(1632 S. K. m. 82, 88) (765 S. K. m. 51, 59) (647 S. K. m. 4, 6) (353 S. K. m. 166)
Askeri mahkemece; sanığın, 23.5.2002 tarihinde toplu asker karşısında üste saygısızlık suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 82/1, TCK' nın 51/3 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Mahkûmiyet hükmü sanık tarafından, özetle; herhangi bir kusurunun olmadığı, üstü A.Ç.'nin ayağına vurması ve tokat atmasına rağmen sükunetini bozmadığı, beraatına karar verilmesi gerektiği, ayrıca verilen cezaya 647 sayılı kanunun 4 ve 6'ncı maddelerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenle hükmün bozulması gerektiği sebepleriyle temyiz edilmiştir
Tebliğnamede, hükmün usul ve uygulamadan bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Diğer sanıklar Yzb. T.D. ve Astsb. A.Ç. haklarında asta müessir fiil suçundan verilen ertelemeli mahkûmiyet hükümleri temyiz edilmemekle kesinleşmiş olduğundan inceleme dışı tutulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden; askeri savcılık tarafından düzenlenen iddianame ile; Sanık Astsb.Kd.Çvş. A.Ç.'nin bölük personeline eğitim yaptırmakta iken sanık Shh.Onb. B.P.'nin esas duruşunun hatalı olduğunu gördüğü, sanığı esas duruşa geçmesi için uyardığı, sanık B.P.'nin esas duruşa geçmeyerek yüksek sesle gece üçe kadar çalıştım üstüme gelmeyin diye bağırdığı, sanık Astsb. A.Ç.'nin susması ve esas duruşa geçmesi için ikaz etmesine rağmen, sanığın esas duruşa geçmeyerek bağırmaya devam ettiği, böylece sanık B.P.'nin toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiasıyla ve eylemine uyan ASCK'nın 88'inci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı;
Askeri mahkemece maddi vakıanın; ...Diğer tanıkların beyanlarına nazaran da A.Ç. tarafından sanık B.P.'ye tokatla vurulup esas duruşa geçmesi yolunda emir verildiği anlaşılmakla birlikte, sanık B.P'nin esas duruşa geçip geçmediği konusunda tanıklar bir beyanda bulunmamışlardır.
Ancak olayın gelişimine göre sanık B.P.'nin diğer sanığın kendisine yönelik eylemleri sonucunda gece saat 03.00'a kadar çalıştığını, yorgun olduğunu beyan etmiş olması, tanık B.B.'nin beyanına nazaran, olay sırasında dönüş hareketlerinin yapılmakta olması, bu eğitimin talimatlara göre esas duruşta yapılmakta olması nedeniyle, sanık B.P.'nin hareketi yanlış yaptığı, mangaya eğitim yaptırmak ve eğitimde yapılacak hareketleri öğretmekle görevli olan A.Ç.'nin de hareketin düzgün yapılması için sanık B.P.'nin esas duruşa geçmesini istediği, bunun üzerine sanık B.P.'nin karşılık vermesi üzerine, tartışmanın başladığı nazara alındığında, sanık B.P:'nin o ana kadar verilen eğitim ile ilgili komutlara uyduğu da nazara alındığında, eyleminde itaatsizlik kastının bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Ancak, sanık B.P.'nin olay sırasında üstü olan A.Ç.'nin ikazlarına rağmen bağırarak konuşmaya devam etmesi ve yeter artık, bıktım sizden, biz buraya askerlik yapmaya mı geldik, dayak yemeye mi geldik şeklinde sözler söyleyip, el kol hareketleri yapması, elini havaya doğru kaldırması nedeniyle, TSK İç Hizmet Kanunun ve İç Hizmet Yönetmeliğinin 4-12 maddelerine nazaran, amir ve üstlerine karşı umumi adap ve askeri usullere göre, hürmet göstermeye mecbur olduğu hâlde bu hürmeti göstermediği, bu eylemin üste saygısızlık suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. şeklindeki kabulle mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Usul yönünden yapılan incelemede:
353 sayılı kanunun 166'ncı maddesinde Sanık, suçun hukuki mahiyetinin değişmesinden önce, haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları ile gösterilen suça ilişkin kanun hükmünden başkası ile mahkûm edilemez hükmü yer almaktadır. Bu maddede düzenlenen ek savunma müessesesi, suçun mahiyet ve niteliğinde değişme olması hâlinde, sanığın haberdar edilerek değişen suç niteliğine göre savunmasını hazırlamasına imkân verebilmek için konulmuştur.
Burada iddianamede gösterilen, ya da duruşmada vasfı değiştirilen suçun nitelendirilmesi önem arz etmekte, ek savunma alınmadan bu niteleme dışında başka bir suçtan ceza verilmemesi amaçlanmaktadır.
Somut olay irdelendiğinde, askerî savcılık tarafından düzenlenen iddianamede, sanığın toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan eylemine uyan ASCK'nın 88'inci maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Askerî mahkemece sanığın sorgu ve savunması için Samsun Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmış, talimata sanığın eyleminin sübutu hâlinde, toplu asker karşısında üste hürmetsizlik suçundan eylemine uyan, ASCK'nın 82/1'inci maddesi gereğince cezalandırılması ihtimaline binaen ek savunmasının da tespit edilerek gönderilmesi istenmiştir. İstinabe edilen Samsun Asliye Ceza Mahkemesince, usulüne uygun olarak çağrılan ve kimliği tespit edilen sanığa, talimat ve ekleri okunduktan sonra yasal haklarının hatırlatıldığı, sanığın vareste talebi üzerine, sorgusunun tespit edildiği, ancak sorgusunun sadece iddianame kapsamında tespit edildiği, ek savunmasının alınmadığı, sanığın sorgusunun, vareste tutulduktan sonra askerî mahkemede 27.3.2003 tarihli duruşmada okunduğu, bilahare de, bu eksiklik giderilmeden hüküm duruşmasında sanığın toplu asker karşısında üste saygısızlık suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 82/1 'inci maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durum, yukarıda belirtilen 353 sayılı kanunun 166'ncı maddesine aykırılık oluşturmakta ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bir usule aykırılık teşkil etmektedir.
Askeri mahkemece tesis edilen mahkûmiyet hükmünde yukarıda belirtilen usule aykırılık bulunmakla birlikte, esas yönünden de inceleme yapılmıştır.
Esas Yönünden Yapılan İncelemede:
Sanık Bl.K.lığınca alınan hazırlık ifadesinde, olay günü bölükle beraber eğitim yaparken A.Ç.'nin kendisine vurduğunu ve esas duruşunu göster dediğini, kendisinin gece 03.30'a kadar çalıştığını ve farkında olmadan esas duruşunun bozuk olduğunu söylediğini, buna rağmen tekrar ardı ardına vurmaya başladığını, canı yandığı için elini tuttuğunu ve durumu tekrar açıklamaya çalıştığını, ama yine konuşmasına fırsat vermediğini beyan etmiş; Tb.K. tarafından alınan ifadesinde de, bölük garajında yanaşık düzen eğitimi yaparken, eğitim yaptıran Astsb. A.Ç.'nin yanına gelerek ve ayaklarına bir kez vurarak kollarını kapat esas duruşunu göster dediğini, kendisinin komutanım yorgunum demesi üzerine, susmasını söyleyerek avucunun içiyle ensesine vurmaya başladığını, canı yandığı için ellerini tutarak bana vuramazsınız dediğini beyan etmiş, istinabe mahkemesinde tespit edilen sorgusunda da aynı savunmalarını tekrar etmiştir.
Tanık B.B. Tb.K.'lığınca tespit edilen hazırlık ifadesinde; yanaşık düzen eğitimi esnasında esas duruşu bozuk olduğu için ayağına tekme vurarak esas duruşunu düzeltmesini söylediğini, daha sonra kollarına vurduğunu, B.P. gece üç buçuğa kadar çalıştık komutanım deyince, tokat atıp konuşma dediğini, B.P.'nin ifadeleri arkasından konuşma diyerek tokat atmaya devam ettiğini. Daha sonra B.P.'nin Astsb. A.Ç.'nin elini tuttuğunu, biz buraya askerlik yapmaya mı geldik dayak yemeye mi geldik dediğini beyan etmiş, dosyadaki yeminli ifadesinde aynı hususları tekrarlayarak, ancak sanığın esas duruşunun bozuk olduğunu görmediğini tahmin ettiğini, A.Ç. Astsubay'ın da sanığa sert olmayacak dozlarda vurduğunu beyan etmiş, talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde de aynı hususları tekrarlamıştır.
Tanık G.U. hazırlık ifadesinde eğitim sırasında A.Ç.'nin sanık B.P.'ye esas duruşunu düzeltmesini söylediğini, sanığın Komutanım gece 03.00-03.30'a kadar çalıştım, hasta baktığım için ayakta duracak hâlim yok dediğini, A.Ç.'nin sanığa susması konusunda ikaz ederek, eli ile ensesine vurmaya başladığını, sanığın ise yeter artık dediğini beyan etmiş, talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde de, hazırlık ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuş, okunan hazırlık ifadesinin doğru olduğunu belirtmiştir.
Tanık İ.K.'da hazırlık ifadesinde, olayın gelişimini diğer iki tanık gibi anlatmış, en sonunda sanığın Yeter artık buraya dayak yemeye gelmedik dediğini, beyan etmiş, dosyada (isimsiz) talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde, önceki ifadelerini tekrar ettiğini, A.Ç.'nin sanığın ensesine tokatla normal bir şekilde vurduğunu, susturmak amacıyla karşı geldiği için vurduğunu beyan etmiş, yine talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde ise; eğitim sırasında A.Ç.'nin sanığa esas duruşunu düzeltmesini söylediğini, B.P.'nin düzeltmediğini ve birden bağırmaya başladığını, gece üçe kadar çalıştım yorgunumu şeklinde bağırdığını, Astsb. A.Ç.'nin tekrar sanığı uyardığını ve esas duruşunu düzeltmesini söylediğini, ikincisinde de B.P.'nin tekrar bağırmaya başladığını, bu sırada Astsb.'in, sanığın ensesine normal bir şekilde şiddet içermeyecek tarzda uyan mahiyetinde dikkatini çekmek amacıyla vurduğunu beyan etmiş, hazırlık beyanı okunmasına rağmen çelişkiler giderilmemiştir.
Tanık Ütğm. A.Ç., hazırlık ifadelerinde olay günü disiplin eğitimi olarak yanaşık düzen eğitimi yapıldığını, kendisinin emir komutasında eğitim yapılırken A.Ç. Astsb.'in eğitim yaptırdığı yerden birtakım sesler (bağrışmalar) duyunca, seslerin geldiğini yöne baktığında B.P.'nin sol kolunu havaya kaldırarak Astsb. A.Ç.'ye bağırdığını (yeter artık, bu ne ya gibi) saygısızca ifadeler kullandığını gördüğünü beyan etmiş; talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde ise, hazırlık ifadesinde söylediği sözleri duymadığını, yorumlayarak bu sözleri çıkardığını, olay sırasında bağrışmalar üzerine baktığında Astsb. A.Ç.'nin sanığa sen bu şekilde duramazsın gibi sözler söylediğini, sanığın da Astsb. A.Ç.'ye elini kolunu sallayarak Sen de bana bu şekilde davranamazsın, bana vuramazsın dediğini, yanlarına gidip Astsb. A.Ç.'ye olayı sorduğunu, sanık B.P.'ye bir şey sormadığını, A.Ç. Astsb.'ya sanığı Bl.K.nın yanma götürmesini söylediğini, giderken sanık B.P.'ye sen bu şekilde davranamazsın, cezanı çekeceksin deyince, sanığın da çekeriz komutanım dediğini beyan etmiştir.
Tanık A.S. hazırlık ifadesinde, olay günü Astsb. A.Ç.'nin yanında kendisinin de görevli olduğunu, Astsb. A.Ç.'nin takıma toplu olarak geriye dönüş yaptırmakta iken, sanığın esas duruşunun bozuk olduğunu, Astsb. A.Ç.'nin yüksek sesle ikaz ettiğini, B.P.'nin bunun üzerine konuşmaya başladığını, Astsb. A.Ç.'nin sanığın yanına yanaşıp, sus diyerek ikaz ettiğini ve elleriyle sanığın kollarını bastırdığını, sanığın susmayarak yeter artık, saat 03.00'a kadar revirde çalıştım, bıktık artık sizden gibi ifadeler kullandığını duyduğunu, A.Ç.'nin sanığın ensesinden tuttuğunu, sanığın da Astsb. A.Ç.'nin elinden tutarak engel olduğunu beyan etmiş, talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde, olay sırasında sanığın yeter artık, saat 03.00'a kadar revirde çalıştım, bıktık gibilerden söz sarf ettiğini, Astsb. A.Ç.'nin sanık B.P.'ye birkaç sefer sus diye yüzüne tokat şeklinde vurduğunu, sanığında Astsb. A.Ç.'nin kolundan tutarak engel olmaya çalıştığını beyan etmiştir.
Diğer sanık Astsb. A.Ç. ise, hazırlık ifadelerinde eğitim sırasında esas duruşunu bozuk olarak gördüğü sanığı ikaz ettiğini, bir düzelme olmayınca sağ ayağının içiyle ayaklarının birleşmesi için hafifçe topuklarına vurduğunu, kollarını kapatması için hafifçe dirseklerinden ittiğini, ensesine avucunun içiyle hafifçe iki üç defa acı vermek kastı olmadan dokunduğunu, iki üç defa susmasını sözlü olarak ikaz ettiğini, sanığın susmayıp saat üçe kadar çalıştım, yeter artık, bıktım artık sizden, askerlikten gibi ifadeler kullandığını beyan etmiş, talimatla sanık sıfatıyla tespit edilen sorgusunda, aynı beyanlarını tekrar etmiş, sanığın artık bıktık şeklinde sözlerle isyankar tavırlar sergilediğini beyan etmiştir.
Sanığın savunmaları ve yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ışığında somut olay irdelendiğinde; olayın 23.5.2002 günü bölük garajında P.Ütğm. A.Ç.'nin nezaretinde disiplin eğitimi olarak, yanaşık düzen eğitimi yapıldığı sırada meydana geldiği ve bölüğün 3 takım hâlinde eğitim yaparken, sanıklardan başka yediden fazla askerin hizmet amacıyla bulunduğu, dolayısıyla toplu asker unsurunun oluştuğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Askeri mahkemece, sanığın eylemi olay sırasında üstü olan A.Ç.'nin ikazlarına rağmen, bağırarak konuşmaya devam etmesi ve yeter artık, bıktım sizden, biz buraya askerlik yapmaya mı geldik, dayak yemeye mi geldik şeklinde sözler söyleyip el kol hareketleri yapması, elini havaya doğru kaldırması nedeniyle üst'e saygısızlık olarak nitelendirilmiştir.
Askeri mahkemece kabul edilen bıktım sizden sözü sadece diğer sanık Astsb. A.Ç.'nin hazırlık ve tanık A.S.'nin hazırlık ifadelerinde geçmektedir. Diğer tanıklar sanığın bu sözü söylediğine dair bir beyanda bulunmadıkları gibi, tanık Abdülkadir'in talimatla alınan yeminli ifadesinde de, sanığın bu şekilde söz söylediğine dair bir beyanı bulunmamaktadır.
Yine sanığın el kol hareketleri yaptığı, elini havaya doğru kaldırdığı hususu sadece tanık Ütğm. A.Ç.'nin ifadesinde geçmektedir. Diğer tanıklar ise, böyle bir ifadede bulunmadıkları gibi, diğer sanıkta sanığın sadece isyankâr bir tavır sergilediğini beyan etmiştir.
Dolayısıyla, olay tarihi itibarıyla 14 aylık asker olup onbaşı rütbesi ile askerlik hizmetini yapan sanığın, Bl.K. emriyle bütün bölüğün disiplin eğitimi için yanaşık düzen eğitimi yaptığı bölük garajında, eğitim esnasında dönüş eğitimi yapılırken esas duruşunun bozuk olması üzerine, eğitimi yaptıran diğer sanık Astsb. A.Ç.'nin esas duruşunu düzelt demesi üzerine, komutanım hitabıyla başlayan ve akabinde gece 03.30 kadar çalıştım yorgunum şeklinde devam eden açıklamalarda herhangi bir saygısızlık olmadığı hâlde, Astsb. A.Ç.'nin sanığın esas duruşunu düzeltmesi için, önce ayaklarıyla sanığın ayağına vurması, daha sonra 'sus, konuşma diyerek bu defa, sanığın ensesine tokatla vurmaya devam etmesi üzerine, sanığın canının acıması nedeniyle yeter artık, biz buraya askerlik yapmaya mı geldik, dayak yemeye mi geldik şeklinde bağırması ve halen ensesine vuran Astsb. A.Ç.'nin elini tutmaya çalışması şeklinde gelişen olayda, sanığın üste saygısızlık suçunu işlediğini kabul etmek hukuka uygun görülmemiştir.
Zira, bu suçun ceza kanunlarında yazılan tipe uygun maddi unsurunun yanında, sanığın kastını gösteren manevi unsurunun da oluşması gerekmektedir.
Bir disiplin eğitimi olup, görülen hataların düzeltilmesi ve aynı hataların tekrar yapılmaması için toplu halde yapılan yanaşık düzen eğitimlerinin amacı, görülen hataların düzeltilmesi, disiplinin pekiştirilmesidir. K.K.K. Birlik Eğitim Yönergesinde, yanaşık düzen eğitiminin, personelin askerliğe adım attığı ilk günden, terhis olacağı güne kadar sürekli olarak uygulanacağı ve bir disiplin eğitimi anlayışı içerisinde icra edileceği belirtilmiş, yanaşık düzen eğitiminin, plânlanan programın dışında, eğitime gidiş ve gelişlerde günlük mesainin her safhasında fırsat eğitimi şeklinde de, uygulamaya devam edileceği belirtilmiştir. (KKY 164-1. Kara Kuvvetleri Birlik Eğitim Yönergesi 2004).
Olay günü esas duruşu hatalı bile olsa, eğitimin maksadı olan bu hatanın düzeltilmesi için, eğiticinin yani diğer sanık Astsb. A.Ç.'nin, hareketin doğrusunu gösterip, hatalarını sanığa anlatması gerekirken, fiziki şiddet uygulayarak sanığın önce ayaklarına, sonra ensesine canını acıtacak şekilde vurması karşısında, sanığın hareketsiz kalması beklenemeyeceğinden, canının acıması nedeniyle gösterdiği tepkisel hareket ve suç teşkil etmeyecek şekilde durumunu belirtecek şekilde söylediği sözlerde suç kastının bulunmadığı anlaşılmakla, askeri mahkemece beraat yerine mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi yasaya aykırı görüldüğünden hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy