(1632 S. K. m. 47, 66, Ek m. 8) (765 S. K. m. 59) (5237 S. K. m. 50, 62) (353 S. K. m. 54, 55, 202, 203, 204, 214, 217, 253) (7201 S. K. m. 28, 29, 30, 31) (Tebligat Tüzüğü m. 46, 47, 48, 49)
İzin tecavüzü suçundan hükümlü P.Er Ali İzzet KIZEK hakkındaki 5inci Zh.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.08.2005 tarih ve 2005/1751 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 06.02.2006 tarih ve 2006/713 sayılı ve itirazın reddi istemini içeren tebliğnamesine bağlı olarak gönderilen evrak üzerinden yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5inci Zh.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.12.2002 tarih ve 2002/2474-1396 esas ve karar sayılı hükmü ile sanık P.Er Ali İzzet KIZEKin 26.06.2002-11.10.2002 tarihleri arasında işlediği yakalanmakla son bulan izin tecavüzü suçundan dolayı ASCKnın 66/1-b ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, yokluğunda tefhim edilen hükmün sanığa tebliği için yazılan müzekkerelere rağmen adreslerinde bulunamaması üzerine hükmün ilanen tebliğ yolu ile 22.11.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak tebliğ edildiği ve 15.12.2004 tarihi itibarıyla hükme kesinleşme şerhi verildiği,
İnfaz aşamasında, Cumhuriyet Savcılığının talebi ile harekete geçen Askeri Savcılığın infaz edilecek cezanın belirlenmesi istemi üzerine, 5inci Zh.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.08.2005 tarih ve 2005/1751 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yasaların hükümlü yönünden lehe bir durum yaratmadığı belirtilerek izin tecavüzü suçundan dolayı verilen 10 ay hapis cezasının kesin hükümde belirtildiği şekilde yerine getirilmesine karar verildiği,
Hükümlünün bu karara karşı Mahkumiyet hükmünün kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle temyiz edemediğini, hükmün kesinleştirilmemesi gerektiğini, bu nedenle 16.08.2005 tarihli karara itiraz ettiğini belirterek istemde bulunduğu, tebliğnamede, itirazın reddi yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Hükümlünün 09.12.2005 tarihli dilekçesindeki iradesinin, ilanen tebliğin kanuna uygun olmadığını ileri sürerek temyiz hakkının kullanılmasına yönelik olduğu, eski hale getirme ile ilgili 353 sayılı Kanunun 54 ve 55inci maddelerinde ifade olunan, bazı nedenlerle bir mehile uymak imkansızlığının ortaya çıkması ve bu engelin kalkması gibi bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirilerek itiraz konusu, eski hale getirme ile ilgili görülmemiş; hükümlünün talebi yapılan tebligatın geçerli olmamasına dayalı olarak, hükmün kesinleştirilmesinin doğru olmadığını ve temyiz hakkının kullanılmasının sağlanması için infazın durdurulmasını istemek olarak değerlendirilmiş ve konunun 353 sayılı Kanunun 253üncü maddesindeki müessese içinde ele alınıp, aynı Kanunun 202, 203, 204, 214 ve 217nci maddeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yapılan incelemede; hükümlünün dava dosyasında mevcut olan ve kıtasınca bildirilen telefon ve oturma adresleri ile sorgusu sırasında beyan ettiği Çanakkale ve İstanbul adresleri itibarıyla gerekli yazışma ve araştırmalar yapılmış olmasına karşın hükmün kendisine tebliğ edilemediği, beyan ettiği adreslerinden yeni adres bırakmadan ayrıldığının belirlendiği, annesine ulaşıldığı halde adresinin belirsiz olduğunun öğrenildiği ve araştırmaların bir sonuç vermeyip sanığın adresinin meçhul olduğunun saptanması üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28, 29, 30 ve 31inci maddeleri ve Tebligat Tüzüğünün 46, 47, 48, 49uncu maddelerine uygun olarak ilanen tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan tebligat Kanuna uygun olup, sanığın süresinde temyiz başvurusu yapmadığı görüldüğünden temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, hükümlünün 16.08.2005 tarihli karara yönelik nedensiz itirazı üzerine sözü edilen duruşmasız işlere dair karar incelendiğinde;
İnceleme konusu ilanen tebliğ edilerek kesinleşen hükümle, hükümlünün sabit sayılan izin tecavüzü eylemi nedeniyle ASCKnın 66ncı maddesi uyarınca temel ceza olarak hapis cezası verilmiş olup bu madde halen yürürlükte olduğundan ve 5237 sayılı TCKnın hükümleri anılan maddede bir değişiklik yapmadığından lehe kanun kuralının uygulanmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir. Yine hükümlü hakkında 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesi uyarınca 1/6 oranında uygulanan takdiri indirimin, 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı TCKnın 62inci maddesinde de indirim için aynı şekilde 1/6 oranının benimsenmesi karşısında, hükmün değiştirilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan, sırf askeri suç niteliğinde olan izin tecavüzü suçundan dolayı 5329 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın Ek-8inci maddesi hükmü uyarınca cezanın 5237 sayılı TCKnın 50nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkün olmadığı gibi, ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri karşısında cezanın ertelenmesine de kanuni imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Mahkemece tesis olunan duruşmasız işlere dair kararda da bir isabetsizlik bulunmadığı ve inceleme konusu kesin hükümdeki hapis cezası yönünden lehe kanun kuralının uygulanmasını gerektirir koşulların oluşmadığı görüldüğünden, hükümlünün itirazının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hükümlünün mahkumiyet hükmüne karşı süresinde yapılmayan temyiz isteminin 353 sayılı Kanunun 217/1inci maddesi uyarınca ve 5inci Zh.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.08.2005 tarih ve 2005/1751 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına yönelik kabule değer görülmeyen itirazının 353 sayılı Kanunun 204üncü maddesi uyarınca REDDİNE,
Tebliğnameye uygun olarak, 15.02.2006 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy