(1632 S. K. m. 50, 130, 136) (647 S. K. m. 4, 6) (765 S. K. m. 46, 47, 59) (5237 S. K. m. 32) (353 S. K. m. 221)
Askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçundan sanık terhisli P. Er Ahmet İNCE hakkında 5inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 17.09.2004 gün ve 2004/1265-582 sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 31.01.2006 gün ve 2006/573 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması görüşü ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 28.02.2004 tarihinde askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği sabit görülerek ASCKnın 130/1, 130/2 ve 50, TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca iki ay yirmi yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6ncı maddeleri uygulanıp sonuç olarak 1.291.950.000.TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine, meydana gelen 814.621.TL tutarındaki hazine zararının ASCKnın 130/son maddesi uyarınca sanıktan tahsiline karar verilmiştir.
Bu hüküm, sanık tarafından, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle tedavi görmekte olduğu ve şuurunun yerinde olmadığı belirtilerek süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede ise, sanıkta saptanan ruhsal bozukluğun, işlediği suç yönünden davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltıp azaltmadığı hususunda ayrıca araştırma ve belirleme yapılmamış olmasının noksan soruşturma oluşturduğu, ayrıca suç vasfının zarar doğuran nöbet talimatına aykırı hareket olarak vasıflandırılmamasının da yasaya aykırılık oluşturduğu belirtilerek, mahkumiyet hükmünün bozulması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Yapılan incelemede, sanığın 27.02.2004 tarihinde 23.00-01.00 saatleri arasında malzemelik nöbetçisi olarak görevlendirildiği, silahlı olarak ve silahın atım yatağında mermi olmaksızın nöbet hizmetine başlayan sanığın kısa bir süre sonra, kendisine teslim edilen silahın kurma kolunu çekip bıraktıktan sonra bir el ateş ettiği, müteakiben bir el daha ateş ettiği, ani müdahale mangası tarafından sanığa müdahale edilerek elinden silahın alındığı, sanığın sarf ettiği iki adet mermi nedeniyle 814.621 TL. tutarında hazine zararının oluştuğu, sanığın müşahedesi sonucunda, geçirilmiş konversif zeminde anksiyete bozukluğu tanısı konularak, suç tarihinde ve halen askerliğe elverişli olduğuna ve 765 sayılı TCKnın 46 ve 47nci maddelerinden yararlanamayacağına karar verildiği, dosyada mevcut delillerden belirlenmiş ise de, sanık aşamalardaki sorgu ve savunmaları ile temyiz dilekçesinde psikolojik sorunlarını ileri sürmektedir. Öte yandan, sanığın nöbet tuttuğu yere yakın 1 No.lu Kule nöbetçisi olan ve tanık olarak dinlenen Tarık KALAY ifadesinde, sanığın ateş etmeden önce bırakın lan onu diye bağırdığını belirtmektedir.
Her ne kadar, sanığın Diyarbakır Asker Hastanesinde tutulduğu adli gözlem sonucu geçirilmiş konversif zeminde anksiyete bozukluğu tanısı konarak 765 sayılı TCKnın 46 ve 47nci maddeleri kapsamında ceza ehliyetinin tam olduğu belirlenmiş ve aynı Hastane Sağlık Kurulunun 14.07.2004 tarih ve 3621 sayılı raporuyla suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu saptanmış ise de,
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 32nci maddesinde akıl hastalığı konusu 765 sayılı TCKdan farklı şekilde düzenlenip, tam akıl hastalığı-kısmi akıl hastalığı ayrımı terk edilerek tam akıl hastaları ile algılama ve irade yeteneği önemli derecede azalmış olan kısmi akıl hastaları arasında ceza sorumluluğu bakımından fark gözetilmemiş; ayrıca sözü edilen maddenin 2nci fıkrasıyla Türk Ceza Hukukuna önemli bir yenilik getirilerek, 1inci fıkrada yazılı derecede olmayan yani algılama ve irade yeteneğini tamamen kaldırmayan veya bunları önemli derecede azaltmayan akıl sağlığındaki ve bilinçteki bozukluk nedeniyle, işlediği fiilin haksız niteliğini tam olarak değerlendiremeyen failler hakkında ceza indirimi ya da ceza süresi kadar güvenlik tedbiri uygulaması öngörülmüştür.
Bu yeni düzenleme kapsamında sanığın suç tarihlerindeki akli durumunun ve ceza ehliyetinin yeniden tespiti için psikiyatri uzmanı bir bilirkişi görüşünün alınmasına gerek bulunduğundan hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, Askeri Ceza Kanununun Mallara Karşı Yapılan Diğer Suçlar başlıklı Sekizinci Faslında yer alan ASCKnın 130uncu maddesi; Askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybeden veya harap olmasına sebebiyet veren veya özel menfaati için kullanan asker kişiler....cezalandırılırlar. şeklindedir.
Askeri Ceza Kanununun Hizmet ve Vazifenin İhlâli başlıklı Dokuzuncu Faslında yer alan ASCKnun 136ncı maddesi; 1. Her kim askeri karakolun veya müfrezenin veyahut hususi bir vazife ile mükellef olan bir kısım askerin kumandanı veya subaylarından veyahut nöbetçi iken kasten veya tekasülünden:
A) Kendisini verilen vazifeyi yapamayacak hâle korsa;
B) Nöbet mahallini terk ederse yahut verilen sair talimata mugayir hareket ederse;
C) Her iki hâlde de bir mazarratı mucip olursa... cezalandırılır. hükmünü içermektedir.
Görüldüğü gibi, ASCKnun 130uncu maddesinde düzenlenmiş askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak ve askeri eşyayı kasten tahrip suçları ile ASCKnun 136ncı maddesinde düzenlenmiş mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçlarının, maddi ve manevi unsurları ile Askeri Ceza Kanunu içerisinde yer aldıkları fasıllara göre farklı hukuki değerleri korudukları açıktır.
ASCKnın 136ncı maddesinde düzenlenen mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçu kasten işlenebildiği gibi tekasül ile de işlenebilen bir suç olup nöbet talimatında uyulması gereken hususlara aykırı davranmak sonucu mazarrat meydana gelmişse belirtilen suç oluşmaktadır. Bu suç, nöbet hizmetini ifa eden asker kişilerin nöbetle ilgili talimatlara aykırı davranmalarını ve nöbet hizmetinin aksamasını veya talimata aykırılık nedeniyle zarar oluşmasını önlemeyi amaçlayan bir askeri suç olarak düzenlenmiştir. ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen suçlardan biri olan askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunun oluşması için, askeri hizmet için tahsis edilmiş eşyanın tahsis gayesi dışında, şahsi menfaat sağlamak amacıyla kullanılması şarttır. Suçun manevi unsuru, şahsi menfaat sağlamak amacına yönelik kasttır. Askeri hizmete mahsus bir şeyin kasten tahrip edilmesi de ASCKnın 130uncu maddesinde müeyyide altına alınmış suçlardan birisi olup, bu suçu maddede belirtilen diğer bir suç olan askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçundan ayıran ölçüt, suçun işlenmesine neden olan amaç ve saiktir. Tahrip, yıkma, kırıp dökme, bozma, harap etme anlamındadır. Eşyanın tahribi herhangi bir biçimde yapılabilir. Bu suçta suçun unsurlarına ilişkin kastın yanı sıra, failin belli bir amaç doğrultusunda veya belli bir saikle hareket etmesi, bir manevi unsur olarak aranmaktadır.
Somut olayda, sanığın suçu işlerken silah atma heves ve arzusu ile hareket ettiği Askeri Mahkemece kabul edilmiş ise de, bu durum dosya kapsamındaki delilerle örtüşmemektedir. Diğer bir deyişle, sanığın şahsi menfaat sağlama amacıyla hareket etmediği görülmektedir. Oysa, maddi vakıa kapsamında açığa çıkan hareketlerden anlaşılan suç kastı itibarıyla sanığın nöbet talimatına aykırı hareket etmek şuur ve iradesiyle hareket ettiği ortadadır. Sanığın sübut bulan eyleminin mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı bulunduğundan, hükmün suç vasfı bakımından da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1 inci maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma ve suç vasfı yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 15.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy