(1632 S. K. m. 47, 132) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 5, 6) (5237 S. K. m. 45, 50) (5083 S. K. m. 2) (353 S. K. m. 220, 221)
Arkadaşının parasını çalmak suçundan sanık Ter.P.Er Turan YILDIRIM hakkında 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 12.04.2005 gün ve 2005/1085-149 sayılı mahkûmiyete ilişkin hükmün sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.01.2006 tarih ve 2006/535 sayılı Tebliğnamesi ekinde hükmün düzeltilerek onanması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın arkadaşının parasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nun 132, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K.nun 4 ncü maddeleri uyarınca 2.227.500.000.-TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın 647 S.K.nun 5 nci maddesi uyarınca üç aylık taksitler halinde 8 eşit taksitte toplam 24 ayda tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının sanıktan tahsiline, ASCKnun 47/A maddesinin amir hükmü gereği 647 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin uygulanmasına mahal olmadığına karar verilmiştir (Dz.54).
Sanık anılan hükmü, suç işlemediğini, parayı bulup teslim ettiğini, suçun unsurlarının oluşmadığını, taksit miktarlarının belirtilmemesinin karışıklığa yol açacağını, kesin delil olmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraet kararı verilmesinin gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
Tebliğnamede, hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, sanığın 09.09.2004 günü, arkadaşı mağdur P.Er Alaattin TATLInın koğuştaki dolabının yanındaki camın kenarına koyduğu cüzdanı ve cüzdanındaki 207.500.000 TL. nı izinsiz olarak faydalanmak amacıyla aldığı, böylece isnad edilen suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Sanık temyiz dilekçesinde arkadaşının parasına çalmadığını, bulduğunu ileri sürmekte ise de; sanığın arkadaşının parasını aldıktan sonra, cüzdanı cebine koyarak spor alanına gitmesi, cüzdan içindeki paranın 207.500.000.-TL. olduğunun anlaşılmaması için bir kısmını ayırarak diğer cebine koyması, sanıktan alınan para ile çalınan para miktarının aynı olması, olayı takiben tel örgülerden atlayarak kışla dışına çıkması hususları sanığın gerek hazırlık, gerek son soruşturma aşamasındaki anlatımları ile mağdur, tanık ve diğer tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın arkadaşının parasını çaldığının mahkemece kabulünde bir isabetsizlik olmadığı görülmektedir.
Her ne kadar İstinabe yoluyla dinlenmesine karar verilen tanık Halil ÖZDEMİRin istinabe mahkemesine sevki için Birlik Komutanlığına yazılan talimat cevabı gelmeden, hazırlıktaki ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi usule uygun değil ise de, dava dosyasındaki sözlü ve yazılı deliller muvacehesinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususu sübuta erdiğinden etkili olmayan nisbi nitelikteki hataya işaretle yetinilmiştir.
Diğer yandan cezanın üç aylık taksitler halinde ve sekiz eşit taksitte (toplantı 24 ayda) ödeneceği hususu hükümde belirtildiğinden, sanığın bu konudaki temyizinde de bir isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, hükümden sonra 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 45 inci maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununda mevcut ağır para cezası kaldırılmış olup, yerine adli para cezası getirilmiş bulunmaktadır. Yine 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi yerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesi ikame edilmiş, 01 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile de adli para cezasının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler nedeniyle, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 2004 yılı için bir gün karşılığı 11.00.-YTL. üzerinden hesaplanması suretiyle, sonuç olarak 1650.00.-YTL. adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, 2.227.500.000.-TL. ağır para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı görülmüş ve hüküm uygulama yönünden bozulmuştur.
Bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-j maddesi uyarınca, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; yasaya aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve re'sen, uygulama yönünden BOZULMASINA;
Bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi uyarınca, hükmün 3 üncü paragrafının Sanık hakkında tertip edilen kısa süreli hapis cezasının bir gün karşılığı 9.00 (Dokuz) Yeni Türk Lirası üzerinden, sonuç olarak BİNALTIYÜZELLİ YENİ TÜRK LİRASI ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİNE;
Bu para cezasının sanıktan üç aylık taksitler halinde ve sekiz eşit taksitte toplam yirmidört ayda sanıktan alınmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının sanıktan tahsiline şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 08.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy