülmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın;
1- 28.08.2002 tarihinde askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 131/1inci maddesinin az vahim hal fıkrası, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 5inci maddeleri uyarınca 1.090.350.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
2- Ağustos 2003 ayında askeri eşyayı gizlemek suçunu işlediği sabit kabul edilerek ASCK'nın 131/1inci maddesinin az vahim hal fıkrası, ASCK'nın 131/2nci maddesi delaletiyle ASCK'nın 50, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 5inci maddeleri uyarınca 1.733.550.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
3- Hakkında tertip edilen aynı neviden ağır para cezalarının TCK'nın 72nci maddesi uyarınca içtima ettirilerek, neticeten 2.823.900.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Hakkında tertip edilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5/3-4üncü maddesi uyarınca aylık 24 eşit taksitte tahsiline, ASCK'nın 35inci maddesi uyarınca Onbaşılık rütbesinin geri alınmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm yasal süresi içerisinde sanık müdafii tarafından özetle; müvekkiline isnat olunan askeri eşyayı gizlemek suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, askeri eşyayı çalmak suçundan mahkumiyetine yeterli delil olmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
1- Askeri Eşyayı Çalmak Suçu ile İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Şırnak/Cizre 1.Tnk.Tb.K.lığı emrinde 20.08.2002 tarihinden itibaren yazıcı olarak görevli olan sanığın 07.08.2002 tarihi itibarıyla sözleşmesi yenilenmeyerek TSKdan ayrılan Uzm.Çvş.Hasan ÜSTÜNe ait kıta özlük dosyası içinden 487747 seri nolu askeri kimlik kartını alarak muhafaza etmeye başladığı, 05.08.2003 tarihinde terhis mahiyetinde izne ayrılan sanığın Diyarbakır Havaalanında emniyet görevlileri tarafından çantasında yapılan aramada muhafaza ettiği askeri kimlik kartının bulunduğu, olayın bir tutanak marifetiyle tespit edildiği (Dz.1), sanığın birliğinde yazıcı olarak görev yaptığı sırada bu görevin kendisine verdiği kolaylıktan istifade ile TSKdan ayrılan rütbeli bir personele ait kıta özlük dosyasının içerisinde bulunan 487747 seri nolu askeri kimlik kartını alarak şahsi eşyalarının arasında muhafaza etmeye başladığı, üzerinde tasarruf imkanına sahip olduğu askeri kimlik kartını terhis mahiyetinde izne ayrılırken beraberinde götürerek birlik dışına çıkardığı ve çantasında yapılan aramada askeri eşyanın bulunduğu, askeri kimlik kartını kaybolmaması için defterinin arasında muhafaza etmeye başladığını ve bilahare unuttuğunu beyan eden sanığın, söz konusu askeri eşyayı şahsi malzemeleri arasında muhafaza etmesinin uygun olmadığı, kaldı ki bu durumu uzun süre devam ettiren sanığın suç kastı ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, böylelikle sanığın askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği maddi vakıa olarak anlaşılmakta olup, Askeri Mahkemece; yapılan yargılama sonunda müsnet suçun sübuta erdiğinin kabulü ile kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekte ise de;
5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesine 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrasında; adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralına yer verilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesinin lehe olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına ilişkin emredici hükmü nedeniyle, sanık hakkında ASCK'nın 131/1inci maddesinin az vahim hal fıkrası, TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca verilen beş ay hapis cezası 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca para cezasına çevrilirken suç tarihi olan 2002 yılı nazara alındığında, beher günün 6.00 YTL üzerinden hesaplanarak adli para cezasına çevrilmesi ve sonuç olarak 900.00 YTL. adli para cezasıyla cezalandırılması gerektiğinden, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
2-Askeri Eşyayı Gizlemek Suçu İle İlgili Olarak Yapılan İncelemede;
Askeri Mahkemece, Şırnak/Cizre 1.Tnk.Tb.K.lığı emrinde görevli olan sanığın, Ağustos 2003 ayı içerisinde mesafeli atış alanı bölgesinden temin ettiği 3 adet dolu mermi çekirdeğini, hiçbir rütbeliyi haberdar etmeksizin gizlediği, 05.08.2003 tarihinde terhis mahiyetinde izne ayrılan sanığın Diyarbakır Havaalanında emniyet görevlileri tarafından çantasında yapılan aramada muhafaza ettiği 3 adet dolu mermi çekirdeğinin bulunduğu, olayın bir tutanak marifetiyle tespit edildiği (Dz.1), sanığın birlik sınırları içerisinde bulduğu 3 adet dolu mermi çekirdeğini alarak hiçbir rütbeliye haber vermediği ve hakimiyet alanına geçirdiği, böylelikle sanığın askeri eşyayı gizlemek suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyeti cihetine gidilmiştir.
Tebliğnamede; Sanıkta ele geçirilen söz konusu (3) adet mermi çekirdeğinin, TSK envanterinde kullanılan mermilere ait çekirdekler olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılıp, sonuca göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanığın cebinde üç adet mermi çekirdeği bulunmuş olup, mermi; çekirdek, kovan, barut ve kapsülden oluşan bir bütün olduğundan, çekirdeğin tek başına mermi niteliğini haiz olmadığı ve dolayısıyla askeri eşya vasfında bulunmadığı aşikardır. Mermi çekirdeğinin askeri eşya vasfında olduğu kabul olunsa dahi, sanığın söz konusu mermi çekirdeğini çaldığı ya da zimmetine geçirdiği veya bulunduğu yerden izinsiz gizlice aldığı hususunda herhangi bir emare mevcut olmadığı gibi, sanığın mermi çekirdeklerinden anahtarlık yapabileceğini düşünerek çalmak veya askeri eşyayı gizlemek kastı bulunmaksızın yanında taşıyor olması dikkate alınarak, müsnet suçun kast unsuru yönünden de oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; sanığın her hangi bir suça vücut vermeyen eylemi dolayısıyla beraat kararı verilmesi gerekirken, askeri eşyayı gizlemek suçundan mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı bulunduğundan, hükmün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Askeri eşyayı çalmak suçu ile ilgili sanık müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Ancak uygulama yönünden kanuna aykırı olan hükmün sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca sonuç ceza olan ağır para cezasına ilişkin bölümünün BOZULMASINA,
Bu durum, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca hükmün, sanık hakkında tayin edilen beş ay hapis cezasının beher günü Dokuz Yeni Türk Lirası (9.00 YTL) üzerinden Dokuzyüz Yeni Türk Lirası (900,00 YTL.) adli para cezasına çevrilmesine şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2- Sanığın askeri eşyayı gizlemek suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün müdafiin temyiz sebeplerine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca esastan BOZULMASINA;
Tebliğnameye kısmen uygun olarak, 08.02.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy